30 Eylül 2026 Çarşamba
Prof. Dr. Ümit Özdağın Bir Yaşam Öyküsü
İZMİR’İN GÜNDEMİ KÜLLİYE’YE TAŞINDI: ERDOĞAN İLE TUGAY BİR ARAYA GELDİ
CİVİL’İN KAYINVALİDESİ AYŞE CİVİL VEFAT ETTİ
DUYGULARIMIZIN HAYATIMIZDAKİ ÖNEMİ
Cengiz Yılmaz’dan Adana için yeni ekonomi vizyonu
Trabzon Sanatevi’ne Dokunma! Tarih ve Sanat Susturulamaz
ERKAN ÇAKILLI/HABERİN SONU TV
ANKARA’DA DİKKAT ÇEKEN İZMİR BULUŞMASI
İzmir’in önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeleri ve kentin gündemindeki önemli başlıklar Ankara’ya taşındı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti.
Görüşmenin ardından kamuoyuyla paylaşılan fotoğraf Ankara-İzmir hattındaki buluşmayı gündeme taşırken, Cumhurbaşkanlığı tarafından görüşmenin ayrıntılarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yapılmadı.
TUGAY: İZMİR’İN PROJELERİNİ ANLATTIK
Görüşmenin ardından açıklama yapan Cemil Tugay ise Külliye ziyaretinin ana gündeminin İzmir olduğunu belirtti.
Tugay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a İzmir’in gündemindeki önemli konular ile kentin geleceğine yönelik projeler hakkında bilgi verdiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabulünden duyduğu memnuniyeti dile getiren Tugay, İzmir’e gösterilen ilgi nedeniyle teşekkür etti.
SİYASİ KİMLİKTEN ÇOK İZMİR DOSYASI ÖNE ÇIKTI
Görüşmeyi dikkat çekici hale getiren başlıklardan biri de Cemil Tugay’ın siyasi konumu oldu.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Tugay, 18 Haziran 2026 tarihinde partisinden istifa etmiş ve belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini açıklamıştı.
Bu gelişmenin ardından Tugay ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Külliye’de gerçekleştirdiği görüşme siyasi çevrelerin de dikkatini çekti.
Ancak kamuoyuna açıklanan bilgiler içerisinde herhangi bir parti değişikliği ya da siyasi transfer görüşmesine ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.

MASADA İZMİR VAR
Bu nedenle görüşmenin şu aşamada doğrulanabilen en önemli yönünü, İzmir’in sorunlarının ve geleceğe yönelik projelerinin Cumhurbaşkanlığı makamına doğrudan aktarılması oluşturuyor.
Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde ulaşım, altyapı, çevre, kentsel dönüşüm ve büyük ölçekli yatırımların önemli bölümünde yerel yönetim ile merkezi yönetim arasındaki koordinasyon kritik önem taşıyor.
Külliye’de gerçekleşen buluşmanın ardından gözler şimdi Ankara ile İzmir arasında kent projeleri konusunda atılabilecek yeni adımlara çevrildi.
İzmir’in hangi projelerinin görüşmede ayrıntılı biçimde ele alındığı ve görüşmenin somut sonuçlarının önümüzdeki günlerde açıklanıp açıklanmayacağı ise merak konusu.
ANKARA – Türkiye’nin dört bir yanında sabah kepenk açan, üretimin ve ticaretin yükünü omuzlayan milyonlarca esnaf ve sanatkârın çatı kuruluşu TESK’te yeni bir dönem başladı.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nun 22. Olağan Genel Kurulu Ankara’da gerçekleştirildi. Genel kurulun sonunda Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Yiğiner, TESK’in yeni Genel Başkanı oldu.
Ancak Ankara’da gerçekleşen genel kurulun anlamı yalnızca bir koltuğun sahibinin değişmesi değil.
TESK’te bir dönem kapandı; şimdi esnaf açısından sonuç üretmesi beklenen yeni bir dönem başladı.

YİĞİNER TEK LİSTEYLE SANDIĞA GİTTİ
Genel kurul öncesinde mevcut Genel Başkan Bendevi Palandöken ile Mehmet Yiğiner’in yarışması bekleniyordu.
Genel kurul sırasında yönetim ve denetim kurulu raporlarının ibra edilmemesinin ardından Palandöken, seçim şartlarına ilişkin itirazlarını dile getirerek liste çıkarmadı ve salondan ayrıldı.
Yiğiner böylece seçime tek listeyle girdi ve TESK Genel Başkanlığına seçildi. Bu sonuçla Palandöken’in 2007’den bu yana sürdürdüğü yaklaşık 19 yıllık genel başkanlık dönemi de sona erdi.

“TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE, ŞİMDİ HİZMET ZAMANI”
Yeni Genel Başkan Mehmet Yiğiner’in seçim sonrasındaki ilk mesajı ise dikkat çekiciydi:
“Teşekkürler Türkiye, şimdi hizmet zamanı.”
Yiğiner, delegelerin desteğiyle devraldığı görevi; birlik ve beraberliği güçlendiren, ortak akıl ve istişareyi esas alan bir yönetim anlayışıyla sürdüreceğini açıkladı.
Esnaf ve sanatkârların hak ve menfaatlerinin her platformda savunulacağını belirten Yiğiner’in bu açıklaması, aynı zamanda yeni yönetimin önüne koyduğu önemli bir sorumluluk olarak kayda geçti.
Çünkü artık sandık geride kaldı.
Bundan sonra konuşulacak olan isimler değil, yapılacak işler olacak.

İZMİR DE TESK YÖNETİMİNDE
Genel kuruldan İzmir açısından da önemli bir sonuç çıktı.
İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Yalçın ATA, Mehmet Yiğiner’in yönetim listesinde yer alarak TESK Yönetim Kurulu asil üyeliğine seçildi.
Böylece İzmir esnaf teşkilatı, Türkiye’deki esnaf ve sanatkârların çatı kuruluşunun yeni yönetiminde doğrudan temsil edilme imkânı elde etti.

ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR
Genel kurul salonundaki alkışlar sona erecek, sandıklar kaldırılacak ve seçim fotoğrafları arşivlerdeki yerini alacak.
Ancak Türkiye’nin dört bir yanındaki esnaf için hayat kaldığı yerden devam edecek.
Kirasını, vergisini, çalışanının ücretini ve işletmesinin giderlerini karşılamak zorunda olan esnaf açısından TESK’teki değişimin gerçek karşılığı da bundan sonra ortaya çıkacak.

Yeni yönetimin başarısının ölçüsü yalnızca genel kurul salonunda aldığı destek değil; esnafın sesini Ankara’ya ne kadar güçlü taşıdığı ve sorunların çözümünde ne kadar sonuç üretebildiği olacak.
Mehmet Yiğiner seçim sonrasında çıtayı kendi cümlesiyle koydu:
“Şimdi hizmet zamanı.”
TESK’te sandık kapandı.
Şimdi milyonlarca esnaf ve sanatkâr için İCRAAT zamanı başladı.
ERKAN ÇAKILLI/HABERİN SONU TV
Ankara’da eğlence merkezlerinin kapatılması tartışma yarattı. İsa Güven ve Özcan Tosun, işletmelerin ağır suç iddialarıyla anılmasına tepki göstererek belgeleri işaret etti ve Sabah gazetesine “Haberi tekzip edin” çağrısı yaptı.
BELGELERLE KONUŞTULAR: “KAPATMA GEREKÇESİ İMAR AYKIRILIĞI”
Ankara’nın Ulus ve Hacı Bayram bölgesindeki eğlence işletmelerinin kapatılmasıyla başlayan tartışma yeni bir boyut kazandı. Sektör temsilcileri, kamuoyuna yansıyan ağır suçlamalara karşı ellerindeki belediye belgelerini ortaya koyarak açıklama yaptı.
Paylaşılan Ankara Büyükşehir Belediyesi Yapı Tatil Zaptında, Rix Şov Eğlence Merkezi için “ruhsatsız” seçeneği değil, “ruhsat ve eki projelere aykırı” seçeneğinin işaretlendiği görülüyor. Belgede, projede teras olarak gösterilen alanda toplam 160,8 metrekarelik odalar yapıldığının tespit edildiği belirtiliyor.
10 Eylül 2026 tarihli tutanakta söz konusu yapı için 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında işlem yapıldığı ve yapının mühürlenerek durdurulduğu ifade ediliyor.
BASINDAKİ AĞIR İDDİALAR TARTIŞMAYI BÜYÜTTÜ
27 Eylül’de yayımlanan haberlerde ise Ankara’daki 20 eğlence işletmesinin “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında mühürlendiği; fuhuş, uyuşturucu, müstehcenlik ve çocuk istismarı iddialarının soruşturulduğu ileri sürüldü. Haberlerde adli ve idari sürecin devam ettiği de belirtildi.
İşte sektörün itirazı da tam bu noktada geldi.
Ankara Kahveciler Esnaf Odası Başkanı ve eğlence sektörü temsilcisi İsa Güven, işletmelerin tamamının bu ağır suçlamalarla özdeşleştirilmesine karşı çıktı.


İSA GÜVEN: “LÜTFEN HABERİ TEKZİP EDİN”
Güven, işletmeler hakkında kamuoyunda oluşan algının gerçeği yansıtmadığını savunarak Sabah gazetesine açık çağrıda bulundu.
İşletmelerin kapatılmasının temelinde imar ve ruhsat eksikliklerinin bulunduğunu belirten Güven, fuhuş, kumar, uyuşturucu ve çocuk istismarı gibi suçlamaların sektörün tamamına mal edilmesine tepki gösterdi.
Güven, “Lütfen haberi tekzip edin” diyerek haberin düzeltilmesini istedi.
İki işletmenin gerekli işlemler sonrasında yeniden faaliyete geçtiğini belirten Güven, diğer işletmelerle ilgili çalışmaların da sürdüğünü ifade etti. Uyuşturucu başta olmak üzere işletmelere yöneltilen suçlamalar konusunda hukuki girişimlerde bulunacaklarını söyleyen Güven, Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.


ÖZCAN TOSUN: “ELİMİZDEKİ BELGELERİ ORTAYA KOYUYORUZ”
Yeni Selçuk Eğlence Merkezi İşletme Yetkilisi Özcan Tosun da yayımlanan haberlerdeki suçlamaları reddetti.
Tosun, işletmelerin kapatılma gerekçelerinin kamuoyuna yansıtıldığı biçimiyle olmadığını savunarak, imar eksikliklerine ilişkin işlemlerin bulunduğunu ve bunlara yönelik belgelerin ellerinde olduğunu söyledi.
Bazı işletmelerin eksikliklerini giderdiğini ve cezalarını ödediğini belirten Tosun, buna rağmen iş yerlerinin açılmadığını öne sürdü. Hukuki süreci başlattıklarını ifade eden Tosun, yürütmenin durdurulması yönünde de girişimlerde bulunduklarını kaydetti.
“GEREKİRSE BAŞKA BİR BÖLGEYE TAŞINMAYA HAZIRIZ”
Tosun’un dikkat çeken açıklamalarından biri de sektörün geleceğine ilişkin oldu.
Yetkililerin uygun göreceği başka bir bölgede faaliyet göstermeye de hazır olduklarını ifade eden Tosun, işletme sahiplerinin yanı sıra sektörden geçimini sağlayan çalışanların da mağdur olduğunu dile getirdi.
Tosun, çözüm için kamu kurumlarıyla görüşmeye açık olduklarını belirterek, sektörün tamamının suç isnatları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.



RESMİ EVRAKLAR NE SÖYLÜYOR?
Paylaşılan belgelerden biri olan Altındağ Belediyesi yazısında, Rix Şov’a 14 Mart 2024 tarihli ve 5 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı düzenlendiği belirtiliyor. Aynı yazıda, daha sonra 5194 ada 8 parselde Yapı Tatil Zaptı düzenlenmesi üzerine ruhsatın iptal edilmesine ilişkin işlem başlatıldığı görülüyor.
Ayrıca “Mühürleme ve Tebliğ Tutanağı”nda da aynı yapıdaki proje aykırılığı gerekçe gösterilerek 10 Eylül 2026 tarihli yapı tatil tutanağı doğrultusunda yapının mühürlendiği ifade ediliyor.
Bu belgeler, en azından Rix Şov’a ilişkin belediye tarafından gerçekleştirilen yapı/ruhsat işleminin gerekçesinin imar ve ruhsat eki proje aykırılığı olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu durum, basında yer alan diğer suç iddialarına ilişkin devam eden olası adli soruşturmaların sonucunu tek başına belirlemiyor.
TARTIŞMANIN MERKEZİNDE ARTIK İKİ AYRI DOSYA VAR
Ortaya çıkan tablo Ankara’daki tartışmanın iki ayrı boyutunun birbirinden ayrılması gerektiğini gösteriyor: Bir tarafta belediyelerin imar, yapı ve işyeri ruhsatlarına ilişkin idari işlemleri, diğer tarafta ise basına yansıyan ve sektör temsilcilerinin kesin bir dille reddettiği adli nitelikteki ağır iddialar bulunuyor.
İsa Güven ve Özcan Tosun şimdi kamuoyuna ve ilgili kurumlara, bu iki başlığın birbirine karıştırılmaması çağrısında bulunuyor.
Sektör temsilcileri, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan işletmelerin ağır suçlarla özdeşleştirilmesinin ticari itibarlarını ve çalışanları mağdur ettiğini savunurken, konuyu yargıya taşıyacaklarını bildiriyor.
ERKAN ÇAKILLI/HABERİN SONU TV
6 Şubat depremleri binlerce insanın yaşamını derinden etkilerken, Malatya’da iş yerini kaybeden Burhan Çoban da memleketinden ayrılmak zorunda kaldı.
Ailesiyle birlikte önce İstanbul’a giden Çoban, burada geçirdiği yaklaşık üç aylık süreçte yıllardır bildiği çiğ köfte tarifini geliştirmeye yoğunlaştı. Ardından rotasını Kırıkkale’ye çevirdi.

Çoban’ın Kırıkkale’deki yeni başlangıcı ise Kaletepe’de yaklaşık 25 metrekarelik küçük bir dükkânda oldu.
1-2 kilogramla başladı, 300 kilograma ulaştı
İşletmenin ilk günlerinde günlük 1-2 kilogram civarında üretim yaptıklarını belirten Çoban, zaman içerisinde artan talep üzerine üretim kapasitesini yükseltti.
Bugün üç kişilik ekiple çalışan işletmede günlük üretimin yaklaşık 250 ila 300 kilogram seviyesine ulaştığını ifade eden Çoban, üretimde makine yerine geleneksel yöntemi tercih ettiklerini söyledi.
Çiğ köftenin yoğurma işleminin tamamen elle gerçekleştirildiğini belirten Çoban, bir üretim sürecinin hazırlıktan tamamlanmasına kadar yaklaşık iki saat sürdüğünü kaydetti.
Lezzetin arkasında farklı şehirlerden gelen ürünler var

