Sosyal devlet genellikle karma ekonomi uygular. Özel mülkiyet sınırı yoktur ancak büyük servet sahiplerinin vergi oranları bir hayli fazladır. Vatandaşından gelirine göre vergi alımı uygulanır. Böylelikle insanlar arası uçurumlar azalmış olur.

Sosyal Devlet mi?

SOYsal Devlet mi?

Sosyal Devlet; Devletin vatandaşlarının toplumsal ve ekonomik  varlıklarını iyileştirmek için önemli roller üstenerek bu yolda vatandaşlarına olanaklar sunmasıdır. Yani devletin vatandaşının ekonomik ve sosyal haklarını düşünerek oluşturulan bir yönetim biçimidir.

Sosyal devlette; fırsat eşitliği, gelir dağılımı ve asgari yaşam şartlarını vatandaşlarının sağlamaları için sorumlulukları üstenmeleri sosyal devletin önceliğidir.

 Demokrasi, zenginlik ve kapitalizmin uyumunu dengede tutmaya çalışır.

Sosyal devlet, kaynaklarını temel kamu hizmetleriyle sağlamaya çalışır. Örneğin çocukların eğlenmeleri için, gelişim göstermeleri için imkanları sağlamak için girişimlerde bulunur. Yeri geldiğinde vatandaşları için bütün sosyal hakları kendi bütçesinden ayırarak bu alanlara yatırım yapar.

Sosyal devlet genellikle karma ekonomi uygular. Özel mülkiyet sınırı yoktur ancak büyük servet sahiplerinin vergi oranları bir hayli fazladır. Vatandaşından gelirine göre vergi alımı uygulanır. Böylelikle insanlar arası uçurumlar azalmış olur.
www.haberinsonu.com
Sosyal Devlet mi? SOYsal Devlet mi?

Sosyal devlet genellikle karma ekonomi uygular. Özel mülkiyet sınırı yoktur ancak büyük servet sahiplerinin vergi oranları bir hayli fazladır. Vatandaşından gelirine göre vergi alımı uygulanır. Böylelikle insanlar arası uçurumlar azalmış olur.

Sosyal devlet tanımı ilk olarak 1870’li yıllarda Bismark idaresindeki Almanya’da ortaya atılmıştır. Daha sonraları sosyal politikacılar tarafından devlet destekli programlar uygulanarak devletleştirme yoluna gidilmiştir.

Bir ülkenin sosyal devlet olmasının esası ekonomisi ve vatandaşına verdiği değerle ölçülebilir. Eğer bir ülkede fakir insanlar açlık mücadelesi veriyorsa, zengin insanlar ise para içinde yüzüyorsa biliniz ki o devlet sosyal bir devlet değildir. Sosyal devlette insanlar arasında koskoca dediğimiz uçurumlar söz konusu değildir.

İşte “Sosyal Devlet” diyebileceğimiz ülkeler;

İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya ve İngiltere verilebilir.

Yukarıda tarif edilen Sosyal Devlet kavramı, kısaca hangi konuda olursa olsun, kim olursa olsun hayatın her alanında eşitlik demektir.

Devleti oluşturan kurumlar gücünü vatandaştan alır.

Devletin uyguladığı kanunları belirleyen seçilmiş milletvekilleridir. Hangi partiden olduğu sadece seçim zamanı önemlidir.

Halkın seçtiği vekiller adı üstünde vatandaşın vekilidir. Halk onları oraya kendilerini temsil etmeleri için seçer.

Vekillerin görevi vatandaşları ayrım gözetmeksizin temsil etmektir.

Halkın talepleri doğrultusunda yasalar, kanunlar yapmakla mükelleflerdir.

Vatandaşların refah düzeyini artırmak için üretim alanları oluşturarak teşvik etmektir.

Gelir adaletsizliğinin önüne geçerek yaşam kalitesini artırmak, her alanda vatandaşlara eşit davranmak asıl görevleridir.

Ülkemizin kaostan geçtiği bu süreçte vekillerin görevleri halkı bu ortamdan en az zararla çıkmalarını sağlamaktır.

Ne olduğu muamma olan bu salgında Sosyal Devlet anlayışı büyük bir sınav veriyor.

Yerel idarelerden tutunda Genele kadar büyük bir sınav bu.

Bu zor günlerde 7’den 70’e bütün vatandaşların sorumluluğu seilmiş ve atanmışlardadır.

Sadece salgınla mücadele edip diğer hastalıklar yok sayılamaz.

Sağlık Bakanlığı bu zor dönemde Dünyanın bir ucundaki vatandaş için öxel uçak gönderebiliyorsa, ülke içinde yaşam savaşı veren çocuklarıda göz ardı edemez.

Yaşaması için çok pahalı bir ilaç için vereceği karar yaşamakla, yaşamamak arasında çok ama çok ince bir çizgidir.

İşte Sosyal Devlet kavramı burada devreye giriyor. Kime göre Sosyal Devlet.

Eğer Sosyal Devlet isek yaşama tutunmaya çalışan vatandaşların yanında olmanız gerekiyor. İlaç temin edemiyorsanız, bırakın kendi imkanları ile bulsunlar. Destek olmuyorsanız, bari engel olmayın.

Yaşama hakkı kutsaldır.

Bu hak ceninken başlar.

Ülkenin geleceği çocuklarımızı anlamsız bir sen, ben, o parti, bu parti düşüncesinden sıyrılıp bir can olduğunu düşünerek kara vermeniz gerekir.

Siz birbirinize saygı duymayabilirsiniz ama bu manasız çekişmeniz bir insan hayatına mal olacak. Hen de küçücük bir çocuğun.

Sosyal Devlet kavramı ilemi.

Aklınıza başvuruda bulunan aileler için farkı düşünceler gelebilir. Duygu sömürüsü yapıyorlar, haksız kazanç elde edecekler diye. Ama bir annenin çırpınışlarını görmezden gelmek, acısını hissetmemek, bir babanın çaresizliğini görmemek hangi düşüncenize sığar.

Çuvaldızı başkasına batırmadan önce iğne nasıl bir acı veriyor bir deneyin.

Kimse temenni etmez ama aynı durumda siz veya yakınınız yaşasa ne yaparsınız?.

Karar verme yetkinizi nasıl kullanırsınız?.

Sosyal Devlet kavramı ilemi.

Yoksa….

SOYsal Devlet düşüncesi mi ağır basar?.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir