“Adil Yargılama; Yaşama Geçirilmesi Zorunlu Vazgeçilmez Bir Haktır

ULUSLARARASI ADİL YARGILANMA HAKKI GÜNÜ NEDENİYLE BASIN AÇIKLAMASI
YAPILDI

“Adil Yargılama; Yaşama Geçirilmesi Zorunlu Vazgeçilmez Bir Haktır

Avrupa ülkelerinden hukuk kurumları ve baroların, Adil yargılanma talebiyle ölüm orucunun 238. gününde hayatını kaybeden Av. Ebru Timtik anısına 14 Haziran’ı Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü ilan etmesi nedeniyle içlerinde Adana Barosu yanı sıra avukat, yargıç, gazeteci ve çeşitli kitle örgütlerinin yer aldığı 95 uluslararası kurumun imzacı olduğu ortak basın açıklaması Adana Adliyesi Mahmut Esat Bozkurt

Avukatlar Salonunda yapıldı.

Adana Barosu Başkanı Av. Veli Küçük, Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkan Yardımcısı Av. Ümit Büyükdağ ve Adana İnsan Hakları Derneği Başkanı Av. Yakup Ataş bugüne dair duygu ve düşüncelerini paylaştı. Genel Sekreter Av. Semih Gökayaz, Sayman Av. İlknur Önal Tarkan, yönetim kurulu üyesi Av. Sinem Tanrısnatapan ve avkatların katılımıyla yapılan basın açıklamasını ÇHD Genel Başkan Yardımcısı Av. Ümit Büyükdağ okudu. “Bugün, 14 Haziran 2021, dünya çapında ilk kez gerçekleşecek olan Uluslararası Adil Yargılama Günü’dür (IFTD). IFTD’nin bu yılki odak ülkesi, sistemik insan hakları ihlalleri ve adil yargılanma standartlarının eksikliğinden yıllardır muzdarip olan bir ülke olan Türkiye’dir. Aşağıda imzası bulunan kuruluşlar, IFTD vesilesiyle, ülkedeki gün geçtikçe kötüleşen duruma dikkat çekerek, Türkiye’de adil yargılanma hakkının tesis edilmesi ve bu temel ilkelerin uygulanacağı bir ortamın yaratılması için Türkiye yetkililerini acilen gerekli adımları atmaya çağırmaktadır.
Aşağıda imzası bulunan kuruluşlar aynı zamanda uluslararası toplumu, özellikle adil yargılanma ilkeleri etrafındaki konulara odaklanarak, Türkiye’deki duruma dikkat çekmek için çabalarını artırmaya çağırmaktadır” dedi.
Fransa Barolar Birliği ve İtalya Barolar Birliği ile Avrupa’dan hukuk örgütleri, Uluslararası Adil Yargılanma Günü olarak duyurdukları 14 Haziran’da Av. Ebru Timtik adına bir ödül verilecek.

ADİL YARGILANMA HAKKI GÜNÜ VESİLESİ İLE BU HAK MÜCADELESİNİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIMIZI DUYURUYORUZ”

Baro Başkanı Av. Veli Küçük, burada yaptığı konuşmada; adil yargılama hakkının yaşam ve vücut bütünlüğü üzerinden paylaşılıyor olmasının üzüntü verici olduğunu belirterek,  “Başta meslektaşımız Av. Ebru Timtik olmak üzere adil yargılama hakkı mücadelesi verirken hayatını kaybeden insanlarımızı saygıyla anıyoruz. Adil yargılama ilkelerinin hayata geçirildiği, savunma ve adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine getirildiği; somut, bilimsel delillere dayalı olarak; belirli, öngörülebilir, açık, halktan yana ve halk için bir yargılama faaliyetinin bir an önce hayata geçirilmesini istiyoruz. Gizli tanıklık, itirafçılık/iftiracılık, SEGBİS dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama oyunlarının son bulmasını istiyoruz. Adil Yargılanma Hakkı Günü vesilesi ile bu hak mücadelesinin takipçisi olacağımızı duyuruyoruz.”

BASINA VE KAMUOYUNA

“Türkiye’deki yargı sisteminin adil yargılanma ilkelerini koruma ve saygı gösterme konusundaki ciddi başarısızlığına karşı olarak, avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal, Ocak 2020’de açlık grevine başladı. Keyfi soruşturmalara, yargılamalara, gözaltılara, tutuklamalara ve haksız mahkumiyetlere maruz kalan binlerce kişinin ortak talebini dile getirdiler. Türkiye hükümetini, adil yargılanma hakkını güvence altına alma ve saygı gösterme yükümlülüklerine uymaya ve bu temel hakkın sistematik ihlallerini oluşturan uygulamaları sona erdirmeye çağırdılar.

5 Nisan 2020’de Türkiye’de Avukatlar Günü’nde bu talebin hayati öneminin altını çizmek için açlık grevlerini ölüm orucuna dönüştürdüler. Ebru Timtik, ölüm orucunun 238. günü olan 27 Ağustos 2020’de hayatını kaybederken, Aytaç Ünsal, Yargıtay’ın kararı ile önce tahliye edildi ve 4 Eylül 2020’de protestosuna son verdi, daha sonra bu karara rağmen 10 Aralık 2020’de yeniden gözaltına alınarak cezaevine konuldu.

Temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğü ilkeleri sadece Türkiye’de değil tüm dünyada saldırı altındadır. Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere birçok ülkede, hükümetlerin baskısı ve uluslararası insan hakları yükümlülüklerine uymayan pratikler içerisinde olduklarını belgeleyen raporlar söz konusudur. Dolayısıyla bu uygulamaları kınama, eleştirme ve bu uygulamalara dikkat çekme faaliyetleri yürütenler, bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi şekilde sarsılmakta olan yargı da dahil olmak üzere devlet aygıtının sürekli baskısı altındadır.

Bahsedilen bu uygulamalar karşısında seslerini yükselten avukatlar, insan hakları savunucuları, gazeteciler, muhalif politikacılar, akademisyenler ve daha pek çok kişi, kendilerine yönelik yargısal tacizin bir örneği olarak anti-terör yasaları altında mesnetsiz suçlamalarla susturulmaya çalışılıyor. Uluslararası Adil Yargılanma Günü ile birlikte ilan edilen Ebru Timtik Ödülü, adil yargılanma hakkının ciddi tehdit altında olduğu ülkelerde adil yargılanma hakkının yeniden tesis edilmesini savunmak amacıyla kurulmuştur.

Bu günün kendisi, uluslararası toplum tarafından her yıl odak ülke olarak seçilecek ülkedeki duruma odaklanmak ve orada karşılaşılan adil yargılanma sorunlarına dikkat çekmek için kullanılacaktır. Ayrıca, belirlenmiş odak ülkeden o ülkede adil yargılanma hakkını savunma ve/veya güçlendirmek konusunda aktif olan bir kişi ve/veya kuruluşa her yıl Ebru Timtik Ödülü verilecektir.

Bu yıl odak ülke olarak, özellikle Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı gününün arka planı ve ülkedeki durumun süregelen kötüleşmesi dikkate alınarak, odak ülke olarak Türkiye seçilmiştir. Gelecek yıllarda, yargı alanlarında yaşanan adil yargılanma hakkına yönelik zorlukları yansıtmak üzere başka ülkeler seçilecektir.

TÜRKİYE İÇİN EYLEM ÇAĞRISI

Türkiye’de insan hakları ve hukukun üstünlüğü, özellikle 2013’teki Gezi Parkı protestoları, ardından 2015’te barış görüşmelerinin çökmesi ve 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hal akabinde gün geçtikçe gerilemektedir. Özellikle Temmuz 2016 darbe girişiminden bu yana avukatlara, gazetecilere, insan hakları savunucularına, muhalefetteki politikacılara, akademisyenlere ve mevcut durumu eleştiren diğer kişilere yönelik kötü muamele, ülkede başta adil yargılanma hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin korunmadığını ortaya koyan çok
daha geniş bir uygulamalar bütününü yansıtıyor.

İnsan haklarından görülen bu hızlı kopuş, BM ve Avrupa Konseyi organları da dahil olmak üzere uluslararası toplum tarafından geniş bir şekilde rapor edilmiş ve uluslararası kamuoyuna yansıtılmıştır. Bu organların her biri kuvvetler ayrılığı da dahil olmak bağımsız bir yargının yokluğundan demokratik bir sistemin yapıtaşlarının çökmesine kadar geniş bir alanda ciddi ihlaller tespit etmektedir. Bu uluslararası kuruluşlardan ve uluslararası toplumdan gelen eleştiriler, genel olarak, temel hak ve özgürlüklere siyasi amaçlarla yersiz müdahaleden, Kürtlerin siyasi katılım haklarının ciddi şekilde ihlal edilmesine kadar uzanmaktadır.

Aşağıda imzası bulunan kuruluşlar olarak bizler, bu raporlarda tespit edilen sorunların bir yansıması olarak, ülkede adil yargılanma hakkının tam olarak korunmasını sağlamak ve bu hakkın altında yatan ilkelerin etkin bir şekilde hayata geçmesini sağlayacak bir ortam yaratmak için

TÜRKİYE YETKİLİLERİNİ AŞAĞIDAKİ ADIMLARI UYGULAMAYA ÇAĞIRIYORUZ.

• Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamak için gerekli yasal ve diğer önlemler alınmalı ve yürütme de dahil olmak üzere yargının işleyişine doğrudan müdahale, baskı veya etki oluşturan tüm uygulamalar sona erdirilmelidir;
• BM Evrensel Periyodik Gözden Geçirme kapsamındaki İnsan Hakları Konseyi ve Venedik Komisyonu da dahil olmak üzere çok sayıda insan hakları gözetim mekanizmalarının Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nu ürütmeden bağımsız kılmak ve kararlarının uygulanmasını sağlamaya yönelik tavsiyeleri uygulamaya konulmalıdır.

• Türk Ceza Kanunu’nun ve Terörle Mücadele Kanunu’nun geniş, muğlak ve eleştirel seslere karşı keyfi olarak uygulandığı tespit edilen ilgili maddeleri açıklık ve öngörülebilirlik gereklilikleri ile hukuki belirlilik ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerini karşılayacak şekilde değiştirilmelidir;

• Avukatlara, yargıçlara, diğer hukukçulara, gazetecilere, insan hakları savunucularına, muhalif politikacılara, akademisyenlere ve toplumun muhalif kesimine yönelik, uluslararası adil yargılanma standartları bağlamında inandırıcı bir kanıt olmaksızın süregelen sistematik taciz, tutuklama ve yargılamalara derhal son verilmelidir.

• Tüm cezai soruşturma ve kovuşturmalarda masumiyet karinesi ilkesi garanti edilmeli ve bu ilke korunmalıdır,

• İfade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlükleri gibi uluslararası insan hakları sözleşmelerinde korunan bu haklardan yararlanılmasını engelleyen her türlü uygulama, bu özgürlüklerin kullanımının; keyfi kovuşturma, uzun ve cezalandırmaya yönelik tutukluluk için gerekçe olarak kullanılması da dahil olmak üzere sona erdirilmelidir,

• Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde ve Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına, Türkiye’nin her düzeydeki ceza mahkemelerindeki tüm ceza kovuşturmalarında uyulması sağlanmalıdır;

“Adil Yargılama; Yaşama Geçirilmesi Zorunlu Vazgeçilmez Bir Haktır
“Adil Yargılama; Yaşama Geçirilmesi Zorunlu Vazgeçilmez Bir Haktır

• Hakim ve savcıların adil bir yargılanma olmaksızın ihraç edilmeleri, avukatların mesleki faaliyetlerini ifa etmelerinin önüne set çekilmesi, şüphelilerin yasal temsilci hakkı, avukat ve müvekkil arasında iletişim hakkı ve yanı sıra İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Nisan 2019’da yayınlanan raporunda çerçevesini çizdiği üzere yargı sistemine getirilen
diğer sınırlamalar da dahil olmak üzere olağanüstü hal döneminde gerçekleşip yasalaşan düzenlemeler kaldırılmalıdır; avukatların, hakimlerin, gazetecilerin, muhalif politikacıların, insan hakları savunucularının ve diğerlerinin, yasal aktivitilerine engellemek ve onları sindirmeyi hedefleyen bir şekilde özellikle terör örgütüne üyelik suçlaması gibi düzleme suçlamalarla toplu yargılamalara konu edilmeleri uygulamasına son verilmelidir ve;

• Ülkedeki yapısal insan hakları sorunlarını ele almak ve çözmek için uluslararası gözetim mekanizmaları ve ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları ile açık bir diyalog oluşturulmalı ve ilk adım olarak BM Hakimler ve Avukatlar Özel Raportörü ve diğer özel raportörlerin Türkiye ziyaret talepleri kabul edilmelidir. Uluslararası toplumu, Türkiye’de her geçen gün gerileyen insan hakları ve hukukun üstünlüğü durumuna etkin bir şekilde yanıt vermeye ve uluslararası alanda bu konulara dikkat çekmek ve farkındalığın yükselmesi için harcadıkları çabayı yükseltmeye çağırıyoruz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir