11 Ağustos 2026 Salı
Perintos’tan Dünya Turizmine Dev Adım
ANKARA SİYASETİNDE YENİ DÖNEM
TGF'den Kırıkkale'ye Çıkarma: "Yerel Medya Demokrasinin Güvencesidir"
DUYGULARIMIZIN HAYATIMIZDAKİ ÖNEMİ
İSO İkinci 500’de AOSB’den 15 Firma
16. Uluslararası Trabzon Sanat Günleri: Ustaoğlu Söyleşisi ve Plaket Töreni
BASIN AÇIKLAMASI
Türk milletinin iradesine, şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimizin onuruna sesleniyoruz!
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek yasalaşan ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak anılan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, Türk milletinin vicdanında çok ciddi soru işaretleri oluşturmuştur.
Bizim itirazımız barışa değildir.
Bizim itirazımız, terörün sona erdirilmesi adına terör örgütünün yıllardır silahla elde etmeye çalıştığı sonuçların siyasi ve hukuki zeminde ödüllendirilmesi ihtimalinedir.
PKK yıllarca Türk milletine kurşun sıktı.
Askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, işçimizi, doktorumuzu, korucumuzu ve masum vatandaşlarımızı katletti.
Şimdi soruyoruz:
Bu milletin şehitlerinin hesabı hangi maddede sorulacaktır?
Bir terör örgütü silah bıraktığında, geçmişte işlediği suçların hukuki sonuçlarının ertelenmesi veya düşmesi gündeme geliyorsa, bunun adı ne olursa olsun Türk milletinin vicdanında bunun karşılığı cezasızlık olacaktır.
Ve biz açıkça söylüyoruz:
TERÖRİSTİN SİLAH BIRAKMASI, ŞEHİDİN HAKKINI ORTADAN KALDIRMAZ!
Devlet güçlüdür.
Devlet, teröriste “silahı bırak, karşılığında hukuk önünde farklı bir statü elde et” görüntüsü vermemelidir.
Çünkü devlet dediğimiz yapı; pazarlık yapan değil, adaleti tesis eden yapıdır.
Bugün PKK/KCK suçları bakımından özel sonuçlar doğuran bir düzenleme yapılabiliyorsa, yarın bunun siyasi karşılığının nerede duracağını da sormak zorundayız.
Örgüt yıllarca silahla elde edemediği birtakım sonuçları, bugün siyaset masasında elde edebiliyorsa;
terörün silahla ulaşamadığı hedeflere siyaset yoluyla ulaştırılması tehlikesi doğmaz mı?
İşte bizim asıl itirazımız budur!
TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SİYASİ HEDEFLERİ, “TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞME” ADI ALTINDA NORMALLEŞTİRİLEMEZ!
Türk milleti kardeşliği bilir.
Türk milleti huzuru bilir.
Türk milleti barışı herkesten çok ister.
Ama Türk milletinin barış anlayışı; şehitlerin unutulduğu, teröristin mağdurlaştırıldığı, terör örgütünün siyasi kazanımlarının normalleştirildiği bir düzen değildir.
Bizim barışımız Türk milletinin birliğiyle, kardeşliğimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla, geleceğimiz ise Atatürk’ün kurduğu millî devlet anlayışıyla mümkündür.
Bu ülkenin geleceği;
İmralı’nın talimatlarıyla değil, Gazi Meclis’in millî iradesiyle şekillenmelidir.
Kandil’in talepleriyle değil,
Ankara’nın hukukuyla konuşulmalıdır.
Terör örgütünün siyasi hedefleriyle değil,
Türk milletinin ortak iradesiyle karar verilmelidir.
Şunu da özellikle vurguluyoruz:
Kürt vatandaşlarımız bizim kardeşimizdir.
PKK ise Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi değildir.
PKK, Kürt vatandaşlarımızı da yıllarca kendi terör siyasetine alet etmiş bir terör örgütüdür.
Bu nedenle PKK’nın herhangi bir siyasi veya toplumsal kimliğin temsilcisi gibi konumlandırılmasına da;
Türk milletinin tamamı adına karşı çıkıyoruz.
Bizim kırmızı çizgimiz bellidir:
Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, millî egemenliği, Türk milletinin ortak vatandaşlık bağı ve Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek temel hükümleri tartışma konusu yapılamaz.
Terörle mücadele konusunda devletimizin atacağı her adımın;
şehit ailelerinin vicdanını, gazilerimizin onurunu ve Türk milletinin adalet duygusunu gözetmesi zorunludur.
Çünkü bir devletin büyüklüğü, teröriste ne verdiğiyle değil;
şehidine ne kadar sahip çıktığıyla ölçülür.
Buradan açıkça ilan ediyoruz:
ŞEHİTLERİMİZİN KANI PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR!
TÜRKİYE CUMHURİYETİ PAZARLIK MASASINDA KURULMADI; PAZARLIK MASASINDA YÖNETİLEMEZ!
PKK’nın silah bırakması elbette Türkiye’nin güvenliği açısından olumlu bir sonuçtur. Ancak bu sonuç, terör örgütünün geçmişteki suçlarının ve siyasi hedeflerinin aklanmasına dönüşmemelidir.
Biz terörsüz Türkiye istiyoruz.
Ama terörsüz Türkiye’yi, tavizsiz Türkiye olarak istiyoruz.
Biz barış istiyoruz.
Ama şehitlerimizin hatırasını çiğnetmeden barış istiyoruz.
Biz kardeşlik istiyoruz.
Ama Türk milletinin birliğini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü tartışmaya açmadan kardeşlik istiyoruz.
Ve son sözümüz nettir:
TÜRK MİLLETİ TARİHİ BOYUNCA DİZ ÇÖKMEDİ.