Üretimde kullanılan malzemelerin niteliğine özellikle önem verdiklerini dile getiren Çoban, bazı ürünleri Malatya, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Hatay’dan, zeytinyağını ise Aydın’dan soğuk sıkım sızma zeytinyağı olarak temin ettiklerini söyledi.
Çoban, geleneksel üretimde yalnızca kullanılan malzemenin değil, yoğurma süresi ve ustalığın da lezzeti doğrudan etkilediğini ifade etti.
“Amacımız değişmek değil, gelişmek”
Deprem sonrasında yaşadığı tüm zorluklara rağmen üretimden vazgeçmediğini anlatan
Burhan Çoban, işletmesinin büyüme anlayışını şu sözlerle özetledi:

“Bizim amacımız değişmek değil, gelişmek. Biz gelişerek büyüyoruz, değişerek değil.”
Kırıkkale halkının kendilerine gösterdiği ilgiden memnun olduğunu belirten Çoban, bundan sonraki süreçte de kentte üretmeye devam etmek istediğini belirterek, “Bu şehre hizmet bize şereftir.” ifadelerini kullandı.
Depremle birlikte iş yerini ve kurduğu düzeni geride bırakmak zorunda kalan Burhan Çoban’ın Kırıkkale’de küçük bir dükkânda yeniden başlayan hikâyesi, bugün yüzlerce kilogramlık günlük üretime ulaşan yeni bir işletmeye dönüştü.
ERKAN ÇAKILLI/HABERİN SONU TV
İzmir’de SGK önünde yükselen “İnsanca yaşamak istiyoruz” sözü, bir zam talebinin ötesinde yıllarca çalışan insanların bugünkü yaşam koşullarına yönelttiği güçlü bir itiraza dönüştü. Ankara’dan gelen acı haber ise emeklilerin geçim tartışmasına ağır bir gölge düşürdü.

Yıllarca çalıştılar. Vergilerini ödediler, çocuklarını büyüttüler, ülkenin üretimine ve kamu hizmetlerine emek verdiler.
Sonra emekli oldular.
Ama bugün birçok emeklinin gündeminde dinlenmekten önce başka bir soru var:
“Bu ay nasıl geçineceğim?”
İzmir’de SGK İl Müdürlüğü önünde bir araya gelen DİSK Dev Emekli-Sen üyelerinin taşıdığı pankartlardan biri bu tabloyu birkaç kelimeyle özetledi:
“Emekliler insanca yaşamak istiyor.”
Meydanda yükselen talepler yalnızca maaş artışından ibaret değildi. Emekliler, yılların emeğinin ardından temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek, sosyal hayattan kopmadan yaşayabilecek bir gelir ve yaşam koşulu talep etti.

Tam da emeklilerin geçim sıkıntısının meydanlarda konuşulduğu bir günde Ankara’dan gelen haber, gündemin seyrini değiştirdi.
Anayasa Mahkemesi önündeki emeklilerin eylemine katılan emekli polis memuru Ali Şekeroğlu yaşamını yitirdi. Olay öncesinde ekonomik sıkıntılarından söz ettiği haber kaynaklarına yansıdı.

DİSK ve Dev Emekli-Sen ise yaşananların ardından emeklilerin ekonomik koşullarına dikkat çekerek taleplerinin karşılanması çağrısını yineledi.
Ancak İzmir’deki görüntüler geriye çok daha temel bir tartışma bıraktı.
Bir ülkenin emeklileri yıllarca çalıştıktan sonra hâlâ barınmayı, mutfağı, faturayı ve ay sonunu düşünüyorsa mesele yalnızca maaş hesabından mı ibarettir?
SGK önündeki kalabalık dağıldı.
Flamalar toplandı.
Basın açıklaması sona erdi.
Ama pankartın üzerindeki dört kelime meydanda söylenen bütün rakamlardan daha güçlü bir soru bıraktı:
“EMEKLİLER İNSANCA YAŞAMAK İSTİYOR.”
Ve belki de İzmir’deki eylemin asıl haberi tam olarak buydu.