24 Ocak 2026 Cumartesi
HÜSEYİN TOPAK’IN “CANIM ANAM” TÜRKÜSÜ, MÜZİKSEVERLERLE BULUŞTU
Alanlardan güçlü mesaj: “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”
DUYGULARIMIZIN HAYATIMIZDAKİ ÖNEMİ
Yazık Çok Yazık !.....
Fidel Castro’ya sorarlar.
CHP Milletvekilleri ve Belediye Başkanlarını Sarsan Yolsuzluk İddiası: Mahkeme Süreci Başlıyor
Müzik öğretmeni ve sanatçı Hüseyin Topak’ın kaybettiği annesine ithaf ettiği söz ve bestesi kendisine ait olan “Canım Anam” adlı türkü, 14 Kasım itibarıyla tüm dijital platformlarda yayınlandı. Kısa sürede dinleyicilerin beğenisini topladı. Yayınlandığı andan itibaren dinleyen herkesin kalbine dokunan “Canım Anam”, sosyal medyada kullanıcıların paylaşımlarıyla adeta duygu seli yarattı.
Şarkının klibi, sanatçının annesiyle olan gerçek fotoğrafları ve anılarından yola çıkılarak, yapay zeka ile oluşturulan özel sahnelerle kurgulandı. Duygu yüklü klip, izleyicilerin yüreğine dokundu.
Söz ve müziği Hüseyin Topak’a ait olan eser, güçlü bir müzikal altyapıyla hazırlandı. Aranje ve düzenlemesini Türkiye’nin en deneyimli isimlerinden biri olan Kenan Özer yaptı.
Hüseyin Topak, Kenan Özer ile çalışmanın kendisi için büyük gurur olduğunu belirterek, usta aranjörün müzikal vizyonu ve titizliğinin eseri teknik açıdan da çok daha güçlü kıldığını vurguladı.
Sanatçı, eserin aranje ve düzenlemesini üstlenen, sektörün önde gelen aranjörlerinden biri olan Kenan Özer ile çalışmanın esere bambaşka bir boyut kazandırdığını vurguladı. Kenan Özer’in deneyimi, müzikal vizyonu ve titiz çalışması sayesinde eser sadece duygusal yönüyle değil, teknik altyapısıyla da çok daha güçlü bir hale geldi. Hüseyin Topak, “Profesyonel bir isimle aynı projede yer almak benim için büyük bir gurur” ifadesini kullandı.
“Canım Anam”, yayınlandıktan sonra sosyal medyada hızla yayıldı. Eseri dinleyen ve kendisinden bir parça bulan birçok kişiden büyük ilgi gördü.
Müzik öğretmenliği kariyerinin yanı sıra, çok yönlü müzisyen kimliğiyle dikkat çeken Topak, “Canım Anam” sonrasında yeni eserler yayınlamaya devam edeceğini açıkladı.
Hüseyin Topak, 1988 yılında Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde doğdu. Müzik eğitimine ve sanat kariyerine erken yaşlarda başlayan Topak, eğitim hayatını başarıyla tamamladı.
31 Ocak 1990 akşamı evinin önünde iki kahpe kurşunla katledilen Kurucu Genel Başkanımız Prof. Dr. Muammer Aksoy'un, 3 yıl sonra da 24 Ocak 1993 sabahı otomobiline konulan bomba ile alçakça paramparça edilen Kalpaksız Kuvvacımız Uğur Mumcu'nun yaşamdan koparılmaları, batı emperyalizminin ülkemizi güdümünde tutma amaçlı 90’lı yıllar seri aydın cinayetlerini başlatan kanlı eylemleridir.
Amerikancı 12 Mart 1971 faşizminin demokrasiyi rafa kaldırıp özgürlükçü 1961 Anayasasını budamasıyla girilen Kemalist Cumhuriyet’ten kopma yolculuğu, ABD başkanı Carter’in “Our boys”u Kenan Evren Cuntası’nın 12 Eylül 1980 faşist darbesiyle sürmüş, antidemokratik 1982 Anayasası ve darbe hukuku ile sosyal yaşam, toplumsal örgütlenme, basın özgürlüğü, üniversite özerkliği ve kültür-sanat ortamı baskı altına alınarak bugünlerin zemini oluşturulmuş, süreçte ülkemiz önce neoliberal soygun düzenine,
ardından da 2000'li yılların emperyal destekli Siyasal İslam çıkmazına mahkum edilmiştir. Bu nedenle her yıl 24- 31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası'nda bir yandan aziz şehitlerimizi anıyor, bir yandan bu emperyal tuzakların perde arkasını, nedenlerini ve sonuçlarını irdeliyor, bir yandan da yeni tuzaklara düşmemek için ders çıkarmaya çalışıyoruz.
Prof. Dr. Muammer Aksoy, kendisi gibi Cumhuriyetin kuruluş ayarlarından ve Atatürk’ün akıl ve bilim yolundan uzaklaştırılmasının yarattığı tehlikenin farkında olan 49 Cumhuriyet Aydını ile birlikte 19 Mayıs 1989 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurdu. Derneğimizin, kuruluş bildirgesiyle ortaya koyduğu yol haritası ve çalışmaları emperyal güçleri öyle ürküttü ki, çareyi Muammer Aksoy’u susturmakta buldular. Bu
menfur cinayet toplumumuzu ne kadar derinden üzdüyse; 300 yıldır bölgemiz ülkelerini sömüren çok uluslu petrol şirketlerini, özgür bireyden ve uluslaşma bilincinden korkan Laik Cumhuriyet düşmanı Karşı Devrimcileri, emek, kadın ve öğretmen başta olmak üzere toplumsal örgütlülüğü çıkarlarına aykırı gören neoliberal “serbest piyasa” baronlarını,özerk üniversite karşıtlarını ve “Yeni Osmanlıcılık” hayali ile yemlenen kifayetsiz muhterisleri de o kadar sevindirdi.
Kurucu üyemiz Doç. Dr. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter cinayetlerinin ardından Mumcu’nun da öldürülmesi toplumda büyük infial yarattı, yüz binler Ankara’ya aktı. Yetkililer bu suikastın mutlaka çözüleceği sözünü verdilerse de duvardaki o tuğla bir türlü çekil(e)medi. Çekil(e)medi çünkü; Uğur Mumcu da hocası Muammer Aksoy gibi Aramco’dan PKK’ya pek çok hain çarka çomak sokmuş, emperyalistlerle dinci ve bölücü uşaklarını ziyadesiyle huzursuz etmişti. Sonuç olarak, o hain tuğla o menhus duvarı ayakta tutmaya devam ediyor hâlâ. Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu yürekli Kemalist Devrimciler, kararlı Laik Cumhuriyetçiler, sözlerine güvenilen saygın toplum önderleri ve gerçek aydınlar oldukları için yok edildiler. Bu nedenle yapılması gereken, sadece katlediliş yıl dönümlerinde kırmızı
karanfiller ve nutuklarla anmak değil, uğruna can verdikleri düşüncelerini, değerlerini, hedeflerini savunmak ve kitleselleşmelerini sağlamak, Uğur Mumcu’nun “Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil. diyen sesine kulak vermektir.
Emperyal tertipler bunlarla bitmedi bilindiği gibi. Jandarma Genel Komutanımız Orgeneral Eşref Bitlis’i, Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’yı, üyemiz Necip Hablemitoğlu’nu, Diyarbakır Emniyet Müdürümüz Ali Gaffar Okkan’ı da katleden aynı karanlık odaklar eş zamanlı olarak, CIA marifetiyle örgütledikleri F Tipi Cemaat (artık FETÖ deniyor) yapılanmasını güçlendirip yaygınlaştırdılar. Hareketin başına getirdikleri, milyarlarca dolar kaynağa ulaşmasını ve dünyanın dört bir yanında okullar
açmasını kolaylaştırdıkları İzmir Kestane Pazarı’nın sümüklü vaizini “Dinler arası diyalog” palavrasıyla Papayla bile görüştürerek parlattılar, adeta siyasi kıble konumuna getirdiler. İktidar tarafından da yıllarca desteklenip devlette kadrolaşmasına olanak sağlanan ve ne istediyse verilen bu “Muhterem Hoca Efendi Hizmet Hareketi” nin nelere neden olduğu ise herhalde herkesin malumudur. Hal bu iken, yine emperyalizm işbirlikçisi diğer tarikat ve cemaatlerle iş tutulduğu da, Irak’tan Libya ve Suriye’ye bölgemizde yaşananlar bağlamında ülkemizin içine düşürüldüğü durum da ortadadır. Sözün özü; Batı emperyalizmi 100 yıllık Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni din devletine dönüştürerek parçalama hedefine bu kez BOP ile yürüyor ve artık niyetini ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın ağzından açık açık dillendirmekten de çekinmiyor.
Öyleyse her yurttaşımız, Atatürk’ün 20 Ekim 1927 tarihinde 6 gündür okumakta olduğu Nutuk’un son sayfasındaki “Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.” sözlerini ve devamında “Ey Türk İstikbalinin Evladı, İşte bu ahval ve şerait için de dahi vazifen Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!” diyerek verdiği görevi daima aklında tutmak zorundadır.
Türk Ulusu, değişmez önderinin bu kutsal emanetine mutlaka sahip çıkacak, verdiği görevi her ahval ve şeraitte yapacak, katledilen evlatlarının hesabını da soracak, tüm emperyal tuzakları da bozacak ve Cumhuriyetini ilelebet payidar kılacaktır.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asarak Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma azim ve kararımızla başta Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu olmak üzere bütün devrim şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyoruz.
Saygılarımızla.
İSA KAYADAN
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
ADANA ŞUBESİ
Kış ortasında AKSA GAZ terörü Yaşlı ve engelli kadına acımadılar…
Leyla AKBAŞ ‘IN ÖZEL HABERİ
Dün sabah Yurt Mah. 71333 Sokak Deniz Apt. 9. katta ikamet eden L.Z.A. isimli vatandaşın evine gelen Aksagaz görevlisi, ödenmemiş 3.350 TL’lik borcun hemen ödenmesini istedi. Yaşlı ve engelli kadın, kendisinin şu anda böyle bir ödeme yapamayacağını, kesme işlemini ancak ertesi gün torunu gelince gerçekleştirebileceğini söyledi ve ekledi:
“Evladım gördüğünüz gibi yaşlı bir insanım. Üstelik felçli ve hastayım. Kesme işlemini 1 gün erteleseniz ne olur?” şeklinde ricada bulundu.
Ancak yaşlı kadının tüm ricasına rağmen görevli umursamaz bir tavırla doğalgazı kesti ve gitti. Sitemizi tlf. ile arayan yaşlı ve engelli yurttaş:
“Bu ne şımarıklıktır. Aksagaz’ın Adana’da rakipsiz olması bunları iyiden iyiye acımasız hâle getirmiş. Bu kışta kıyamette insana yapılacak iş mi bu! Yazıklar olsun bu acımasızlığa göz yumanlara. Zaten bu şımarıklıklara göz yumulmasa, vatandaş üzerinde böyle terör estiremezler.”
Yetkililer bu kış kıyamette doğalgaz kesme işine izin vermemeli. Hastası olan var, küçük bebeği olanlar var, benim gibi engelli olanlar var. Yetkililerden çözüm bekliyoruz…
Genel Sekreter Saygılı; “Sudan’da iyilik nöbetindeyiz”
Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı, Sudan’da yürütülen insani yardım operasyonuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Biz Kızılaycılar, milletimizin emanetlerini dünyanın neresinde mazlum ve mağdur varsa, yerinden edilmiş çocuklar ve kadınlar varsa oraya ulaştırıyoruz. O coğrafyalarda iyilik nöbetindeyiz” dedi.
Saygılı, yürütülen tüm çalışmalarda Türkiye Cumhuriyeti Hartum Büyükelçisi Fatih Yıldız’ın destekleriyle sahada güçlü bir koordinasyon sağlandığını kaydetti.

Kızılay Dost ve Kardeş Ülke Sudan’da Yaraları Sarıyor
Türk milletinin bağış emanetlerini savaş, çatışma ve insani krizlerin yaşandığı bölgelerde ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya kararlılıkla devam ettiklerini vurgulayan Genel Sekreter Ramazan Saygılı, Sudan’daki yardım çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Biz Kızılaycılar, milletimizin vermiş olduğu emanetleri dünyanın neresinde mazlum ve mağdur varsa, yerinden edilmiş çocuk ve kadın varsa, oraya ulaştırmak için çalışıyoruz. Değerli bağışlarımızın emanetlerini, mağdur insanların yarasını sarmak için o coğrafyalarda iyilik nöbetindeyiz.”
Hartum Büyükelçiliği’nde istişare toplantısı
Sudan İnsani Yardım Operasyonu kapsamında; Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı ile Uluslararası İşler ve Göç Hizmetleri Genel Müdürü Alper Küçük, Dışişleri Bakanlığı İnsani ve Teknik Yardımlar Genel Müdürü Korhan Karakoç, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Uluslararası İnsani Yardım Daire Başkanı Seyfettin Karabulut ve Türk Kızılay Sudan Ekip Başkanlığı’nın katılımıyla Türkiye Cumhuriyeti Hartum Büyükelçiliği ziyaret edildi.
Ziyarette, 18 Ocak 2026 tarihinde Port Sudan Limanı’na ulaşan 6. İyilik Gemisi’ne ilişkin tahliye süreçleri, dağıtım planlaması ve Sudanlı yetkili makamlarla yürütülen iş birliği konuları ele alındı.
Görüşmelerde, yardım süreçlerinin Türkiye Cumhuriyeti Hartum Büyükelçiliği, AFAD ekibi ve Sudan Ekip Başkanlığı tarafından koordinasyon içinde yakından takip edileceği teyit edildi.
Ziyaret sonunda, Türk Kızılay heyeti tarafından Türkiye Cumhuriyeti Hartum Büyükelçisi Fatih Yıldız’a takdimlerde bulunuldu.

“Milletimizin emanetlerini nerede mazlum ve mağdur varsa teslim ediyoruz”
Sudan Kızılayı ile sahada güçlü iş birliği
Büyükelçilik ziyaretinin ardından, Türk Kızılay, Dışişleri Bakanlığı ve AFAD heyetleri tarafından Sudan Kızılayı Genel Merkezi ziyaret edildi.
Heyet, Sudan Kızılayı Başkanı Abdulrahman Bilal Baleed ve Genel Sekreteri Ahmed Al-Tayeb Süleyman ile bir araya geldi.
Ziyarette, Sudan’daki mevcut insani durum, öncelikli ihtiyaç alanları ve sahadaki erişim kısıtları ayrıntılı biçimde değerlendirildi. Ayrıca, denizyolu ile Türkiye’den gönderilen 6. İyilik Gemisi aracılığıyla ulaştırılan yardımların ihtiyaç sahiplerine etkin, hızlı ve koordineli biçimde ulaştırılması için operasyonel iş birliği hususları ele alındı.

“Sudan’da iyilik nöbetindeyiz”
Ziyaret vesilesiyle Türk Kızılay tarafından Sudan Kızılayı’na sembolik hediyelikler takdim edildi.
Darfur ve El Faşir’den gelen ailelere gıda desteği
Ziyaretlerin ardından, Sudan Kızılayı koordinasyonunda ve Türkiye Cumhuriyeti Hartum Büyükelçisi Fatih Yıldız’ın öncülüğünde; Türk Kızılay ve Dışişleri Bakanlığı heyetinin katılımıyla İskan Okulları ve Al-Hishan Kampı bölgelerinde yardım dağıtımı gerçekleştirildi.
El Faşir ve Darfur bölgelerindeki çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş ailelere yönelik gerçekleştirilen dağıtım kapsamında; 500 adet gıda kolisi, yaklaşık 3.000 kişiye insani yardım ulaştırıldı.
“Sudan’da iyilik nöbetimizi sürdürüyoruz”
Genel Sekreter Ramazan Saygılı, Türk Kızılay’ın Sudan’daki çalışmalarının kararlılıkla devam edeceğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türk milletinin emaneti olan bağışları, en zor şartlarda dahi ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya devam edeceğiz. Sudan’da, mazlumların yanında olmaya ve iyilik nöbetimizi sürdürmeye kararlıyız.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.