CUMHURİYET DEMOKRASİ ve SEÇİM

Fransız düşünür Kamu yönetimi Hocası Duguit ;

Devlet hukuka ancak istediği için, istediği zaman ve istediği ölçüde boyun eğiyorsa, hukuka aslında hiç boyun eğmiyor Der.
Evet Cumhuriyet Demokrasi ve Seçim üzerinde durmak istiyorum.
Cumhuriyet Demokrasi ve Seçim sistemini herkes bilir…
Cumhuriyeti Kimi Özgürlüktür diye tanımlar kimi Bağımsızlık .. Kimi Demokrasi der Yaşam biçimi der Hukuk Adalet der..
Bunlar Hem doğru hem de yanlıştır..
Cumhuriyet Demokrasi ve seçim M.Ö. 550 li ilk çağ Antik Yunandan beri bilinen var olan terimlerdir
Cumhuriyet literatürde yönetim erkinin kimin tarafından kullanacağına işaret eder
Yani Kırallık Monarşi Rejimleri yanında Cumhuriyet halkın idaresini ifade eder
Açıkça halk idaresi demektir.
Evet Cumhuriyet halkın halk tarafından yönetilmesini ifade eder..
Çin Halk Cumhuriyetidir iranda islam. Cumhuriyetidir Fransada Cumhuriyettir..
Çin İran Fransa Cumhuriyettir ama Yönetim erkini kullanım sistemleri farklıdır ilk ikisi otoriter bir yönetimi ifade ederken Fransa Demokratik bir ülkedir..
Evet Yönetimin Nasıl olacağı sorusu cevabı Cumhuriyet değildir…
Yönetimin Tek Adam Otoriter veya totaliter sistem olabileceği… Parlementer yönetim olabileceği..
veya DEMOKRASİ olabileceği farklı idari yaklaşımları öne çıkarır.. Demokrasi LİBERAL Değerlerle yani İNSANİ DEĞERLERLE bütünleştirip Liberal Demokrasi denildiğini şimdilerde biliyoruz
Evet demokrasi doğrudan Katılımcılığı ile Şeffaflığı ile Hukuk Devleti ve Anayasal devlet yapısı ile Özgürlükleri İnsan Hakları hassasiyeti ve Seçme Seçilme sistemi ile. Zaman içinde olgunlaşarak Tekamül ederek bu günlere geldiği ideal ve insanca yaşamı temsil noktasına ulaştığını biliyoruz..
Klasik Amerika kurucularından gelen bir tarif.. Demokrasi halk için halkla beraber halkın yönetimi denilir..
Demokrasinin İçini 17. yüzyılda yaşamış düşünür
J. Locke’nin insanın Doğuştan getirdiği değiştirilemez devredilemez Özgürlük değerleri ile doldurursanız modeniyetin ulaştığı ideal bir yönetim tarzı ile karşılaşırsınız..

Lord Acton güç yozlaştırır der mutlak güç mutlak yozlaştırır der. Bunun anlamı yönetenlerin keyfi idareleri derinleştikce ele geçirdikleri gücü otoriterleşmeye keyfi kullanmaya meyilli olduğunu biliriz …
Lord Acton’un sözlerinin içinde sağlıklı bir yönetim için Kuvvetler Ayrılığı üstünden DENGE DENETLEME sistemlerinin demokrasilerde önemli rol oynayacağı fikri saklıdır…

Bu gün DEMOKRASİLER 20 . yüz yılda yaşadığımız ırkçı otoriter totaliter yönetim heveslilerin dünyaya yaşattığı iki büyük savaşının acıları ölümleri göz yaşları sonucu insani yaklaşımın siyasi tekamülün ulaştığı son noktayı temsil eder .. İnsanoğlunun Anayasal Devleti keşfetmesi Anayasa Mahkemesine görev yüklemesi yargının devlet güdümü dışına çıkıp Özgür ve Özerk olması yani Yarğı Bağımsızlığı Özgürlükler insan hakları insanca yaşam isteklerinin sonucudur ..

