21 Mayıs 2026 Perşembe
Adana Kurban Pazarı Skandalı: 30 Bin TL Ödeyen Besiciler İsyan Etti!
Karabağlar Kent Konseyi’nin yeni başkanı Selvi Manduz oldu
DUYGULARIMIZIN HAYATIMIZDAKİ ÖNEMİ
Türkiye’nin Şampiyonu Mersin’den: FC Lions Amarin Avrupa Yolcusu
Fidel Castro’ya sorarlar.
CHP Milletvekilleri ve Belediye Başkanlarını Sarsan Yolsuzluk İddiası: Mahkeme Süreci Başlıyor
“Biz buraya kaçak göçek gelmedik. Belediyenin resmi veznesine, hakkımız olan hizmeti almak için kuruşu kuruşuna 30 bin TL yatırdık. Karşılığında bize reva görülen bu rezillik mi? Ne elektrik var ne su. Hayvanlarımız çamur içinde debeleniyor, hırsızlık korkusundan gözümüze uyku girmiyor. Yetkililer parayı alırken çok hızlıydı, şimdi ortada tek bir sorumlu bile yok!”
Yaşlılık döneminde hareketliliğin azalmasıyla birlikte en büyük sağlık risklerinden biri haline gelen “düşmeler”, sanıldığı gibi sadece basit birer kaza değil, birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan ciddi bir sağlık problemidir.
Özellikle beyin felci (inme) geçmişi olan bireylerde bu riskin hayati bir tehdit oluşturduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Özellikle yaşlı hastalarda düşme neticesinde oluşabilecek omurga ve kemik kırıklarının yanı sıra kafa travmasına bağlı beyin kanamalarıyla da sıklıkla karşılaşıyoruz. Yaşlıların kullandığı kan sulandırıcı gibi ilaçlar ise bu riskleri daha da artırabiliyor. Bu tablo, maalesef hastaların hayatını kaybetmesine ya da ciddi sakatlıklar nedeniyle yaşamlarının geri kalanını yatağa bağımlı sürdürmelerine yol açabiliyor” açıklamasında bulundu.
Yapılan araştırmalar, beyin felci geçiren kişilerin genel yaşlı nüfusa kıyasla iki kat daha fazla düşme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Normal yaşlılarda düşme oranı yüzde 30 seviyelerindeyken, bu oran felçli bireylerde yüzde 73’e kadar çıkabiliyor. Yeni araştırmalara göre son bir yıl içinde düşme öyküsü olan hastalar için kritik bir eşik belirlendi. Eğer hastada iki veya daha fazla düşme, bilinç kaybı, yaralanma veya yardımsız ayağa kalkamama gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden “Kapsamlı Düşme Değerlendirmesi” yapılması gerekiyor.
İlerleyen yaş kas kütlesini zayıflatıyor
Yaşlı bireylerde düşme vakalarının genellikle birden fazla nedenin bir araya gelmesiyle tetiklendiğini vurgulayan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Sürecin temelinde ilerleyen yaşla birlikte azalan kas kütlesi, eklem esnekliğinin kaybolması veya sinir sisteminin etkilenmesi yer alıyor. Bu durum kas, iskelet ve sinir sistemini zayıflatarak dengede durmayı zorlaştırıyor. Buna ek olarak da görme ve işitme duyularında meydana gelen kayıplar çevresel algıyı zayıflatır ve bireyin etrafındaki engelleri fark etmesini güçleştirebiliyor” dedi.
Sadece fiziksel değişimler değil, eşlik eden kronik hastalıklar nedeniyle alınan tedavilerin de risk oluşturabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Tansiyon ilaçları veya sakinleştiriciler gibi bazı tıbbi tedaviler yan etki olarak ani tansiyon düşüşlerine ve baş dönmelerine yol açarak düşme riskini artırabiliyor. Ayrıca Parkinson, demans veya inme sonrası gelişen nörolojik sorunlar, vücudun koordinasyon yeteneğini bozarak dengesizliklere ve düşmelere yol açabiliyor. Tüm bu içsel faktörlerin yanı sıra evdeki yetersiz aydınlatma, kaygan zeminler, ev içindeki eşya kalabalığı, merdiven veya basamak gibi çevresel etkenler de yaşlı bireylerde düşme tehlikelerine neden olabiliyor” diye konuştu.
Egzersiz değil, yaşam biçimi
Yakın zamanda gerçekleştirilen son araştırmanın temel farkının egzersizi yapılması gereken bir ödev olmaktan çıkarıp davranışa dönüştürmesinde yattığını söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “LiFE (Yaşam Tarzına Entegre Fonksiyonel Egzersiz) adı verilen bu sistemde hastalar, özel bir spor saati beklemek yerine diş fırçalarken denge çalışmayı veya mutfakta tezgâh başında güç egzersizlerini rutinlerine dahil ediyorlar. Bu süreçte sadece fiziksel hareketler değil, aynı zamanda ev güvenliği ve toplumsal hareketlilik de bir bütün olarak ele alınıyor” diye konuştu.
Prof. Dr. Selçuk Göçmen, düşme yönetiminin sadece fiziksel hareketten ibaret olmadığını, uzmanların artık çok daha geniş bir yelpazede inceleme yaptığını belirterek, “Kapsamlı bir değerlendirme, görme ve işitme engellerinden ilaç revizyonuna, kemik erimesi riskinden idrar kaçırma ve bilişsel duruma kadar her detayı içermeli. Hatta hastanın ayak sağlığı, ayakkabı seçimi ve baş dönmesi gibi faktörler de düşme riskini yönetmek için çok önemli” dedi.
İyileşme süreci hastaneyle sınırlı değil
Prof. Dr. Göçmen, “İnme sonrası iyileşme süreci artık sadece hastanelerle sınırlı kalmamalı. FAST çalışmasına göre, hastanın evde attığı her adım aslında hayati birer tedavi fırsatı. Bu multidisipliner yaklaşım için fizik tedavi uzmanları, ergoterapistler ve beyin cerrahlarının koordineli çalışması hayati önem taşıyor. Doğru strateji ve multidisipliner bir takiple düşme riskini yönetmek ve yatağa bağımlı kalmadan, kimseye muhtaç olmadan özgürce hareket edebilmek artık sadece bir temenni değil, bilimsel olarak da mümkün” açıklamasında bulundu.
Yaşlılarda düşmeyi önlemenin 4 yolu
“Sabah erken saatte otobüse bindiğimde insanların homurdanmalarına, laflarına maruz kalıyorum. Bana ‘Sabahın 7 buçuğunda senin ne işin var? Tekerlekli sandalyedesin, nereye gidiyorsun bu saatte?’ diyorlar. Bu lafları söyleyenlerin çoğu da otobüsleri dolduran 65 yaş üstü vatandaşlar. Dönüp bir kendilerine bakmıyorlar; bu insanın hastane randevusu olabilir, çalışıyor olabilir, bir işi olabilir…”
31 Mayıs 2021 yılında, henüz 25 yaşındayken kaybettiğimiz Adanalı makine mühendisi, müzisyen ve şair Boran Bozan, bu dünyadaki seçilmiş insanlardandı. Henüz küçük yaşlarda okumaya başladığı Dünya ve Türk klasik romanlarının çoğunu bitirmişti. Hatta bununla ilgili bir beste bile yapmıştı. İçinde yazarların ve eserlerin geçtiği bu şarkı, bu yönüyle literatürde bir ilktir.
Boran, okuyan hemen her insanın yaptığı gibi sadece yazmakla kalmıyor; resim yapıyor, gitar çalıyor ve besteler üretiyordu. Ölümünden sonra, kendisi gibi eğitimci olan makine mühendisi babası Mustafa Bozan ve annesi Halime Bozan, odasındaki çekmeceyi açtıklarında bir flash bellek buldular. Bilgisayara taktıklarında karşılarına, bir kral ile çobanın gezegenler arası yolculuğunu anlatan, “Krallar Neyi Sorgular” adlı 155 sayfalık fantastik bir eser çıktı. Şiirleri ve diğer yazıları ise babası tarafından derlenerek “İçimdeki Biri” adıyla kitaplaştırıldı. Genç yazar, Cinius Yayınları’ndan çıkan bu kitaplarının basıldığını maalesef göremedi.

İçimdeki Biri ; Krallar Neyi Sorgular
“Bir boşluk içinde yüzen o kara yaratık yoluna devam ediyor.
Yaşamadan, durmadan.
Ne ölmeyi biliyor ne de yaşamayı.
Sabırsız bir uzay tazısı gibi.
Yeşillerin arasında yaşamayı bilmiyor.
Güzellikleri değerlendirmeyi anlamıyor.
Sonradan gelip ortasında yaşıyor.
Ve koca evrende sadece kendini düşünüyor.
İşte bu yüzden mutlu olamaz.
Hiçbir zaman, hiçbir yerde…”
Şubat 14’de yapılan 32.genel kurulun ardından göreve gelen Kurtul Çakın başkanlığındaki Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu çalışmalarını sürdürüyor. ÇGC Tüzüğünün amir hükmü olmasına rağmen uzun yıllardır toplanmayan Basın Meclisi; ÇGC İdari Binası’nda bir araya geldi.
Sıcak ve samimi bir ortamda gerçekleşen toplantıya katılan ÇGC üyesi gazeteciler; öncelikle yeni yönetimin işbaşına geldiği ilk günden itibaren camiada birlik ve beraberliği tesis etmeye yönelik yaptığı çalışmalardan dolayı kutladılar. Basın Meclisi üyeleri; tüzüğe rağmen geride kalan yıllarda bu kurulun toplanmamasını eleştirdi.
Toplantının açış konuşmasını yapan ÇGC Yönetim Kurulu Başkanı Kurtul Çakın; Basın Meclisi’nin önemine dikkat çekerek, kurulun yapacağı çalışmalarla mevcut yönetime yön vereceğine ve çalışmalarına destek olacağına inandığını dile getirdi.
Başkan Çakın; “Öncelikle katılımınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Bildiğiniz üzere Basın Meclisi; tüzüğümüzde yer alan organlardan biri. Genel kurulun ardından toplanması gerekiyor. Ancak bugüne kadar tüzüğümüzün bu hükmü uygulanmadı. Biz seçim çalışmalarımızda bu konuya dikkat çekmiş, ilk etapta bu kurulu toplayacağımız sözünü vermiştik.
ÇGC mesleğimizin çatı örgütü, güçlü bir yapısı var. Birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek ÇGC’yi daha yukarılara taşıyacağız. Saygın, güçlü ve gazetecilerin son sığınağı olan Çukurova Gazeteciler Cemiyeti olarak; her üyemize ve meslektaşımıza ihtiyacımız var.
Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren yaptığımız çalışmalarla gerek meslektaşlarımız ve gerekse de sivil toplum örgütlerinden olumlu dönüşler aldık. Sizlerden aldığımız bu güçle çalışma azmimiz kuvvetlendi” dedi.
Basın Meclisi yaptığı ilk toplantıda; Taner Ünal’ı başkanlığa seçerken, Başkanvekilliğine Dursun Dağtekin ve Sekreterliğe de Ergun Kara’yı görevlendirdi.
Buna göre Basın Meclisi önümüzdeki toplantısında kendi içinden Özdenetim Divanı’nı oluşturacak. Özdenetim Divanı da en kısa sürede ÇGC BASIN PROTOKOL LİSTESİ’ni hazırlayıp, kamuoyuna sunacak