Bilmiyorum ama bilmediğimi de bilmiyorum ve bunu nereden bildiğimi de bilmiyorum;aslında hiçbir şey bilmiyorum.O kadar eminim ki bilmediğimden,beynimi tırmalayan öksüz fikirlerimin serzenişleri bile şahit bilmediğimden.Bilinmezlerle yüklü şu dünyada filozofların şahı Sokrates’in de dediği üzere “bildiğim tek şey,bir şey bilmediğimdir.” sözünü hep hatırlarım.Bazen acı verir bazen de teselli eder beni.Ama bazen öyle şeyler yaşarız ki hiç bir söz teselli olmaz yaşadığımız şeylere.Kapalı kutuda  yaşıyoruz acılarımızı;küçük hissediyoruz mutluluklarımızı.Tekrardan denemek istiyoruz şansımızı.Hep yek düşer zarımız.

Ahtapot misali duygularımız sarıverir her yerimizi.Hayatın dibinde zirvesini yaşıyoruz acıların.Kararmış duygularımızda boğuluyoruz tek nefeslik hayatımızın son nefesinde çırpınırken.

Ama bilmiyoruz,bilemiyoruz,bildiremiyoruz bir bilinmezin feryadını yaşarken ve yaşatırken içimizdekinin en içini.Koskoca Sokrat bile yanıldı emin olduğu şudurların’dan.Feleğin keşmekeşinde bir serçe kuşunun gagasındaki taam kadar kıymetli ve bereketli ömrümüz tükeniyor bu bilinmezin bilinmeyen dünyasında.Tükettikçe tükenen veryansın hayatımızın sessiz çıplığında sağır olan acılarımız pekte tatsız geliyordur kör duygulu nankör insanlara.Bilinse bilinmese değişen mi olur iki bilinmeyenli sahte denklemli dünyanın kucağında sirkemsi sütü emen çocuksu duygularımız.Reel dünyanın realist acılarında kaybolacak kadar sarhoşuz bilmiyoruz ayık kafayla bakarken bile.Yüklemi düşmüş harap bitap cümlelerin masum başlık şarı kadar tepede duran hayatımız ve hayatın hayatı olan serzenişlerimiz.

Bilinse ne olur bilinmese. Sokrat’ın yetim kalmış sözlerinde başı boş hayatımızın bilinmeyen düşünceleri bile sahibini ısır bazen hunharca ve pek hunharca.Acısı bile bastırır acımızı bozar tadımızı siler yazımızı.Bilmiyoruz ve bilemiyoruz ve bilemediğimizi bir kere bilemiyoruz;bunu da bilemiyoruz.Bu tozlu rafları kemiren düşünceler yetiremiyor bilinmezin çıkmazına düşen duyguları.Karanlığı söndüren aydınlık acılarımızın gölgesinde bile bilinemezin uçurumuna sürüklenen yaşantımızın sancılarını yaşıyor şua yürek.

Ama bilmiyoruz.Bilemyoruz.Bir tek bunu biliyoruz; belki yanılmaktan bile yanılıyoruz,emin olduklarımızın hamili olan fikirler peydah olur bu sahipsiz düşüncelerimizin başkentinde.Hiçbir şey bilmeyecek kadar biliyoruz hayatı.Hayatı bilinecek kadar yaşıyoruz kim bilir bel ki de yaşıyormuşuz gibi yaşıyoruz.               

HIDIR AKTAŞ Kişisel Gelişim Uzmanı ve Sosyolog


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir