ADANA’DA SU KRİZİNİN EŞİĞİNDE TÜRKİYE VE DÜNYA PANELİ
Suyun Krizi: İnsan mı, Ekosistem mi?
TMMOB Adana İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Makine Mühendisler Odası Adana Şube Başkanı Kerem Şahin, “Su Krizi Bir Doğa Olayı Değil, Politik Bir Tercihtir.” dedi.
ÇÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burçak Kapur, “Eğer gerekli önlemler alınmazsa, 2050’ye kadar Türkiye'nin %60'ı çölleşme riskiyle karşı karşıya kalacak.” diye konuştu
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Adana İl Koordinasyon Kurulu ve Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından dünya su gününde, “Su krizinin eşiğinde Türkiye ve Dünya “ konulu panel düzenlendi.
Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonunda, moderatörlüğünü Gıda Mühendisi Şehmus Alparslan’ın yaptığı panelde, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer yaptığı konuşmada, suyun önemine değindi,
Adana’da içme suyu konusunda yapılan çalışmaları anlattı. Geçer, şöyle konuştu:
“Küresel iklim krizinin kapımızda değil, artık penceremizi zorladığı bir dönemden geçiyoruz. Su sonsuzdur yanılgısının yerine, su değerlidir ve tükenmektedir gerçeğini anlatır.. Suyu geleceğini korumak için sadece teknik altyapı çalışmalarının yanı sıra suyumuzu korumaya yönelik esasen bir anlayış, bir farkındalık inşa etmek istiyoruz. Ne yapıyoruz peki? Kayıp ve kaçakla mücadele ediyoruz. Modern arıtma tesisleri yapıyor, doğaya bıraktığımız suyun temizliğini en üst standartlarda tutuyoruz. Tarımda tasarruf adımları atıyoruz. Vahşi sulama yerine modern teknikleri destekleme noktasında çalışıyoruz. Su yönetimi asla belediyelerin, mühendislerin, aktivitelerin, hükümetlerin tek başına yönetebileceği bir iş olarak görmüyoruz. Bu toplumsal bir uzlaşı ve bilinç meselesidir. Doğaya hükmetmek değil, doğayla uyum içerisinde yaşamak zorunda olduğumuzu vurgulamak isterim.“
ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN VEKİLİ GÜNGÖR GÖÇER
TMMOB Adana İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri ve MMO Adana Şube Başkanı Kerem Şahin, su krizi, doğanın değil; yanlış politikaların, kontrolsüz büyüme hırsının ve eşitsizliklerin sonucu olduğunu söyledi. “Su Krizi Bir Doğa Olayı Değil, Politik Bir Tercihtir. diyen Şahin, şöyle konuştu:
“Bugün dünyada 2 milyardan fazla insan temiz suya erişemiyor. Bu rakam, kuraklık kadar; yanlış kentleşme, plansız tarım politikaları, suyun özelleştirilmesi, endüstriyel talanın bir sonucudur.
Bir ülkenin petrolünü alırsınız, ekonomisini etkilersiniz. Ama bir ülkenin suyunu kontrol ederseniz, toplumunu, tarımını, sağlığını, geleceğini kontrol edersiniz. İklim krizi artık uzak bir ihtimal değil; kapımızda değil, içimizde.
Devletler suyu bir “hizmet” gibi sunamaz. Su, bir haktır. Bu nedenle devletlerin görevi: suyu özelleştirmek değil, korumak; şirketlere devretmek değil, halkın kullanımına sunmak; suyu bir gelir kapısı değil, bir yaşam kaynağı olarak görmek olmalıdır.
Su Panelistleri
Buradan yerel yönetimlere de seslenmek istiyorum. Su faturaları, insanların temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar yüksek. Bu kabul edilemez. Bir insanın susuz kalması, hem devletin hem de yerel yönetimlerin başarısızlığıdır. Suyunu koruyamayan toplumlar, geleceğini koruyamaz. Suyunu yönetemeyen devletler, bağımsızlığını yönetemez. Suyunu şirketlere teslim eden ülkeler, halkının kaderini teslim eder.
Bu nedenle su politikası, ulusal güvenlik politikasıdır. Suyun korunması, bir çevrecilik romantizmi değil; bir varoluş mücadelesidir. Suya Sahip Çıkmak, Hayata Sahip Çıkmaktır. Bugün burada konuştuğumuz her şey, aslında tek bir gerçeğe çıkıyor: Su, geleceğin en kritik politik meselesidir. Eğer suyu koruyamazsak; demokrasiyi, sağlığı, tarımı, ekonomiyi, toplumsal barışı koruyamayız.
Üzülerek görüyoruz ki tüm uyarılarımıza rağmen, içilebilir su kaynaklarımızın tükenmesine ve doğal afet kaynaklı yıkımların artmasına sebep olan merkezi ve yerel yönetim politikalarında ısrar edilmektedir. Doğanın metalaştırılmasının bir insanlık suçu olduğunu, sağlıklı ve temiz bir dünyada yaşamanın ekonomik kaygılardan bağımsız bir hak olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz”