21 Kasım 2020 Cumartesi

Seyhan’da “Oya Tekin’e Özgürlük” Çağrısı Büyüyor

Seyhan’da “Oya Tekin’e Özgürlük” Çağrısı Büyüyor
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Seyhan’da Adalet Vurgusu: Oya Tekin İçin 5. Destek Buluşması

Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in tutukluluğunun 11. ayı dolayısıyla düzenlenen destek buluşmaları sürüyor. Bu kapsamda, Yaşar Kemal Kültür Merkezi önünde gerçekleştirilen 5. destek toplantısına çok sayıda siyasi temsilci ve vatandaş katıldı.

Toplantıya, CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Gölge Bakanı Aylin Nazlıaka, CHP İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer ve Seyhan Belediye Başkan Vekili Hasibe Akkan başta olmak üzere ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.

Toplantı boyunca “Oya Tekin yalnız değildir” sloganları atılırken, sürecin hukuki değil siyasi olduğu yönünde görüşler dile getirildi.

“Seçilmiş İradeye Müdahale” Vurgusu

Toplantıda konuşan CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Gölge Bakanı Aylin Nazlıaka, Oya Tekin’in halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanı olduğunu vurgulayarak, görevden uzaklaştırılmasının halk iradesine müdahale anlamına geldiğini ifade etti. Nazlıaka, tutukluluğun bir tedbir olmaktan çıkarak “algı aracı” haline geldiğini savundu.

Kadınların siyasette karşılaştığı zorluklara da dikkat çeken Nazlıaka, kadın belediye başkanlarının artmasının önemli bir kazanım olduğunu belirterek, kadın siyasetçilerin tüm engellere rağmen mücadele etmeye devam ettiğini söyledi.

Silivri’den Dayanışma Mesajı

Toplantıda, Oya Tekin’in Silivri’den gönderdiği mektup da okundu. Mesajında tutukluluğunun 11. ayına girdiğini belirten Tekin, sürecin bir cezalandırmaya dönüştüğünü ifade etti.

Destek veren vatandaşlara teşekkür eden Tekin, aynı davada yargılanan bazı kişilerin serbest olmasına karşın seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu bulunmasına tepki gösterdi. Tutukluluğun, olası cezaların önüne geçtiğini belirten Tekin, bunun adalet duygusunu zedelediğini dile getirdi.

Tekin mesajında, “Adalet ekmek gibi, su gibi herkese lazımdır” ifadelerine yer vererek dayanışma çağrısını yineledi.

KADER ve Kent Konseyi’nden Ortak Açıklama

Destek buluşmasının organizasyonunu üstlenen KADER ve Seyhan Kent Konseyi adına yapılan açıklamada, haftalardır sürdürülen destek eylemlerinin kararlılıkla devam edeceği belirtildi.

Açıklamada, Oya Tekin’in görev yapmasının engellenmesinin yalnızca bir kişiye değil, Seyhan halkının iradesine yönelik bir müdahale olduğu ifade edildi. Kadınların siyasetteki varlığına yönelik baskılara karşı ortak mücadelenin süreceği vurgulandı.

KADER ve Seyhan Kent Konseyi temsilcileri, “Talebimiz açık ve nettir: Oya Tekin’e özgürlük” ifadelerine yer vererek, Tekin görevine dönene kadar dayanışmanın büyüyerek süreceğini belirtti.

Devamını Oku

PARKİNSON HASTASI VE YAKINLARINA 5 ÖNERİ

PARKİNSON HASTASI VE YAKINLARINA 5 ÖNERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

11 Nisan Dünya Parkinson Günü: PARKİNSON HASTASI VE YAKINLARINA 5 ÖNERİ

Parkinson, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve hareketlerde yavaşlama, titreme ve denge bozuklukları ile kendini gösteren kronik, ilerleyici ve nörodejeneratif bir sinir sistemi hastalığıdır. Günümüzde Parkinson’un artık çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını ve doğru tanı, beyin pili gibi ileri teknolojik müdahaleler ve yaşam alanlarındaki çeşitli değişikliklerle artık yönetilebilir bir süreç olduğunu hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “El titremesi, hareketlerin yavaşlaması, maske yüz ifadesi ve öne eğik yürüme bu hastalığın en tipik işaretleri arasında sayılabilir. Erken tanı, hastalığın ilerleme hızını kontrol altına almak ve hastanın yaşam kalitesini korumak için oldukça önem taşıyor. İlk belirtiler fark edildiğinde bir nörolog ve beyin cerrahı iş birliğiyle sürecin başlatılması tedavi başarısını doğrudan etkiler” açıklamasında bulundu.

Beyindeki dopamin üreten hücrelerin azalmasıyla ortaya çıkan Parkinson hastalığında belirtilerin genellikle sinsi başladığını belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Hastalık her ne kadar her bireyde farklı seyretse de bilimsel veriler belirli grupların diğerlerine oranla çok daha yüksek risk taşıdığını açıkça gösteriyor. Bu faktörlerin başında gelen yaş, Parkinson için en temel risk unsuru olarak kabul ediliyor. Hastalık genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde ortaya çıksa da vakaların yüzde 5 ile yüzde 10’luk bir kısmında bu hastalık 50 yaş altında da görülebiliyor. Genetik geçmiş de bu süreçte kritik bir role sahip. Ailesinde Parkinson öyküsü bulunan kişilerde risk genel popülasyona göre daha yüksek” dedi.

Erkeklerde 1,5 kat daha fazla görülüyor

Biyolojik faktörlerin yanı sıra cinsiyetin de önemli bir değişken olduğunu ve istatistiklere göre Parkinson’un erkeklerde görülme oranının kadınlara oranla yaklaşık 1,5 kat daha fazla olduğunu paylaşan Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Çevresel faktörler incelendiğinde ise uzun süre tarım ilaçlarına, herbisitlere veya belirli ağır metallere maruz kalan kişilerde Parkinson riski artarken, yaşam boyu tekrarlayan kafa travmaları yaşamış olan bireylerde ilerleyen yıllarda Parkinson riski daha yüksek” şeklinde konuştu.

Parkinson düşmelere ve ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor

Parkinson hastaları için en büyük risklerden birinin denge kaybına bağlı düşmeler olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selçuk göçmen, “Hastalık ilerledikçe donma adı verilen anlık duraksamalar ciddi yaralanmalara, kalça kırıklarına ve beyin kanamalarına yol açabiliyor. Bu düşmeler sadece fiziksel bir travma değil, hastanın dış dünyaya küsmesine ve yatağa bağımlı hale gelmesine de neden olabilir” dedi.

Beyin pili hastanın yaşam kalitesini artırıyor

İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı veya yan etkilerin arttığı durumlarda Beyin Pili yönteminin Parkinson hastalığının yönetiminde önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan yetini Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Beyin pili, beynin derin merkezlerine yerleştirilen elektrotlar sayesinde hastadaki titreme, sertlik ve yavaşlama belirtilerini belirgin ölçüde düzeltir. Bu yöntem, hastanın ilaç ihtiyacını azaltırken, hareket kabili geri kazandırır” açıklamasında bulundu.

Tedavide multidisipliner yaklaşım şart

Parkinson’un yalnızca bir cerrahın ya da bir nöroloğun tek başına yönetebileceği bir hastalık olmadığını, başarı için ekip çalışmasının gerekli olduğunun altını çizen Bu tıbbi süreçlerin tamamlayıcı gücü olan fizyoterapi ve ergoterapi disiplinleri ise hastanın denge, yürüme ve günlük yaşam becerilerinin geri kazanılmasına yardımcı olur” dedi.

Parkinson hastaları ve yakınlarına öneriler

Hastalığın yönetiminde hasta yakınlarına da önemli görevlerin düştüğünü söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, hastalara evde alınabilecek önlemlere ilişkin önerilerde bulundu:

1.     Aydınlatma: Koridorlar ve karanlık noktalar için sensörlü gece lambaları kullanılmalı, hastanın gece kalkışlarında görüş netleştirilmeli.

2.     Ev düzenleme: Halıların kenarları sabitlenmeli, kaygan zeminler kaymaz şeritlerle kaplanm Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Tedavinin temel taşlarını oluşturan nöroloji birimi ilaç yönetimi ve semptomların takibiyle süreci kontrol altında tutarken, beyin cerrahisi birimi ise uygun görülen hastalarda beyin pili operasyonu gibi ileri teknolojik müdahaleleri gerçekleştirir. alı ve banyolara mutlaka tutunma barları yapılmalı.

3.     İlaç takibi: İlaçların saatinde ve doğru dozda alınması ve aç-tok döngüsüne dikkat edilmeli.

4.     Psikolojik destek: Parkinson hastalarında depresyona sıklıkla rastlanabilir. Hastayı sosyal hayattan koparmamak, küçük başarılarını takdir etmek motivasyonunu artırır.

5.     Egzersiz: Spor salonuna gitmek şart değil. Evde diş fırçalarken tezgâhtan destek alarak denge çalışmak ya da mutfakta küçük adımlar atmak gibi hareketler dengeyi korumaya yardımcı olur.

Devamını Oku

Adana Boncuk Oyası ve Yazma Sergisi: İlmeğin Belleği Nerede, Ne Zaman?

Adana Boncuk Oyası ve Yazma Sergisi: İlmeğin Belleği Nerede, Ne Zaman?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Adana’da “İlmeğin Belleği” Sergisi: Boncuk Oyaları Sanata Dönüşüyor

Koleksiyoner Prof. Dr. Gülşah Seydaoğlu’nun hazırladığı “İlmeğin Belleği” sergisi, Yeni Adana Müzesi’nde kapılarını açtı. Adana boncuk oyaları ve yazmaların birer sanat eserine dönüştüğü sergi, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.
ADANA – Yeni Adana Müze Kompleksi, anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Koleksiyoner Prof. Dr. Gülşah Seydaoğlu tarafından hazırlanan ve geleneksel el sanatlarını modern bir perspektifle ele alan “İlmeğin Belleği: Adana Boncuk Oyaları ve Yazma Sergisi”, düzenlenen törenle sanatseverlerle buluştu.
Açılışa Adana İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru, Müze Müdürü Mehmet Çavuş ve çok sayıda davetli katıldı. Sergide yer alan eserler, oyanın sadece bir süs eşyası değil, kadınların yüzyıllardır kullandığı sessiz bir dil ve kültürel bir bellek olduğunu gözler önüne seriyor.
Oya Bir Süs Değil, Kadınların Sessiz Dilidir.
Serginin küratörlüğünü ve koleksiyonerliğini üstlenen Prof. Dr. Gülşah Seydaoğlu, yaptığı konuşmada sanatın tarihsel süreçte eril bir bakış açısıyla şekillendiğine dikkat çekti. Geleneksel el işlerinin “zanaat” kategorisine hapsedilerek küçümsendiğini belirten Seydaoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Oya, bu mekanizmanın dışında bırakılan bir kadın dilidir. İplikle, boncukla ve büyük bir sabırla kurulan bu yapı, aslında bir anlatı biçimidir. Söylenemeyen sözler, bastırılan duygular ve gündelik hayatın içindeki kırgınlıklar metaforlar aracılığıyla oyanın kenarına işlenir.”
İlmeklerde Saklı Hikâyeler: Aşk, Yas ve Bekleyiş
Serginin temel amacının “zaten var olan anlamı görünür kılmak” olduğunu vurgulayan Seydaoğlu, oyaların birer hikâye taşıyıcısı olduğunu belirtti. Kadınların yazmalarına sadece motif değil, duygu işlediklerini ifade eden profesör, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kadınlar yasını siyahın tonuna, küskünlüğünü bir motifin kıvrımına saklar. Oya; bir nesne değil anlatı, bir teknik değil dildir. Bu sergiyle oya ‘süs’ olmaktan çıkıp ifadeye, ‘zanaat’ olmaktan çıkıp sanata dönüşüyor. Herkesi, kimsenin bakmadığı o yazma kenarındaki derin sanatı görmeye davet ediyoruz.”
Yeni Adana Müzesi’nde Sanat Dolu Günler
Geleneksel Anadolu kültürünün en zarif örneklerinden biri olan boncuk oyalarının sanatsal bir bakış açısıyla sergilendiği “İlmeğin Belleği”, Adana’nın kültürel mirasına ışık tutuyor. Sergi, ziyaretçilerini bir yazma kenarında başlayan o derin yolculuğa tanıklık etmeye bekliyor.
Devamını Oku

Dünya Tıbbını Yöneten Kozanlı: Eczacılığın Babası Dioscorides

Dünya Tıbbını Yöneten Kozanlı: Eczacılığın Babası Dioscorides
1

BEĞENDİM

ABONE OL
Modern Botaniğin Anadolu’daki Kayıp Babası: Anazarboslu Dioscorides

Günümüzde tıp ve eczacılık dünyasının temellerini atan ismin, Anadolu’nun kalbinde, bugünkü Adana’nın Kozan (Sis) ilçesi sınırlarındaki Anazarva (Anazarbos) antik kentinde yetiştiğini kaçımız biliyoruz?

Modern botaniğin ve farmakolojinin kurucusu kabul edilen, Osmanlı kaynaklarında Skoridos adıyla anılan Dioscorides Pedanius, bin beş yüz yıl boyunca hekimlerin başucu kaynağı olan dev eseriyle tarihe damga vurdu.

İmparatorların Hekimi, Bitkilerin Bilgini

MS 40-90 yılları arasında yaşayan Dioscorides, eğitimini İskenderiye ve Atina’da tamamladıktan sonra Roma ordusunda görev aldı. İmparator Neron ve Vespasianus dönemlerinde ordu hekimi olarak Anadolu ve Doğu illerini karış karış gezdi. Bu yolculukları sırasında bitkilerin tedavi edici gücünü gözlemleyerek tıp dünyasını değiştirecek olan “De Materia Medica” (Tıbbi Malzeme Üzerine) adlı eserini kaleme aldı.

1500 Yıl Boyunca Değişmez Kaynak: De Materia Medica

Dioscorides’in 5 bölümden oluşan bu dev eseri; 600’den fazla bitkisel, 35 hayvansal ve 90 kadar inorganik maddeyi içeriyordu. Anadolu florasının en eski ve en önemli kaydı olan bu kitap, Orta Çağ’dan Rönesans’a kadar tıp dünyasının anayasası kabul edildi. Eser, 9. yüzyılda Süryanice ve Arapçaya (Kitab-al Haşayiş) çevrilerek Doğu tıbbına da ışık tuttu.

Paha Biçilemez Bir Hazine: İstanbul’dan Viyana’ya Yolculuk

Eserin günümüze ulaşan en eski ve değerli nüshası, MS 512 yılında Prenses Juliana Anicia için hazırlanan ve “Viyana Kodeksi” olarak bilinen resimli yazmadır. Bu paha biçilemez hazinenin hikayesi ise oldukça çarpıcıdır:
Kanuni Sultan Süleyman’ın başhekimi Musa bin Hamon’un ailesinde bulunan bu nadide eser, 1560’lı yıllarda Avusturya elçisi O.G. Busbecq’in dikkatini çeker. Busbecq, imparatoruna yazdığı mektupta; “İstanbul’da koca bir hazine bıraktım, fiyatı çok yüksek ama bu eseri esaretten kurtarmalıyız” diyerek kitabın önemini vurgular. Sonuçta 100 altın düka karşılığında satın alınan eser Viyana’ya götürülür ve halen Avusturya Milli Kütüphanesi’nde en kıymetli parçalardan biri olarak korunmaktadır.

Kutsal Toprakların Unutulan Mirası

Bugün tıp ve eczacılık fakültelerinde adı anılan Dioscorides, aslında bizden biri; bir Anazarbosludur. Bitkilerin mekaniğini ve bütüncül sağlığı keşfeden bu deha, doğup büyüdüğü topraklarda bugün çok az kişi tarafından tanınıyor. Oysa onun 2000 yıl önce tarif ettiği bitkilerin çoğu, bugün hâlâ Anadolu ve Akdeniz tıbbında şifa dağıtmaya devam ediyor.

Editör Notu: Bu haber, Fitoterapist ve Aromaterapist Mehmet Karataş’ın derlemeleri ve araştırmaları ışığında hazırlanmıştır.
Kaynakça;

Allbutt, T. Clifford (1921). Roma’da Yunan tıbbı . Londra: Macmillan.

Bruins: Codex Constantinopolitanus : Palatii Veteris NO. 1 [3 cilt seti] Bölüm 1: Makalenin Kopyalanması; Bölüm 2: Yunanca Metin; Bölüm 3: Çeviri ve Yorum Bruins, EM (Ed.)

Forbes, Andrew; Henley, Daniel; Henley, David (2013). Sağlık ve Refah : Bir Ortaçağ Rehberi’nde ‘Pedanius Dioscorides’ . Chiang Mai: Cognoscenti Kitapları.

Hamilton, JS (1986). “Tıp mesleği üzerine Scribonius Largus”. Tıp Tarihi Bülteni . 60 (2): 209–216. PMID 3521772 .

Bilmece, John (1980). “Dioscorides” (PDF) . Catalogus Translationum et Commentariorum .

Bilmece, John M. (1985). Eczane ve tıpta Dioscorides . Austin: Texas

Sadek, MM (1983). Dioscorides’in Arapça materia medica’sı . Québec, Kanada: Les Éditions du sphinx. ISBN 2-920123-02-5.

Scarborough, J .; Nutton, V. (1982). “Dioscorides’in Materia Medica’sının Önsözü: giriş, çeviri ve yorum”. Philadelphia Doktorlar Koleji’nin İşlemleri ve Çalışmaları . 4 (3): 187–227. PMID 6753260 .

Adnan Ataç, Vedat Yıldırım, “Osmanlı Hekimleri ve Dioscorides’in De Materia Medica’sı”, Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, Sayı 15, 2004.

Baytop Turhan, Mat Afife (haz.),’Türk Eczacılık Tarihi,’’ İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları,2001

Baytop Turhan,’’Anazarbalı Dioskorides’’ –Sandoz derg.1.10.(1997)

Busbecq, O.G.’’Türk mektupları 301’’, çeviren: H. Cahit Yalçın İstanbul (1939)

Şehvaroğlu, B.N. :’’Dioscorides’in Materia Medica’sı ve tesirleri’’-Eczacılık Bült.3 (3):37 (1961)

^ Baytop Turhan, Mat Afife (haz.),’’Türk Eczacılık Tarihi’’, İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları,2001, s.21

^ Busbecq, O.G.’’Türk mektupları 301’’, çeviren: H. Cahit Yalçın İstanbul (1939)

Devamını Oku

Yalnız Uyuyanlar Dikkat! Bilim, Erkeklerin Uyku Kalitesindeki “Eş” Sırrını Açıkladı.

Yalnız Uyuyanlar Dikkat! Bilim, Erkeklerin Uyku Kalitesindeki “Eş” Sırrını Açıkladı.
1

BEĞENDİM

ABONE OL
ERKEKLER DİKKAT: EŞİNİZİN YANI SADECE HUZUR DEĞİL, AYNI ZAMANDA “REÇETE”!
Bilim dünyasından ezber bozan araştırma: Erkeklerin derin ve kaliteli bir uyku çekmesi için gereken en güçlü “ilaç” yanlarındaki eşleri.
HEIDELBERG / ALMANYA – Yıllardır birçok erkeğin hissettiği o güven duygusu artık bilimsel olarak tescillendi. Heidelberg Üniversitesi (Almanya) tarafından yürütülen ve saygın tıp portalı PubMed’de yayınlanan Ditzen ve ark. (2022) çalışması, eşiyle birlikte uyuyan erkeklerin uyku kalitesinin, yalnız uyuyanlara göre çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Oksitosin Mucizesi: “Aşk Hormonu” Beyni Dinlendiriyor
80 heteroseksüel çift üzerinde yapılan klinik çalışmada, oksitosin (sevgi ve bağlanma hormonu) alan katılımcıların uyku kalitesi puanlarında ciddi artış gözlemlendi. Araştırmanın en çarpıcı sonucu ise şu: Olumlu çift etkileşiminin uyku üzerindeki iyileştirici etkisi özellikle erkeklerde çok daha güçlü seyrediyor. Ditzen ve ekibinin çalışmasına göre, gün içindeki yakınlık ve geceki fiziksel temas, beynin “savunma mekanizmalarını” indirmesini sağlıyor.
Beyin “Güvende” Hissetmeden Uykuya Dalmıyor
Sleep Advances dergisinde yayınlanan bir diğer araştırma, uykunun insan için en savunmasız an olduğunu vurguluyor. Northwell Health Uyku Tıbbı Enstitüsü uzmanlarına göre, bir eşe duyulan güvenli bağlanma, beynin gardını düşürmesi için gereken o “optimal duygusal ortamı” yaratıyor. Sadece yan yana yatmak veya küçük bir sarılma bile oksitosin salınımını tetikleyerek vücuda “güvendesin” mesajı gönderiyor.
Aşk Sadece Bir Duygu Değildir
Fitoterapist ve Sağlıklı Yaşam Koçu Mehmet Karataş, çalışmanın sonuçlarını bütüncül sağlık açısından değerlendirerek şunları ekliyor: “Erkekler için eşlerinin varlığı, kelimenin tam anlamıyla beynin dinlenmesini sağlayan biyolojik bir anahtar görevi görüyor. Stres hormonlarını düşüren bu doğal mekanizma, kronik ağrılardan sindirim sistemine kadar tüm sağlığı etkileyen derin bir onarım süreci başlatıyor.”
Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.