ANNE VE BABASINA DOKUNAMADIĞINIZ ÇOCUĞU MUTLU EDEMEZSİNİZ

ANA-BABA EĞİTİMİ

Okul Öncesi Eğitim Kurumları Derneği’nin düzenlediği ana-baba okulu
büyük ilgi gördü
.

Ebeveyn Koçu Uzman Klinik Psikologu Banu İkincisoy’
Uzun süredir düzenledikleri etkinliklerde eğitimcilere ve çocuklara
dokunduklarını belirten Dernek Başkanı Gülay Morgül bu defa en önemli
unsur anne ve babalarla buluştuklarını belirterek, “Bu seminer ve
birlikteliğin hedefi yeni ve farklı görüşleri doğru bir şekilde
paylaşmaktır. Burada toplanma amacımız ailelerimizi bilinçlendirmek ve
zorlandıkları konularda birçok soruya yanıt bulabilmek içindir. Aile
içindeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun kişiliğini şekillendirir.
Yani aile iletişim becerilerini kullanamazsa çocukta bu becerileri
kullanamaz. İnatçılık, içe yada dışa dönüklük genlerden gelir. Gen ve
çevre doğru kullanılırsa geliştirilir. Eğer nereden başlayacağınızı
bilmiyorsanız Çocuğu zorlamayın, bozarsanız. Çocuğu yetiştirmek siz
anne babaların çocuğu geliştirmek ise biz okul öncesi kurumlarının
işidir. Lütfen çocuğunuzun okul öncesi eğitim hakkını elinden almayın,
her çocuk iyi bir eğitim hak eder. Ve bizler bunu bilinçli aile
desteği ile sağlayabiliriz” dedi.
Teknolojinin yaygınlaşması, iletişim araçlarının çok hızlı değişim
göstermesi nedeni ile aile yapısının farklılaştığını ifade eden
Morgül, daha sonra şunları söyledi, ”Maalesef bizler anne-baba
olarak, çocuklarımızla nasıl iletişim kuracağımızı, nasıl
davranacağımızı, hangi taleplerini kabul edip etmeyeceğimizi, ödül ve
cezayı ne zaman kullanacağımızı bilemez olduk. Ya çok sarıp sarmalayıp
bağımlı hale getiriyoruz ya da disipline edeceğiz diye başka bir
kalıba sokmaya çalışıyoruz. Maalesef çocuk her iki şekilde mutsuz
oluyor.
Anne ve babasına dokunamadığınız bir çocuğu eğitemezsiniz. Eğitim,
anne baba okul ve çevrenin bir bütün şeklinde var olma durumudur.
Yaşanan sosyal ve iktisadi sıkıntılardan en çok çocuklar ve gençler
etkileniyor. Kendilerini kötülüklere karşı koruyabilecek bir olgunluğa
henüz erişmedikleri için onlara ailelerinden başka kimse yardımcı
olamaz. Fakat ailede yeterli eğitim ve kültür seviyesi yoksa o zaman
ciddi bir toplum problemi ortaya çıkıyor. Elbette bu hadiselerin,
ekonomik ve sosyal birçok boyutları ve sebepleri bulunmakta. Bunların
bir tanesi ve belki de en önemlisi, toplumsal dokumuzda ve aile
yapımızda son yıllarda çeşitli tesirlerle meydana gelen hızlı
değişiklikler ve bu değişimin yarattığı kültür şokudur.
Bir insan duyguları ve zekâsı iyi yönde eğitilmişse, sevgi, şefkat,
merhamet, fedakârlık gibi duyguları öğrenmişse, paylaşmayı,
yardımlaşmayı, feragat etmeyi biliyorsa o zaman gerçek bir insan olur.
Anne baba olmak doğuştan kazanılan bir meslek değil,Oysa ehliyet almak
ya da mesleki bir alanda başarılı olmak için bile birçok sınava tabi
tutuluyoruz ama anne baba olmak için hiçbir sınav yapılmıyor. Ve buna
rağmen en özel en başarılı en iyi çocukları yetiştirmemiz bekleniyor.
hayal ettiğimiz çocuklara sahip olmak istiyorsak bugün bir şeyler
yapmamız gerekiyor.
Özetle, “örnek insan” yetiştirmek için birlikte hareket etmemiz
gerekiyor. Malum tek kanatla uçulmaz. Bu konuda en önemli görev aile
ve okul işbirliği içinde olmaktır. Çünkü velilerimizin de
eğitim-öğretim faaliyetlerine katılmaları, okula ve öğretmene destek
olmaları gerekmektedir.”
İlk ayın uzman konuklarından Evlilik terapisti Dr. Obengül Ejder,
Çocukluğunda hata yaptığı için dayak yiyen, sürekli tepki gören
bireylerin, yetişkinliklerinde ruhsal onarım anlamında bir destek
almadıklarında  problem çözmek için “şiddet” eğilimli olabileceklerini
belirterek, ‘’Bunu toplumda ya çocuğa şiddet, ya hayvana şiddet,  ya
da kadına şiddet olarak görürüz. Toplumda şiddet vakalarının neredeyse
hepsi ruhsal ve duyusal onarımını gerçekleştiremeyen kişilerin
gösterdiği problem çözme sistemleridir” dedi.
Çocuk Gelişim Bilimi uzmanı Nebahat Boğut da konuşmasında,
Ebeveynlerin çocuklarına onların değerli olduğunu hissettirip hayata
güvenle başlamalarına yardım edecek kişi olduğunu belirterek şunları
söyledi, ‘’ Çocuklarınız konuştuğu zaman onu dinleyerek onun hislerine
önem verdiğinizi gösterin. Çocuğunuza verebileceğiniz en güzel hediye
alacağı kararlar ve davranışların sonuçlarında ve tabii ki
mutluluğunda kendisinin sorumlu olduğudur. Özgüven gelişimi küçük
yaşlarda başlar.”


Ebeveyn Koçu Uzman Klinik Psikologu Banu İkincisoy’da özetle şöyle
konuştu, “Çocuğun temel ihtiyaçların karşılanması sağlıklı fiziksel
gelişimin yanında çocuk ve bakan kişi arasında sağlıklı bir güvenli
bağlanma oluşmasına katkı sağlar. Bu bağ bebeğin ilerideki sosyal,
duygusal ve zihinsel gelişimini destekler ve yetişkin bir birey
olduğunda kuracağı ilişkileri, dünyayı güvenli ya da güvensiz bir yer
olarak görüşünü, benlik algısını ve kişiliğini etkiler.

Yusuf ASLAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir