21 Kasım 2020 Cumartesi

HASBIHAL !

HASBIHAL !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ŞÜKRÜ IŞIK

HASBIHAL !

Eğitim ve öğretim, bir milletin geleceğinin inşa edildiği en kutsal kaledir. Kaleyi inşa eden taşları yerinden oynatmak sistemde onulmaz yaralar açar. Özellikle KİLİT TAŞI dediğimiz tepede bulunan ve tüm sistemin ayakta durmasını sağlayan taşı sökerseniz sistem çöker.

Kahraman Maraş’ta, Şanlı Urfa’da yaşanan ülke olarak içimizi acıtan elim hadiseler kilit taşı yerinden sökülmüş, liyakat yerine torpil, başarı yerine yandaş atamalarının bir sonucu değilmidir ?

12 yıllık ilköğretim eğitimi ülke geleceği için çok önemlidir. Orada çocuklara verilecek temel öğretiler ileride ülke geleceğine yön verecektir.

O nedenle müfredat uygulamasının yanı sıra, spor, müzik, sanat gibi gençlerin hem enerjisini atabileceği hem de ufkunun gelişeceği eğitim yönlendirmesi çok önemlidir. Bunu yapabilen eğitimcilerimize selam olsun!

70’li yıllarda biz Kozan lisesinde okurken okulumuzun, bando takımı, tiyatro kolu, kendi aramızda maç yaptığımız sınıf takımları, okul kantininde masa tenisi vs gibi etkinliklerimiz olurdu.
İhtilal sonrası yıllarda bunların sırayla unutturulan değerler olduğunu gözlemledik.

Kuruluşundan haberim olduğu an üye olduğum Kozan Lisesi Mezunları Derneği başkanı Teoman Bey ve yönetimi ile yaklaşık 50 öğretmenli Kozan Lisesi müdiresi Hava hanımın güzel ekip çalışması ile 70’li yıllardaki hasletlere dönüş yapıldığını duymak beni çok heyecanlandırdı.

Bu vesile ile Teoman beye ve Hava hanıma çok teşekkür ediyorum.

Umuyorum Teoman Bey ve Hava Hanım uzun vadede birlikte birçok güzelliklere imza atarlar ve biz kozan lisesi Mezunları olarak bundan gurur duyarız.

Bizim tabirle, göç yolda düzülür, her göçte ufak tefek kazalar olur. O nedenle birlik beraberlik içerisinde hedefe kilitlenmeli, nefsani sıkıntılara son verilmelidir.

Geçenlerde oluşan yerel sorunun bittiğini, HER ŞEY KOZAN İÇİN mantığı ile herkesin dernek ve lise idaresine destek olacağı umuduyla ve 23 Mayıs’ta yapılacak olan İLİŞTİRİK GÜNÜ heyecanı ile hepinizi muhabbetle selamlıyorum.

23 Mayısta Kozan Lisesi Bahçesinde

İLİŞTİRİK GÜNÜNE OKUNTULUSUNUZ!

Dernek başkanı Teoman Bey ve yönetimine, Okul müdiremiz Hava Hanım ve okul idaresine şimdiden çok teşekkür ediyorum.

1976’dan bu yana Adana Merkez’de yaşayan Tapan asıllı bir Kozan’lı

İnşaat Mühendisi Şükrü IŞIK

Devamını Oku

Güzel Parti Lideri Hüseyin Akbulut’tan Güçlü 1 Mayıs Mesajı: “İşçiler Sendikaların Patronudur !”

Güzel Parti Lideri Hüseyin Akbulut’tan Güçlü 1 Mayıs Mesajı: “İşçiler Sendikaların Patronudur !”
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut’tan Sert 1 Mayıs Mesajı: “İşçiler Olmazsa Ülke Var Olamaz!”

Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı güçlü mesajda işçilerin haklarını ve emeklerinin değerini bir kez daha gündeme taşıdı. Akbulut, işçi sınıfının bir ülkenin bel kemiği olduğunu vurgulayarak, çalışma hayatındaki adaletsizliklere dikkat çekti.
Hüseyin Akbulut’un 1 Mayıs mesajı şöyle:

İşçilerin her alanda demokratik çalışmalarında özgür olmaları temel bir haktır. İşçi sınıfı olmazsa hiçbir ülke varlığını sürdüremez. İşçi çalışmasa, iş güvenliği ve özlük hakları güvence altına alınmasa, o ülke kalkınamaz, ilerleyemez.

İşçilerin yaşam hakları ve sağlıklı çalışma koşulları mutlak surette sağlanmalıdır. 1 Mayıs, işçilerin özgürlük ve emek haklarını yüksek sesle dile getirdiği en anlamlı gündür.

