301 MADENCİ BİRDAHA EVE DÖNMEDİ
Ama unutmak, ikinci kez kaybetmektir.
Soma maden faciası üzerinden yıllar geçti; ama bazı günler takvimden silinse de vicdandan silinmez. Çünkü o gün sadece bir maden ocağında yangın çıkmadı; 301 yuvanın ocağı söndü. Bir ülke, akşam haberlerinde sadece rakam duymadı; her biri ayrı bir hayat olan 301 insanın sessizliğini duydu.
ŞEYMA KARATEKE'NİN ÖZEL HABERİ
Soma’da yerin altına inenler, ölümü değil ekmeği arıyordu. Ellerindeki nasır, alınlarındaki ter, çocuklarının geleceği içindi. Kimi eve ekmek götürmek, kimi çocuğuna bayramlık almak, kimi borcunu kapatmak için girmişti karanlığın içine. Hiçbiri o sabah vedalaşırken son kez sarıldığını bilmiyordu. Bazı vedalar vardır; söylenmeden sonsuzlaşır.
Soma da böyle bir vedaydı.
Bir baret düşünün; içinde sahibinin sıcaklığı kalmış. Bir çizme düşünün; kapının önünde sessizce bekliyor. Bir çocuk düşünün; kapıya her bakışında “babam gelir” diye umut ediyor. O gün sadece yer altı kararmadı; nice evin içi, nice annenin gözleri, nice çocuğun geleceği de karardı. Sessizlik bazen bir çığlıktan daha ağırdır; Soma’nın sessizliği de yıllardır bu ülkenin yüreğinde taşıdığı en ağır çığlıktır.
Madenciler sadece kömür çıkarmıyordu; yaşamı omuzlarında taşıyorlardı. Her kazma darbesi, eve götürülecek lokmanın sesiydi. Fakat o kara gün, emeğin üzerine çöken ihmali, acıyı ve unutulmaması gereken büyük bir hesabı bıraktı. Yerin altındaki karanlık bitti belki; ama geride kalanların gecesi hiç aydınlanmadı.
Bugün anmak, yalnızca bir felaketi hatırlamak değildir. Bu toprakların alın terine, emeğine ve insan hayatına ne kadar borçlu olduğunu hatırlamaktır. Çünkü emekçinin adı unutulursa vicdan da susar. O 301 can, yalnızca geçmişin haberi değil; bu ülkenin ortak yarası, ortak utancı ve ortak duasıdır.
301 canın ardından susan her söz eksik kalır.
Ama unutmak, ikinci kez kaybetmektir.
Rahmetle anıyoruz…
Saygıyla eğiliyoruz…
Ve bir kez daha söylüyoruz:
Unutmadık. Unutturmayacağız.