Vitrin Medyası ve Ödül Borsası: Liyakat Gitti, “PR” Geldi!

"Yılın Hemşiresi" ödülü verilmesi kadar trajikomik ve anlamsızdır.

Bir basın derneğinin düzenlediği "Basın Ödülleri" töreninde sahneye çıkan isimlere bakıyorsunuz: Bir tarafta milyarlık ihalelerin aktörü bir iş insanı, diğer tarafta imza yetkisini elinde tutan bir bürokrat...
İnsan sormadan edemiyor: Bu isimler hangi manşeti attı, hangi yolsuzluğu ortaya çıkardı ya da hangi toplumsal yaranın üzerine kalem oynattı ki "Basın Ödülü" alıyor?
Hani liyakat ve ehliyet en kutsal ölçütümüzdü? Görünen o ki, bu kavramlar artık sadece süslü kürsü konuşmalarını süsleyen, içi boşaltılmış birer söylemden ibaret.
#Gazeteci Figüran, Güç Odakları Başrolde
Bu tür organizasyonlarda ödül alan asıl emekçiler, ne yazık ki sadece vitrini tamamlayan birer figürana dönüştürülüyor.
Asıl amaç; kimin geceye gerçekten değer kattığı veya mesleğe ömrünü verdiği değil; "Kimi çağırırsak daha çok sponsor buluruz, kim gelirse salonda daha çok ses getirir?" oportünizmidir.
Bakanlara, valilere, belediye başkanlarına karşı uygulanan bu "Ağam-Paşam" diplomasisinin tek bir gizli mesajı var: "Biz buradayız, güçlüyüz ve sizinle aramız iyi." İşte bu, gazetecilik onurunun, PR (Halkla İlişkiler) faaliyetlerine meze edilmesidir.
#Salonda Derin Bir Sessizlik Yaratacak O Soru
Oysa o pırıltılı salonlarda, alkış tufanının ortasında gerçekten sorgulayıcı ve omurgalı bir yönetici çıkıp şu soruyu sorsa ne olurdu?
"Bu ödüllerin nesnel kriteri nedir? Sahneye davet ettiğiniz bu iş insanı, hangi araştırmacı gazetecilik başarısıyla, hangi fikri takiple bu ödülü hak etti?" Emin olun, o şatafatlı salonda buz gibi, derin bir sessizlik oluşurdu. Çünkü bu sorunun, çıkara ve ranta dayalı ilişkiler ağında hiçbir mantıklı cevabı yoktur.
"Yılın Hemşiresi" Komedisi
Bu absürt durum; Hemşireler Günü’nde, hayatında eline şırınga almamış bir basın mensubuna sırf "hatırı var" diye "Yılın Hemşiresi" ödülü verilmesi kadar trajikomik ve anlamsızdır.
Sektör dışı aktörlerin basın ödülleriyle taçlandırılması, mesleğin kendi öz evlatlarına yapılan açık bir haksızlıktır, emek hırsızlığıdır.
Ödüller; ahbap-çavuş ilişkilerine, siyasi gösterişe, holding sponsorluklarına ya da reklam takaslarına göre dağıtılamaz.
Ödülün yakıtı dostluk değil; liyakat, alın teri ve somut başarı olmalıdır. Aksi hâlde bu tür törenler, ödül alanın değerini yükseltmediği gibi, o ödülü veren kurumun da mesleğin de itibarını yerle yeksan eder. Medya, güce ayna tutmak yerine gücün gölgesine sığınıyorsa, orada basından değil, ancak bir "alkış korosu"ndan söz edilebilir. ABİT TAŞCILAR
Benzer Videolar