Sendikalar tamamen işçilerin yanında durmalıdır. İşçiler olmazsa sendikalar da olamaz. Unutulmamalıdır ki; sendikalar işçilerin patronu değil, işçiler sendikaların patronudur.
Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut, mesajında emekçilerin alın terinin karşılığını alması gerektiğini belirterek, işçi hakları, iş güvenliği, sendikal özgürlük ve sağlıklı çalışma ortamı konularında somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

Akbulut: “Emekçiler Bu Ülkenin Gerçek Sahipleridir”

Akbulut, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın sadece bir kutlama günü olmadığını, aynı zamanda emek mücadelesinin ve dayanışmanın simgesi olduğunu ifade etti. İşçilerin demokratik haklarının güçlendirilmesi, sendikaların işçilerden yana taraf olması ve çalışma hayatının insan onuruna yakışır hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında tüm emekçilere, işçilere ve ailelerine sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir gelecek temenni eden Hüseyin Akbulut, “İşçi sınıfı güçlü olursa Türkiye güçlü olur” diyerek sözlerini tamamladı.
Devamını Oku

Güzel Parti Genel Başkanı Akbulut: “Roman Toplumu Gösteri Unsuru Değildir!”

Güzel Parti Genel Başkanı Akbulut: “Roman Toplumu Gösteri Unsuru Değildir!”
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Romanlardan Mülki Amirlere ‘Kırmızı Kart’: “Biz Sizin Eğlence Malzemeniz Değiliz!”

Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut’un valilere ve belediye başkanlarına yönelik yaptığı zehir zemberek açıklama, Roman camiasında infial yarattı. Akbulut, Roman kültürünün “vitrin malzemesi” yapılmasına karşı sert bir savaş açtı.
UDİMED & NOVACELL AJANS /ANKARA – Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut, yerel yönetimlerin ve mülki idarelerin Roman toplumuna yönelik gelenekselleşmiş “eğlence odaklı” yaklaşımına karşı adeta bir muhtıra yayınladı. 8 Nisan Dünya Romanlar Günü kutlamalarında ortaya çıkan tablolaGüzel Parti Lideri Sessizliğini Bozdu: “Romanlar Sizin Vitrin Malzemeniz Değil!”rı “küçültücü” olarak niteleyen Akbulut, yerel yöneticilere “Bu bir çağrı değil, açık bir uyarıdır” sözleriyle seslendi.
Güzel Parti Genel Başkanı Hüseyin Akbulut “Göbek Attırmak Saygısızlıktır”
Son dönemde Roman vatandaşların yoğun yaşadığı bölgelerde düzenlenen etkinlikleri eleştiri yağmuruna tutan Akbulut, Roman gençlerinin sahnelerde sadece dans figürleriyle ön plana çıkarılmasına tepki gösterdi. Akbulut, “Romanların dertlerinin dinlenmesi gereken bir günde, genç kızlara kostüm giydirip göbek attırılması kabul edilemez. Bu yaklaşım iyi niyetle açıklanamaz, bu açıkça bir saygısızlıktır” dedi.
Hüseyin Akbulut ”Sadece Eğlence Değil, Eşit Yurttaşlık Talebi”
Roman toplumunun kronikleşmiş sorunlarının üzerinin “müzik ve dans” perdesiyle örtüldüğünü savunan Güzel Parti Genel Başkanı Akbulut, gerçek gündemin şu maddeler olması gerektiğini vurguladı:
    • Barınma Krizi: Kentsel dönüşüm ve yaşam alanlarındaki sorunlar.
    • Eğitimde Fırsat Eşitsizliği: Roman çocukların nitelikli eğitime erişimi.
    • İstihdam: Roman gençlerin işsizlik sorunu ve ayrımcılık.
    • Eşit Yurttaşlık: Toplumsal hayatın her alanında tam temsil.
Akbulut”Makamlarınız Vitrin Değil, Çözüm Merkezidir”
Valilere ve belediye başkanlarına doğrudan bir mesaj gönderen Hüseyin Akbulut, mülki amirlerin görev tanımını hatırlattı. Makamların, toplumları küçültecek veya “gösteri unsuru” haline getirecek yerler olmadığını ifade eden Akbulut, “Roman halkı bu ülkenin onurlu vatandaşlarıdır. Günü kurtaran yüzeysel etkinlikler yerine, Roman Strateji Planı’na uygun somut adımlar atılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Akbulut”Onurumuz İçin En Sert Şekilde Duracağız”
Açıklamasının sonunda tavizsiz bir duruş sergileyen Akbulut, bu yanlış uygulamaların devam etmesi durumunda demokratik ve hukuki zeminde en güçlü tepkiyi vereceklerini belirtti. Güzel Parti lideri, “Bu yanlış anlayış derhal sona ermelidir. Roman halkının onurunu zedeleyen her uygulamanın karşısında en net şekilde duracağız” diyerek sözlerini noktaladı.
Devamını Oku

Abit Taşcılar ” Bir zamanlar 1 Mayıs ”

Abit Taşcılar ” Bir zamanlar 1 Mayıs ”
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir Zamanlar Bahar Bayramı’ydı: 1 Mayıs’ın Bilinmeyen Dönüşüm Hikayesi

Sadece bir takvim yaprağı değil, bir toplumsal hafıza yolculuğu… 1 Mayıs, Türkiye’nin kalbinde papatya toylanan “Bahar Bayramı” günlerinden, fabrikaların sesini meydanlara taşıyan “Emek Bayramı”na nasıl dönüştü? İşte kuşakları buluşturan o eşsiz hikaye.
Nostalji Kuşağı: Papatyalar ve Piknik Örtüleri
Bugün sloganlarla özdeşleşen 1 Mayıs, bir dönem Türkiye’de en huzurlu günlerden biriydi. 1935 yılında çıkarılan yasayla “Bahar ve Çiçek Bayramı” adını alan bu gün, halk için doğaya kaçışın simgesiydi. Büyükşehirlerin parkları, mesire alanları çiçekli elbiselerle pikniğe giden ailelerle dolardı. Siyasetin uzağında, sadece baharın gelişinin kutlandığı o “beyaz” sayfalar, hala pek çok büyüğümüzün en naif hatırası.
Büyük Kırılma: Çiçeklerden Meydanlara
1970’li yıllar, Türkiye’de işçi sınıfının sesinin yükseldiği, sanayileşmenin toplumsal yapıyı değiştirdiği yıllardı. 1976’da Taksim Meydanı’nda yapılan devasa kutlama, 1 Mayıs’ın sadece bir “bahar” kutlaması olmadığını; alın terinin, grev hakkının ve sosyal adaletin günü olduğunu tüm dünyaya ilan etti. Artık ellerde çiçekler değil, hak arayan pankartlar vardı.
Tarihin Puslu Sayfası: Kanlı 1 Mayıs ve Yasaklar
1977 yılı, 1 Mayıs’ın hafızasındaki en acı duraktır. Taksim Meydanı’nda 34 kişinin hayatını kaybettiği “Kanlı 1 Mayıs”, bu anlamlı günü bir yas ve mücadele sembolü haline getirdi. 1980 askeri darbesiyle birlikte hem tatil statüsü hem de kutlamalar uzun yıllar boyunca yasaklandı; hafızalardaki o neşeli “Bahar Bayramı” imgesi, yerini sessiz bir bekleyişe bıraktı.
 Yeniden Doğuş: Emek ve Dayanışma Günü
2009 yılına gelindiğinde, toplumun her kesiminden gelen talepler karşılık buldu ve 1 Mayıs, “Emek ve Dayanışma Günü” ismiyle yeniden resmi tatil ilan edildi. Bugün 1 Mayıs; hem baharın umudunu hem de emeğin onurunu aynı potada eriten, geçmişin neşesini bugünün hak mücadelesiyle birleştiren evrensel bir güne dönüştü.
Abit Taşçılar ” 1 Mayıs Neyi Değiştirdi ? ”
Geçmişte “bahar” diyerek kutladığımız bu gün, bugün bizlere sekiz saatlik iş gününden sendikal haklara kadar modern çalışma hayatının tüm kazanımlarını hatırlatıyor. Papatya kokulu sabahlar, yerini yarınlara duyulan güvene ve dayanışmaya bıraktı.
Bir Zamanlar Bahar Bayramı’ydı: 1 Mayıs’ın Bilinmeyen Dönüşüm Hikayesi
Sadece bir takvim yaprağı değil, bir toplumsal hafıza yolculuğu… 1 Mayıs, Türkiye’nin kalbinde papatya toylanan “Bahar Bayramı” günlerinden, fabrikaların sesini meydanlara taşıyan “Emek Bayramı”na nasıl dönüştü? İşte kuşakları buluşturan o eşsiz hikaye.
 Nostalji Kuşağı: Papatyalar ve Piknik Örtüleri
Bugün sloganlarla özdeşleşen 1 Mayıs, bir dönem Türkiye’de en huzurlu günlerden biriydi. 1935 yılında çıkarılan yasayla “Bahar ve Çiçek Bayramı” adını alan bu gün, halk için doğaya kaçışın simgesiydi. Büyükşehirlerin parkları, mesire alanları çiçekli elbiselerle pikniğe giden ailelerle dolardı. Siyasetin uzağında, sadece baharın gelişinin kutlandığı o “beyaz” sayfalar, hala pek çok büyüğümüzün en naif hatırası.
Büyük Kırılma: Çiçeklerden Meydanlara
1970’li yıllar, Türkiye’de işçi sınıfının sesinin yükseldiği, sanayileşmenin toplumsal yapıyı değiştirdiği yıllardı. 1976’da Taksim Meydanı’nda yapılan devasa kutlama, 1 Mayıs’ın sadece bir “bahar” kutlaması olmadığını; alın terinin, grev hakkının ve sosyal adaletin günü olduğunu tüm dünyaya ilan etti. Artık ellerde çiçekler değil, hak arayan pankartlar vardı.
Tarihin Puslu Sayfası: Kanlı 1 Mayıs ve Yasaklar
1977 yılı, 1 Mayıs’ın hafızasındaki en acı duraktır. Taksim Meydanı’nda 34 kişinin hayatını kaybettiği “Kanlı 1 Mayıs”, bu anlamlı günü bir yas ve mücadele sembolü haline getirdi. 1980 askeri darbesiyle birlikte hem tatil statüsü hem de kutlamalar uzun yıllar boyunca yasaklandı; hafızalardaki o neşeli “Bahar Bayramı” imgesi, yerini sessiz bir bekleyişe bıraktı.
 Yeniden Doğuş: Emek ve Dayanışma Günü
2009 yılına gelindiğinde, toplumun her kesiminden gelen talepler karşılık buldu ve 1 Mayıs, “Emek ve Dayanışma Günü” ismiyle yeniden resmi tatil ilan edildi. Bugün 1 Mayıs; hem baharın umudunu hem de emeğin onurunu aynı potada eriten, geçmişin neşesini bugünün hak mücadelesiyle birleştiren evrensel bir güne dönüştü.
Taşçılar: 1 Mayıs Neyi Değiştirdi?
Geçmişte “bahar” diyerek kutladığımız bu gün, bugün bizlere sekiz saatlik iş gününden sendikal haklara kadar modern çalışma hayatının tüm kazanımlarını hatırlatıyor. Papatya kokulu sabahlar, yerini yarınlara duyulan güvene ve dayanışmaya bıraktı.
ABİT TAŞCILAR
Devamını Oku

Ersin Ay ve İş İnsanı Abit Taşcılar Buluştu: Sanat ve Dayanışma Mesajı

Ersin Ay ve İş İnsanı Abit Taşcılar Buluştu: Sanat ve Dayanışma Mesajı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

SANAT VE SAMİMİYET AYNI KAREDE: ERSİN AY VE ABİT TAŞCILAR BULUŞTU

ÖZEL HABER – ŞEYMA KARATEKE

Sanatın birleştirici gücü bu kez Haberin Sonu Gazetesi çatısı altında kendini gösterdi. Sanat dünyasının sevilen isimlerinden Ersin Ay ile iş insanı Abit Taşcılar, samimi bir atmosferde bir araya geldi.

Gerçekleşen bu özel buluşma, yalnızca bir ziyaret olmanın ötesine geçerek; sanat, dostluk ve toplumsal dayanışmanın güçlü bir yansımasına dönüştü. İki ismin objektiflere yansıyan doğal ve içten halleri, yapaylıktan uzak bir birlikteliğin en sade ifadesi oldu.

Ziyaret sırasında sanatın toplumla olan bağı, yerel projelerin önemi ve geleceğe dair ortak adımlar üzerine dikkat çekici değerlendirmeler yapıldı. Özellikle sanatın sadece estetik bir alan olmadığı, aynı zamanda insanları bir araya getiren güçlü bir köprü olduğu vurgulandı.

Abit Taşcılar, bu tür buluşmaların toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade ederken; Ersin Ay ise sanatın insan ruhuna dokunan en etkili dil olduğunu dile getirdi.

SANAT, İNSANI BİRLEŞTİREN EN GÜÇLÜ DİLDİR

Günün anısına çekilen fotoğraf ise bu anlamlı buluşmayı ölümsüzleştirdi. Karede yer alan samimiyet, sadece iki ismi değil; aynı zamanda ortak değerleri, saygıyı ve içtenliği de gözler önüne serdi.

Bu özel ziyaret, ilerleyen süreçte yeni projelerin ve iş birliklerinin de habercisi olarak yorumlandı.

Devamını Oku