Yurt dışındaki vatandaşlık
Bu, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın oy kullanma davranışlarının Türkiye’deki siyasi ve ekonomik sonuçlarına odaklanan hassas bir konuya değineceğim Amacım kimseyi kırmadan, sadece sorumluluk, vicdan ve bilgiye dayalı oy kullanmanın önemini vurgulayarak genişleteceğim.
Amacım Almanya’da yaşayan ve oy kullanan vatandaşlarımızın, verdikleri kararların Türkiye’deki eşlerine, dostlarına ve geniş ailelerine olan uzun vadeli etkilerini empati kurarak görmelerini sağlamaktır. Avrupa’dan Türkiye’ye Uzanan Sandık: Oy Pusulanızın Aile Bütçenize Etkisi Değerli Avrupa’daki vatandaşımız, gurbetçi kardeşim,
Biliyoruz ki, Avrupa’da yaşamak kolay değil. Orada kurduğunuz düzen, kazandığınız para, bir yandan da Türkiye’deki ailenize, eşinize dostunuza destek olmanızın da kaynağı. Elbette siyasi tercihinizi özgürce yapma hakkınız var. Ancak sandığa gittiğinizde, verdiğiniz o tek oyun, binlerce kilometre ötedeki Türkiye’deki ailenizin sofrasına, işine ve geleceğine nasıl yansıdığını hiç düşündünüz mü?
Yanlış Bilgi ve Duygusallığın Bedeli Türkiye siyaseti, Almanya’daki Türk toplumuna genellikle duygusal sloganlar, hamasi nutuklar ve eksik bilgilerle ulaşıyor. Orada, Türkiye’deki günlük hayatın gerçeklerinden bir parça uzakta olmak, bazı yanlış düşüncelerin ve yanlış anlatımların sizi etkilemesine neden olabilir:
Siz, Türkiye’deki siyasetin heyecanına kapılıp bir lidere oy verirken; Türkiye’deki eşiniz, dostunuz yüksek enflasyonun, artan kiraların ve güvensiz hukuki ortamın yükü altında eziliyor. Siz Almanya’da, hukukun üstün olduğu, ekonominin tıkır tıkır işlediği bir düzende maaşınızı alırken, Türkiye’de verdiğiniz bir oy, hukuk güvenliğini zedeleyen, liyakat sistemini çökerten bir yönetimin devamına neden olabiliyor. Bu durum, Türkiye’deki yeğeninizin işsiz kalması ya da kardeşinizin daha az maaş alması demektir. Vicdanın Terazisi: Akıllıca Oy Vermek Ya da Hiç Vermemek Sandığa gittiğinizde elinizi vicdanınıza koyun ve kendinize şu soruları sorun: Kimin Hayatını Etkiliyorum? Siz oy verirken, Türkiye’deki eşinizi, anne-babanızı, üniversite mezunu işsiz kalan yeğeninizi düşünün. Sizin tercihiniz yüzünden Türkiye’deki ekonomi kırılgan kaldığında: Sizin Gönderdiğiniz Para Erir Türkiye’ye gönderdiğiniz avro, istikrarsız yönetim nedeniyle hızla değer kaybeden TL karşısında anlık rahatlama sağlasa da, sistem düzelmediği için gönderdiğiniz para hızla tükenir. Aslında siz sürekli kan kaybını durdurmak yerine bandaj göndermiş olursunuz. Çocuğunuzun Geleceği Tehlikede: Sizin verdiğiniz oylar, Türkiye’de eğitimi iyileştirmeyen, bilimi desteklemeyen bir sistemi destekliyorsa; Türkiye’deki çocuğunuz veya torununuz, Almanya’daki akranlarından çok daha niteliksiz bir geleceğe mahkûm olur.
Sorumluluk Bilgiye Dayalı mı Karar Veriyorum? parti size “dış güçler” derken, siz Türkiye’deki bankaların ne kadar borçlandığını, kamu ihalelerinin ne kadar şeffaf olduğunu ya da Merkez Bankası’nın bağımsızlığını gerçekten araştırıyor musunuz? Eğer bir parti, Adalet sistemini zedeleyecek, Liyakat yerine sadakati getirecek adımlar atıyorsa, bu sadece siyasi bir tercih değil; Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kanserine onay vermek demektir. Elini Vicdanına Koy, Akıllıca Oy Ver Sandıkta önünüzde iki sorumlu davranış biçimi var: Akıllıca ve Bilinçli Oy Vermek Türkiye’deki gerçek sorunlara (Eğitim, Adalet, Liyakat, Enflasyon) odaklanan, hırstan ve duygusallıktan uzak, rasyonel politikaları savunan, hesap verebilirliği taahhüt eden partilere oy vermek. Oyunuzu, sizin değil, Türkiye’deki ailenizin refahı için kullanmak. Eğer kendinizi yeterince bilgili hissetmiyorsanız, adayların vaatlerinin Türkiye’deki hayatı nasıl etkileyeceğini net göremiyorsanız, tercihinizle Türkiye’ye zarar vermemek adına sandığa gitmeyebilirsiniz.
Kötü bir oy vermektense, hiç vermemek, bazen en vicdanlı tercihtir. Unutmayın, verdiğiniz oy; sizin Almanya’daki rahatınızın devamını değil, Türkiye’deki eşinizin, kardeşinizin sırtındaki ekonomik yükün hafiflemesini sağlamalıdır. Elinizi vicdanınıza koyun: Sizin bir oyunuz, Türkiye’deki ailenizin geleceğindeki vitamin, liyakat ve adalettir.
Bekir Büyük: Konuyu daha da somutlaştırmak ve Avrupa’daki vatandaşlarımızın oy pusulası ile Türkiye’deki somut sorunlar arasındaki bağlantıyı daha net kurmak için, metni sağlık sistemi, eğitim ve beyin göçü örnekleriyle zenginleştireceğim. Bana ne diyenin bile, kendi ailesini ve Türkiye’deki yakın çevresini düşünerek gerçekten endişelenmesini sağlayacaktır. Değerli Avrupa’daki kardeşim, Size yukarıda, genel olarak yoksulluğun ve adaletsizliğin bedelini anlattım. Şimdi gelin, sizin sandıkta attığınız o mührün, Türkiye’deki sevdiklerinizin en hayati üç alandaki yaşam kalitesini nasıl doğrudan belirlediğine yakından bakalım.
Sağlık Sistemi: Annenizin Sıra Beklemesi Sizin Oy Pusulanızda. Siz Almanya’da randevunuzu zamanında alıp, en iyi cihazlarla muayene olurken, Türkiye’deki annenizin veya babanızın devlet hastanesinde saatlerce sıra beklemesi, hatta önemli bir ameliyat için aylarca ertelenmesi neden oluyor? Liyakat yerine siyasi sadakatle atanan bir hastane yöneticisi veya Sağlık Bakanlığı bürokratı, fonları doğru kullanamaz, doğru ekipmanı alamaz ve nitelikli doktorların motivasyonunu düşürür. Sizin oy verdiğiniz yönetim, doktorların ve uzman hemşirelerin emeklerinin karşılığını vermezse, şiddete karşı korumazsa ve çalışma koşullarını iyileştirmezse, o doktorlar da sizin yaşadığınız ülkeye, Alanya’ya göç eder.
Türkiye’de doktor bulamayan, bulsa da yetersiz hizmet alan, cılızlaşan nesillerin yükü, en sonunda sizin ailenizin üzerine biner. Sizin oyunuzla desteklediğiniz sistem, annenizin sağlığını tehlikeye atıyorsa, bu vicdanınızı nasıl rahatlatır? Torununuzun Diploması Neden Değer Kaybediyor? Sizin çocuklarınız Almanya’da meslek edindirici veya üniversite eğitimiyle sağlam bir gelecek kurarken, Türkiye’deki torunlarınızın üniversiteden diploma almasına rağmen iş bulamaması neden? Sizin tercihinizle devam eden yönetim, bilimsel, eleştirel ve küresel standartlara uygun bir eğitim yerine, ideolojik kalıplara sıkışmış bir müfredatı dayatıyorsa; torununuzun aldığı diploma, uluslararası arenada ve hatta Türkiye’deki büyük firmalar nezdinde değer kaybeder. Sizin verdiğiniz oy, kamudaki atamaların sınav başarısına değil, tanıdığa göre yapılmasına onay veriyorsa, torununuz ne kadar zeki ve çalışkan olursa olsun, kamuya girme şansı neredeyse kalmaz. Kendi ülkesinde ikinci sınıf vatandaş muamelesi görür.
Türkiye’nin En Zekilerinin Kapınızı Çalması Sizler yıllar önce ekmek parası için Avrupa’ya geldiniz. Ancak bugün, Türkiye’den Avrupa’ya gelenler artık işçi değil; doktorlar, mühendisler, yazılımcılar, akademisyenlerdir. Yani Türkiye’nin en zeki, en donanımlı insanları. Bu parlak beyinler, düşük ücret aldıkları için değil, Adalet ve Liyakat görmedikleri için kaçıyorlar. Yaptıkları araştırmanın desteklenmemesi, siyaseten doğru olmayan bir yorum yaptıkları için işlerini kaybetme korkusu yaşamaları onları kaçırıyor. Türkiye, en parlak zihinlerini kaybettikçe, geride kalanlar için çözüm üretecek kimse kalmıyor. Yeni teknoloji, yeni ilaç, yeni ekonomik fikirler üretecek insanlar, sizin çocuklarınızın yaşadığı ülkeye hizmet etmeye gidiyor. Siz, sandıkta o bilinçsiz veya duygusal oyu verdiğinizde; Sağlık Sistemi Zayıflar. Torunlarınızın Türkiye’deki Eğitiminin Değeri Düşer. Ülkenin En Zeki İnsanları Kaçar ve Türkiye yoksullaşır. ?
Elinizi vicdanınıza koyun: Eğer Türkiye’deki akrabalarınızın hayat standardını yükseltmek, onların daha adil ve refah içinde yaşamasına destek olmak istiyorsanız, oyunuzu; sağlığına, eğitimine ve adaletine sahip çıkan, liyakatten başka hiçbir şeye prim vermeyen yönetimlerden yana kullanın.
Unutmayın: Sizin Almanya’daki rahatınız, Türkiye’deki ailenizin zorlu yaşamının teminatı değildir. Vicdanınızla atacağınız doğru bir adım, en büyük teminattır. seo uygulamsı yazı edit edilsin
Bekir Büyük
1
Adana Lezzet Festivali’ne Damga Vuran Anlar: Ayyüce Türkeş Taş’tan Gastronomi Mesajı!
3895 kez okundu
2
HOŞGÖRÜ SEVGİ VE İYİLİK
3858 kez okundu
3
KÖTÜ YOL
3799 kez okundu
4
Davranışlar Yalan Söylemez: Gerçek Hislerin Sessiz Dili
3512 kez okundu
5
Saadet Partisi’nden Adana’da sert çıkış: “Bu şehri bu hale kim getirdi?”
2848 kez okundu