Haberinsonu

Haberinsonu

21 Mayıs 2026 Perşembe

Adana Kurban Pazarı Skandalı: 30 Bin TL Ödeyen Besiciler İsyan Etti!

Adana Kurban Pazarı Skandalı: 30 Bin TL Ödeyen Besiciler İsyan Etti!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ADANA’DA KURBAN PAZARI SKANDALI! “30 Bin TL Verdik, Bataklığa Terk Edildik!”

Adana’da kurbanlık pazarlarında üreticiye büyük darbe! Belediyelere çadır yeri için tam 30.000 TL nakit ödeme yapan besiciler; su yokluğu, elektrik kesintileri ve diz boyu çamurla baş başa bırakıldı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce üretici isyan bayrağını açtı: “Hizmet sıfır, paralar nerede?”
Adana genelinde yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kurulan kurbanlık satış alanları, belediyelerin vurdumduymazlığı nedeniyle adeta bir çile kampına döndü. Alın teriyle üretim yapan ve milyonlarca liralık milli serveti Adana halkına ulaştırmak için yollara düşen besiciler, ayak bastıkları ilk gün belediye ekiplerinin fahiş yer işgaliye ücreti talebiyle karşılaştı. Çadır başı 30.000 TL ödeyen üreticiler, parayı alan belediyelerin hizmet vermeyi tamamen unuttuğunu iddia etti.
Lüks Ücret, İlkel Şartlar: Hayvanlar Hastalık Tehdidi Altında!
Kurban pazar alanlarında ne insani ihtiyaçları karşılayacak bir tuvalet ne de hayvanların sulanması için düzenli akan bir su hattı bulunuyor. Altyapı yetersizliği nedeniyle patlayan borular ve akmayan zemin yüzünden pazar alanı adeta bataklığa dönüştü. Çamur deryası içinde kalan kurbanlık hayvanların mikrop kapma ve hastalanma riski her geçen saat artarken, üreticiler geceyi karanlıkta, güvenlik önlemi olmadan geçiriyor.
“Hakkımızı Helal Etmiyoruz, Bu Resmen Soygun!”
Yıllardır hayvancılıkla geçindiğini belirten bir üretici, uğradıkları haksızlığı şu sözlerle özetledi:
“Biz buraya kaçak göçek gelmedik. Belediyenin resmi veznesine, hakkımız olan hizmeti almak için kuruşu kuruşuna 30 bin TL yatırdık. Karşılığında bize reva görülen bu rezillik mi? Ne elektrik var ne su. Hayvanlarımız çamur içinde debeleniyor, hırsızlık korkusundan gözümüze uyku girmiyor. Yetkililer parayı alırken çok hızlıydı, şimdi ortada tek bir sorumlu bile yok!”
Adana Valiliği ve Kamuoyu Göreve Çağrılıyor!
Kurbanlık almaya gelen Adanalı vatandaşlar da pazar alanlarındaki hijyen faciasına tepki gösterdi. Kokudan ve çamurdan yürünmeyen pazarlarda salgın hastalık riski tavan yapmış durumda. Mağdur besiciler, parasını ödedikleri hizmetin acilen sunulmasını, aksi takdirde kamu zararı ve görevi kötüye kullanma gerekçesiyle hukuki süreç başlatacaklarını belirterek Adana Valiliği’ni ve ilgili ilçe belediye başkanlarını acilen göreve çağırıyor.

Devamını Oku

YAŞLILAR NEDEN DÜŞER? YAŞLILARDA DÜŞMEYİ ÖNLEMENİN 4 YOLU

YAŞLILAR NEDEN DÜŞER? YAŞLILARDA DÜŞMEYİ ÖNLEMENİN 4 YOLU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşlılık döneminde hareketliliğin azalmasıyla birlikte en büyük sağlık risklerinden biri haline gelen “düşmeler”, sanıldığı gibi sadece basit birer kaza değil, birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan ciddi bir sağlık problemidir.

Özellikle beyin felci (inme) geçmişi olan bireylerde bu riskin hayati bir tehdit oluşturduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Özellikle yaşlı hastalarda düşme neticesinde oluşabilecek omurga ve kemik kırıklarının yanı sıra kafa travmasına bağlı beyin kanamalarıyla da sıklıkla karşılaşıyoruz. Yaşlıların kullandığı kan sulandırıcı gibi ilaçlar ise bu riskleri daha da artırabiliyor. Bu tablo, maalesef hastaların hayatını kaybetmesine ya da ciddi sakatlıklar nedeniyle yaşamlarının geri kalanını yatağa bağımlı sürdürmelerine yol açabiliyor” açıklamasında bulundu.

Yapılan araştırmalar, beyin felci geçiren kişilerin genel yaşlı nüfusa kıyasla iki kat daha fazla düşme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Normal yaşlılarda düşme oranı yüzde 30 seviyelerindeyken, bu oran felçli bireylerde yüzde 73’e kadar çıkabiliyor. Yeni araştırmalara göre son bir yıl içinde düşme öyküsü olan hastalar için kritik bir eşik belirlendi. Eğer hastada iki veya daha fazla düşme, bilinç kaybı, yaralanma veya yardımsız ayağa kalkamama gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden “Kapsamlı Düşme Değerlendirmesi” yapılması gerekiyor.

İlerleyen yaş kas kütlesini zayıflatıyor

Yaşlı bireylerde düşme vakalarının genellikle birden fazla nedenin bir araya gelmesiyle tetiklendiğini vurgulayan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Sürecin temelinde ilerleyen yaşla birlikte azalan kas kütlesi, eklem esnekliğinin kaybolması veya sinir sisteminin etkilenmesi yer alıyor. Bu durum kas, iskelet ve sinir sistemini zayıflatarak dengede durmayı zorlaştırıyor. Buna ek olarak da görme ve işitme duyularında meydana gelen kayıplar çevresel algıyı zayıflatır ve bireyin etrafındaki engelleri fark etmesini güçleştirebiliyor” dedi.

Sadece fiziksel değişimler değil, eşlik eden kronik hastalıklar nedeniyle alınan tedavilerin de risk oluşturabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Tansiyon ilaçları veya sakinleştiriciler gibi bazı tıbbi tedaviler yan etki olarak ani tansiyon düşüşlerine ve baş dönmelerine yol açarak düşme riskini artırabiliyor. Ayrıca Parkinson, demans veya inme sonrası gelişen nörolojik sorunlar, vücudun koordinasyon yeteneğini bozarak dengesizliklere ve düşmelere yol açabiliyor. Tüm bu içsel faktörlerin yanı sıra evdeki yetersiz aydınlatma, kaygan zeminler, ev içindeki eşya kalabalığı, merdiven veya basamak gibi çevresel etkenler de yaşlı bireylerde düşme tehlikelerine neden olabiliyor” diye konuştu.

Egzersiz değil, yaşam biçimi

Yakın zamanda gerçekleştirilen son araştırmanın temel farkının egzersizi yapılması gereken bir ödev olmaktan çıkarıp davranışa dönüştürmesinde yattığını söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “LiFE (Yaşam Tarzına Entegre Fonksiyonel Egzersiz) adı verilen bu sistemde hastalar, özel bir spor saati beklemek yerine diş fırçalarken denge çalışmayı veya mutfakta tezgâh başında güç egzersizlerini rutinlerine dahil ediyorlar. Bu süreçte sadece fiziksel hareketler değil, aynı zamanda ev güvenliği ve toplumsal hareketlilik de bir bütün olarak ele alınıyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Selçuk Göçmen, düşme yönetiminin sadece fiziksel hareketten ibaret olmadığını, uzmanların artık çok daha geniş bir yelpazede inceleme yaptığını belirterek, “Kapsamlı bir değerlendirme, görme ve işitme engellerinden ilaç revizyonuna, kemik erimesi riskinden idrar kaçırma ve bilişsel duruma kadar her detayı içermeli. Hatta hastanın ayak sağlığı, ayakkabı seçimi ve baş dönmesi gibi faktörler de düşme riskini yönetmek için çok önemli” dedi.

İyileşme süreci hastaneyle sınırlı değil

Prof. Dr. Göçmen, “İnme sonrası iyileşme süreci artık sadece hastanelerle sınırlı kalmamalı. FAST çalışmasına göre, hastanın evde attığı her adım aslında hayati birer tedavi fırsatı. Bu multidisipliner yaklaşım için fizik tedavi uzmanları, ergoterapistler ve beyin cerrahlarının koordineli çalışması hayati önem taşıyor. Doğru strateji ve multidisipliner bir takiple düşme riskini yönetmek ve yatağa bağımlı kalmadan, kimseye muhtaç olmadan özgürce hareket edebilmek artık sadece bir temenni değil, bilimsel olarak da mümkün” açıklamasında bulundu.

Yaşlılarda düşmeyi önlemenin 4 yolu

  • Düzenli doktor kontrolü: İlaçların dozları ve yan etkileri düzenli olarak gözden geçirilmeli; görme ve işitme muayeneleri ihmal edilmemeli.
  • Alışkanlık kazandıran egzersizler: Denge ve gücü artıracak hareketler günlük rutine (mutfak tezgahında destek alarak durmak gibi) dahil edilmeli.
  • Ev güvenliği ve teknoloji: Karanlık noktalar için sensörlü aydınlatmalar, banyolara tutunma barları ve kaymaz şeritler yaptırılmalı.
  • Kapsamlı değerlendirme: Eğer hasta son bir yılda iki veya daha fazla düşme yaşadıysa veya yardımsız ayağa kalkamıyorsa, vakit kaybetmeden profesyonel bir “Kapsamlı Düşme Değerlendirmesi” yaptırılmalı.
Devamını Oku

USTA İŞİ MUHABBETTİN KONUĞU EĞEMEN KESKİNGÖZ

USTA İŞİ MUHABBETTİN KONUĞU EĞEMEN KESKİNGÖZ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adana’da Engelli Olmak: “Her İnsan Bir Engelli Adayıdır !

Adana’da 16-22 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen özel yayında, Türkiye Sakatlar Derneği Adana Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Egemen Keskinöz önemli açıklamalarda bulundu. Keskinöz, kentteki mimari engellerden toplu taşımadaki sorunlara kadar engelli bireylerin yaşadığı gizli kalmış zorlukları ilk kez paylaştı.
Genç Yaşta Başlayan Mücadele: Egemen Keskinöz Kimdir?
1968 doğumlu olan ve Adana’nın Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşamını sürdüren Egemen Keskinöz, belirli bir yaşa kadar normal bir şekilde yürüyebiliyordu. Yapılan tıbbi tetkikler sonucunda kendisine kas erimesi (musküler distrofi) teşhisi konuldu.
Hastalığın ilerlemesiyle birlikte tekerlekli sandalye kullanıcısı olan Keskinöz, yaşadığı durumu hiçbir zaman bir engel olarak görmediğini vurguladı. Hayatın akışından kopmayan Keskinöz, kendisinden daha zor durumdaki bireylere umut olabilmek ve haklarını savunabilmek adına Türkiye Sakatlar Derneği Adana Şubesi yönetiminde aktif olarak görev alıyor.
Türkiye Sakatlar Derneği Adana Şubesi’nin Tarihçesi
Türkiye Sakatlar Derneği’nin temelleri 1960 yılında İstanbul Vefa’da atıldı. Genel merkezin kurulmasından kısa bir süre sonra, 1964 yılında ise Adana Şubesi faaliyete geçti.
Geçmiş dönemlerde dernek çatısı altında çok önemli projelere imza atıldığını belirten Keskinöz, günümüzde ise ciddi bir “katılım ve hak arama” sorunu yaşandığını ifade etti. Teknolojinin gelişmesi ve değişen yaşam şartları nedeniyle engelli bireylerin dernekçilik faaliyetlerinden uzaklaştığını söyleyen Keskinöz, “Kardeşlerimiz evlerinden çıkıyor ama kuruma gelmek, hakkını aramak istemiyor. Biz onlara bilinç kazandırmak için gece gündüz mücadele ediyoruz” dedi.
Adana Toplu Taşımasında Engelli Rampası ve Asansör Krizi
Adana’da son 15-20 yıla kıyasla otobüs ve metro gibi ulaşım araçlarında engellilere yönelik iyileştirmeler yapıldığı bir gerçek. Ancak Keskinöz, kağıt üstünde var olan bu çözümlerin sahada büyük mağduriyetler yarattığına dikkat çekti:
  • Bakımsız Araçlar: Toplu taşıma araçlarının yıpranma payı dolmuş durumda. Yenilenme veya ciddi bir bakım gerekiyor.
  • Açılmayan Rampalar: Otobüslerde tekerlekli sandalyeli yolcuları içeri alacak olan mekanik kapaklar/rampalar arıza nedeniyle çoğunlukla açılmıyor.
  • Çalışmayan Asansörler: Metro istasyonlarında bulunan engelli asansörleri sık sık arızalanıyor.
Keskingöz”Sabahın 07:30’unda Tekerlekli Sandalyeyle Nereye Gidiyorsun?”
Egemen Keskinöz, toplu taşımada karşılaştıkları teknik sorunların ötesinde, toplumsal empati eksikliğinin çok daha derin yaralar açtığını belirtti. Balcalı Hastanesi’ndeki randevusuna yetişebilmek için sabahın erken saatlerinde otobüse bindiğinde maruz kaldığı psikolojik baskıyı şu sözlerle aktardı:
“Sabah erken saatte otobüse bindiğimde insanların homurdanmalarına, laflarına maruz kalıyorum. Bana ‘Sabahın 7 buçuğunda senin ne işin var? Tekerlekli sandalyedesin, nereye gidiyorsun bu saatte?’ diyorlar. Bu lafları söyleyenlerin çoğu da otobüsleri dolduran 65 yaş üstü vatandaşlar. Dönüp bir kendilerine bakmıyorlar; bu insanın hastane randevusu olabilir, çalışıyor olabilir, bir işi olabilir…”
Kamu Kurumlarında Engelli Servisi Başarısı ve Bürokratik Engeller
Engelli devlet memurlarının ulaşım sorununa değinen Keskinöz, kurumsal bazda güzel örneklerin olduğunu ifade etti. Örneğin, Adana Adliyesi’nde çalışan engelli personel sayısı az olmadığı için onlara tahsis edilen özel engelli servis araçları bulunuyor ve bu sayede işe rahatça gidip gelebiliyorlar.
Ancak sivil engelliler için durum hiç de iç açıcı değil:
  • Rapor Yenileme Çilesi: Engelli bireyler sağlık raporlarını yenilemeye çalışırken sürekli yeni kısıtlamalarla karşılaşıyor.
  • Geciken Talepler: Belediyeye veya devlet kurumlarına iletilen engelli hakları ve altyapı talepleri çok uzun sürelerde sonuçlanıyor ya da tamamen yanıtsız kalıyor.
  • Mimari Engeller: Adana Valiliği gibi merkezi kamu binalarının girişlerine belirli bir kademeye kadar engelli rampası düşünülmüş olsa da, şehir genelindeki mimari yapı engellilerin tek başına hareket etmesine izin vermiyor.
Keskinöz, yayını tüm topluma önemli bir uyarıda bulunarak noktaladı: “Unutulmamalıdır ki yönetimdeki yetkililer de dahil olmak üzere her insan bir engelli adayıdır.”

Devamını Oku

Gölge Etme… Yaş 25, Yolun Neresi Eder?

Gölge Etme… Yaş 25, Yolun Neresi Eder?
3

BEĞENDİM

ABONE OL

31 Mayıs 2021 yılında, henüz 25 yaşındayken kaybettiğimiz Adanalı makine mühendisi, müzisyen ve şair Boran Bozan, bu dünyadaki seçilmiş insanlardandı. Henüz küçük yaşlarda okumaya başladığı Dünya ve Türk klasik romanlarının çoğunu bitirmişti. Hatta bununla ilgili bir beste bile yapmıştı. İçinde yazarların ve eserlerin geçtiği bu şarkı, bu yönüyle literatürde bir ilktir.

Eğitimci bir anne ve babanın çocuğu olarak 1996 yılında Adana’da doğdu. Ailesinin ilk çocuğuydu. Lise eğitimini tamamlayana kadar Adana’da yaşadı. Üniversiteyi ise İstanbul Beykent Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde okudu. Yüksek lisansa başladığı dönemde kendisine kanser teşhisi konuldu. Sekiz aylık zorlu bir tedavi sürecinin ardından, maalesef 31 Mayıs 2021’de aramızdan ayrıldı.
Şairin dediği gibi; “Her ölüm erken ölümdür.”

Boran, okuyan hemen her insanın yaptığı gibi sadece yazmakla kalmıyor; resim yapıyor, gitar çalıyor ve besteler üretiyordu. Ölümünden sonra, kendisi gibi eğitimci olan makine mühendisi babası Mustafa Bozan ve annesi Halime Bozan, odasındaki çekmeceyi açtıklarında bir flash bellek buldular. Bilgisayara taktıklarında karşılarına, bir kral ile çobanın gezegenler arası yolculuğunu anlatan, “Krallar Neyi Sorgular” adlı 155 sayfalık fantastik bir eser çıktı. Şiirleri ve diğer yazıları ise babası tarafından derlenerek “İçimdeki Biri” adıyla kitaplaştırıldı. Genç yazar, Cinius Yayınları’ndan çıkan bu kitaplarının basıldığını maalesef göremedi.

