İki kaza da her yönüyle soruşturulmalı ve benzer faciaların yaşanmaması için gereken tedbirler alınmalıdır.
Mardin- Derik’teki kazanın olduğu yerde çevre yolu yapılmalıdır.
9 Nisan’dan bu yana toplumsal barış affı için çalışıyoruz.
Af konusunun her geçen gün artan bir şekilde kamuoyunun ve siyasilerin gündemine girdiği görülüyor.
Siyasi partileri, oy getirir ya da oy götürür, hesabı yapmadan daha cesur hareket etmeye çağırıyorum.
Yanlış bir şey yapmıyoruz. Af çıkararak suçu affetmiyoruz, cezayı affediyoruz.
Ceza, ıslah etmek için verilir. Affetmek de ıslah etme yöntemlerinden biridir.
Sadece suçluyla mücadele etmek yetmez, asıl suça neden olan ortamla mücadele etmemiz lazım.
Bu amaçla diyoruz ki; suça neden olan ne varsa onları düzeltelim.
Kanunlarımızda eksiklik varsa bunları gözden geçirelim.
İşsizlikle, eğitimsizlikle, bağımlılıkla mücadele edelim.
Bugün bir kez daha Türkiye’min vicdanına sesleniyorum.
Affet Türkiye! diyorum.
Türkiye Değişim Partisi olarak, toplumun talep ve ihtiyaçlarını, en iyi bilen, bunları ısrarla dile getiren, takip eden, çözüm önerileri, ortaya koyan bir partiyiz.
Türkiye Değişim Partisi olarak, iktidara geldiğimizde, eşel mobil sistemine geçeceğiz.
Bu sistemde, asgari ücret, hiçbir zaman açlık sınırının altına düşmeyecek.
Hiçbir emeklinin maaşı asgari ücretten az olmayacak.
Hiçbir kamu çalışanı yoksulluk sınırının altında maaş almayacak,
Önerilerimizi ortaya koyduk. Bu önerilerimizden ikisini iktidarın uygulamaya aldığını görüyoruz.
Satılamayan, kiralanamayan ofislerin konuta dönüştürülmesi için yönetmelik yayınlandı.
Sosyal konut hamlesi başlatılacağı açıklandı.
Türkiye Değişim Partisi olarak takip ettiğimiz halen acil çözüm bekleyen bazı sorunlara tekrar dikkat çekmek istiyorum.
“Faiz neden enflasyon sonuçtur” dediler. Faizleri de enflasyonu da yükselttiler.
İktisadi kuralların tersine hareket etmeye, piyasalarla zıtlaşmaya devam ediyorlar.
Hayat pahalılığını önleyeceğiz diye market açıyorlar.
Maliyetler düşmedikçe, üretim artmadıkça, 1400 değil, 2400 market açsanız ne olur? Türkiye’nin dişinin kovuğuna yetmez.
Hayat pahalılığını önlemenin yolu, marketten değil, tarladan geçer.
Daha çok üretmemiz ve maliyetleri düşürmemiz lazım.
Pandemi dönemi, küresel ısınma ve savaş gösteriyor ki; zaman artık, ekonomik milliyetçilik zamanıdır.
Ekonomik milliyetçilik, büyük ve güçlü Türkiye demektir.
Ekonomik milliyetçilik, toprak işleyenin, su kullanan demektir.
Ekonomik milliyetçilik ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen demektir.
1
Yıldırım; “Yeşil vatanımıza sahip çıkıyoruz”
11714 kez okundu
2
“Günebakan Olmayı Bırakın, Adana’nın Bakanı Olun!”
8908 kez okundu
3
Veteriner Hekimlerden Bakanlığa ‘KAREKOD’ ÇAĞRISI: “Biz Ceza DEĞİL, Gerçek Denetim İstiyoruz!”
5191 kez okundu
4
Çukurova Belediyesi Hayvan Barınağı’nda 5 Kadın Çalışan Patili Dostların Umudu Oldu
5122 kez okundu
5
Adana Demirspor’un Efsane Kaptanı Tombik Ahmet Anılıyor
4988 kez okundu