BUGÜN DE TERÖRE, TERÖRİSTİN SİYASİ HEDEFLERİNE VE TÜRKİYE’NİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNÜ ZEDELEYECEK HER TÜRLÜ ANLAYIŞA DİZ ÇÖKMEYECEKTİR!
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Volkan Aksu
Vatansever Güç Platformu Derneği Başkanı
İYİ Parti Sivas İl Başkanı ve kurucu hareketin önemli kadrolarından Volkan Karasu, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçmesine tepki gösterdi. Karasu, terörle bağlantılı suçlarda özel erteleme mekanizmaları oluşturulmasının kamu vicdanında ciddi soru işaretleri doğuracağını belirtti.
HUKUKTA AYRICALIK ALGISI OLUŞMAMALI
Teklifte bazı soruşturma ve kovuşturmaların 5 ila 10 yıl ertelenmesine yönelik düzenlemeleri eleştiren Karasu, “Toplumsal bütünleşme adı altında hukukun temel ilkeleri tartışmalı hâle getirilemez. Suçun niteliğine göre adaletin işleyişini yıllarca erteleyen bir model, toplumda eşitlik ve adalet duygusunu güçlendirmez.” ifadelerini kullandı.
MİLLETİN HASSASİYETLERİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ
Terörle mücadelede atılacak her adımın şehit aileleri, gaziler ve toplumun ortak hafızası dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Karasu, sürecin kapalı kapılar ardında yürütülmemesi gerektiğini belirtti.
Karasu, “Türkiye’nin terörden arınmasını hepimiz isteriz. Ancak bunun yolu terörle bağlantılı suçlarda hukuku gevşetmek değil, devletin hukuk düzenini daha güçlü ve daha güvenilir hâle getirmektir.” şeklinde konuştu.
GÜRER: “TÜRK MALI İMAJINI ZEDELEYEN FİRMALAR AÇIKLANMALI”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, “Türk malı” imajına zarar veren firmalara ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanı Ömer Bolat’tan yanıt geldi. Bakanlık, 2023 yılından 2026 yılının ilk altı ayına kadar toplam 23 firmaya idari para cezası uygulandığını açıklarken, söz konusu firmaların isimlerini paylaşmadı.
Gürer, kamuoyunun doğrudan ilgisini ilgilendiren bu konuda, yalnızca rakamların açıklanmasının yeterli olmadığını belirterek, tüketicilerin yanıltılmasına neden olan firmaların daha şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu soru önergesinde şu soruları yöneltti:
1- Türk malı imajına zarar veren firmalardan 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılının ilk aylarında kaç firmaya idari para cezası uygulanmıştır?
2- İdari para cezalarından ne kadar tahsilat gerçekleştirilmiştir?
3- Bu firmaların iştigal alanları nelerdir?
Ticaret Bakanlığı tarafından verilen yanıtta, 2023 yılında 8, 2024 yılında 5, 2025 yılında 6 ve 2026 yılının ilk altı ayında 4 firmaya idari para cezası uygulandığı bildirildi.
Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“2023 yılında 8 firmaya, 2024 yılında 5 firmaya, 2025 yılında 6 firmaya ve 2026 yılının ilk altı ayında 4 firmaya, güvenli olmayan veya tağşişe konu olan ya da işaretleme, etiketleme ve belgelendirme işlemleriyle tüketiciyi yanıltan ürünleri ihraç etmeleri nedeniyle idari para cezası uygulanmıştır.
7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamında uygulanan bu idari para cezalarının toplam 3 milyon 729 bin 167 lira 15 kuruşluk bölümünün ödendiğine ilişkin belgeler Bakanlığa ulaştırılmıştır.

GÜRER İN SORULARI
İdari para cezası uygulanan firmaların faaliyet alanlarının ise tarım ve gıda ürünleri, ayakkabı ve tekstil ürünleri ile çeşitli sanayi ürünlerinden oluştuğu belirtilmiştir.”
Bakanlık ayrıca, Reklam Kurulunun doğrudan “Türk malı” imajına yönelik bir denetim mekanizması yürütmediğini, buna karşın 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılının ilk altı ayında gerçekleştirilen denetimler sonucunda yaklaşık 787 milyon liralık idari para cezası uygulandığını bildirdi.
Gürer “RAKAMLAR VAR, ŞEFFAFLIK YOK”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Bakanlığın verdiği yanıtın kamuoyunun beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu söyledi.
Gürer, “Bakanlık, kaç firmaya ceza verildiğini ve ne kadar tahsilat yapıldığını açıklıyor ancak hangi firmaların Türk malı imajına zarar verdiğini açıklamıyor. Tüketicinin korunması ve ihracatta güven unsurunun sağlanması için yalnızca ceza uygulanması yeterli değildir. Şeffaflık da sağlanmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Türk ürünlerinin uluslararası pazarlardaki itibarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Gürer, özellikle tarım, gıda, ayakkabı ve tekstil sektörlerinde yaşanan sorunların tüm üreticileri olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Gürer, “Bir firmanın yaptığı hata, binlerce üreticinin emeğine zarar verebilir. Bu nedenle denetim süreçleri daha etkin yürütülmeli, caydırıcı önlemler artırılmalı ve tüketicinin doğru bilgiye ulaşması sağlanmalıdır.” dedi.

TOPLAM 23 FİRMAYA CEZA UYGULANDI
Bakanlığın verdiği rakamlara göre;
olmak üzere toplam 23 firmaya idari para cezası uygulandı.
Buna karşın, kamuoyunun en çok merak ettiği konuların başında gelen firma isimleri ve hangi ürünlerde usulsüzlük tespit edildiği soruları yanıtsız kaldı.