İçimdeki Biri ; Krallar Neyi Sorgular

 İçimdeki Biri ; Krallar Neyi Sorgular

Üreten insanların, özellikle de sanatla uğraşanların genç yaşta dünyaya veda etmesi beni hep derin bir hüzne boğar.
Şiir dünyamıza baktığımızda Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur da 20’li yaşlarında, arkalarında silinmez izler ve kalıcı şiirler bırakarak veda etmişlerdi. Belki de aceleleri varmış gibi, erken veda edeceklerini hissetmişlerdi. Boran Bozan da yazılarında ve şiirlerinde ölüm, yalnızlık, insanın iç çatışması, korku ve ilişkiler temalarını çokça işledi.
Yazdığı bazı şiirler bestelenerek, babası tarafından onun anısına açılan YouTube kanalına yüklendi.
Boran’ın henüz 20 yaşındayken kaleme aldığı ve benim de çok sevdiğim bir şiiriyle ona veda edelim:
“Bir boşluk içinde yüzen o kara yaratık yoluna devam ediyor.
Yaşamadan, durmadan.
Ne ölmeyi biliyor ne de yaşamayı.
Sabırsız bir uzay tazısı gibi.
Yeşillerin arasında yaşamayı bilmiyor.
Güzellikleri değerlendirmeyi anlamıyor.
Sonradan gelip ortasında yaşıyor.
Ve koca evrende sadece kendini düşünüyor.
İşte bu yüzden mutlu olamaz.
Hiçbir zaman, hiçbir yerde…”
Boran Bozan’ı özlem, saygı ve sevgiyle anıyoruz.
Sahi, yaş 25… Yolun neresi eder?
İhsan Ustaoğlu KALEMİNDEN
Devamını Oku

ÇGC Basın Meclisi 6 yıl sonra yeniden!

ÇGC Basın Meclisi 6 yıl sonra yeniden!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Şubat 14’de yapılan 32.genel kurulun ardından göreve gelen Kurtul Çakın başkanlığındaki Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu çalışmalarını sürdürüyor. ÇGC Tüzüğünün amir hükmü olmasına rağmen uzun yıllardır toplanmayan Basın Meclisi; ÇGC İdari Binası’nda bir araya geldi.

Sıcak ve samimi bir ortamda gerçekleşen toplantıya katılan ÇGC üyesi gazeteciler; öncelikle yeni yönetimin işbaşına geldiği ilk günden itibaren camiada birlik ve beraberliği tesis etmeye yönelik yaptığı çalışmalardan dolayı kutladılar. Basın Meclisi üyeleri; tüzüğe rağmen geride kalan yıllarda bu kurulun toplanmamasını eleştirdi.

Toplantının açış konuşmasını yapan ÇGC Yönetim Kurulu Başkanı Kurtul Çakın; Basın Meclisi’nin önemine dikkat çekerek, kurulun yapacağı çalışmalarla mevcut yönetime yön vereceğine ve çalışmalarına destek olacağına inandığını dile getirdi.

Başkan Çakın; “Öncelikle katılımınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Bildiğiniz üzere Basın Meclisi; tüzüğümüzde yer alan organlardan biri. Genel kurulun ardından toplanması gerekiyor. Ancak bugüne kadar tüzüğümüzün bu hükmü uygulanmadı. Biz seçim çalışmalarımızda bu konuya dikkat çekmiş, ilk etapta bu kurulu toplayacağımız sözünü vermiştik.

ÇGC mesleğimizin çatı örgütü, güçlü bir yapısı var. Birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek ÇGC’yi daha yukarılara taşıyacağız. Saygın, güçlü ve gazetecilerin son sığınağı olan Çukurova Gazeteciler Cemiyeti olarak; her üyemize ve meslektaşımıza ihtiyacımız var.

Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren yaptığımız çalışmalarla gerek meslektaşlarımız ve gerekse de sivil toplum örgütlerinden olumlu dönüşler aldık. Sizlerden aldığımız bu güçle çalışma azmimiz kuvvetlendi” dedi.

Basın Meclisi yaptığı ilk toplantıda; Taner Ünal’ı başkanlığa seçerken, Başkanvekilliğine Dursun Dağtekin ve Sekreterliğe de Ergun Kara’yı görevlendirdi.

Buna göre Basın Meclisi önümüzdeki toplantısında kendi içinden Özdenetim Divanı’nı oluşturacak. Özdenetim Divanı da en kısa sürede ÇGC BASIN PROTOKOL LİSTESİ’ni hazırlayıp, kamuoyuna sunacak

Devamını Oku