İlk seçimli Demokrasi ingilterede 1248 li yıllarda MAGNA CARTA İle başlarken A.B.D. 1803 yılında yüksek yargıya seçilen yargıç Marshall’ın idarenin bir kararına 1806 Yılında YARGISAL DENETİM işlemi başlatması devlet sistemini Hukuk Devletine taşımada önemli rol oynamıştır…

Yargıç Marshall Milli iradenin mutlak eğemen olmadığını yanılabileceğini Hukuki Denetime tabi olması gerektiğini bir dava nedeniyle sistematize ederek günümüze yargı denetimi yolunu açmış oluyordu.
19. 20. yüz yıllarda Kırallık sistemlerinin yerini Ulus devletlerin alması Cumhuriyetleri Demokrasi ile yönetmeye teşvik ederken Demokrasilerinde eksiklerinin Tamamlanmasının yolu açılmıştır..
Burada 2. Büyük harp sonu Nurnberg mahkesinin kararına değinmeden geçmeyelim

Dünya Harbi sonu Hitler yönetiminin Nurnberg’te yargılanması sırasında sanık avukatlarının müvekkillerinin Pozitif Meri kanunların verdiği yetkiyi kullandıkları yolundaki savunmaya karşı nihai kararda Mahkeme ..
Parlementoların usulüne uygun olarak çıkardığı kanunlar bulunsa bile Soykırımı gerçekleştiren insandır.
Her insanın Tam ve Sağ Doğumla birlikte kazandığı hiç bir biçimde ondan koparılıp alınamayacak hakları söz konusudur “Günümüzde buna İNSAN HAKLARI demekteyiz” insanların Doğarken getirdiği insan olmaktan kaynaklanan tabii ve devredilmeyen Hakları olduğunu biliriz …
Kanunların varlığı kanuna uymak Kanunilik ile HUKUKİLİK Aynı anlama gelmez… Bilinmesi gerekir ki..
Hukukilik Kanunilikten daha geniş bir alanı ifade eder hukukilik daha Evrensel bir bakış açısını içerir Hukuki olan meşrudur, Hukukilik kanuniliği de kapsar …
Şeklindeki karar gerekçesi ile.. hukuk ve kanun ayrımını açıkca ortaya koymuştur.
Türk Anayasa Mahkemesi de kanunları Hukuka Aykırılıktan zaman zaman iptal etmekte….Evrensele işaret etmektedir
Bu gün demokrasiler 1980li yıllarda AVRUPA BİRLİĞİ çalışmaları Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi..
Avrupa İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNİN varlığı ile insanlığı bu güne kadar yaşamadığı bir noktaya taşımaktadır. BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN Çıkardığı Uluslar Arası Anlaşmalar İkiz Yasalar KÜLTÜREL HAKLAR insan hakları sözleşmesi İNSANİ HUKUKU insan oğlunun ufkunu insanca yaşamaya taşımıştır.
Demokrasinin içeriğinin geldiği noktayı ifade ederken SEÇME SEÇİLME HAKKINI ifade etmeden konuyu kapatamayalım.
Türkiye için Seçme ve Seçilme hakkı notunu SIFIR Olduğunu hatırlatırken… Demokrasi notunun da SIFIR ve SIFIR altı Olduğunda işaret etmek isterim…
Türkiye’de önünüze konulan listeye oy ver denilir..
Sen seç denilmez..
Seçimin EŞİT Rekabet yarışı olmadığını da Belirtmekte fayda var ..
Seçim Türkiye’de gücü eline geçirenin izin verildiği süreçte yapılır..
Egemen otorite kimi seçtirmek istiyorsa sistemi onun üzerinden kurar Seçme Seçilme hakkında ADALET yoktur ..
Zaten 950 Demokrasi hareketinden sonra Türkiyede Demokrasi kapısı Darbelerle Kapanmış TÜRKİYE DARBELER CUMHURİYETİ Olmuş halende Darbe Cumhuriyeti oluşumu Mafya Yönetim ilişkisi içinde kitabına uygun büyük talan hareketiyle devam etmektedir..
Sonuç olarak Cumhuriyet Türkiye’sinin 1960 yılından beri yaşadığı DARBELER CUMHURİYETİ sistemi..
Ne doğru bir Cumhuriyet olmuş. Ne doğru Demokrasi olmuş… Ne de Adil Eşit Rekabete açık bir Seçme seçilme hakkını içinde barındıran *Seçim Sistemi yaşatmıştır.
Şimdide Tek Adam Otoriter Totaliter bir sistemde yaşamaya mahkum devam ediyoruz..
Türkiye insanı KÖLE düzeni yaşamından zincirlerini kırmalı iradesini ortaya koymalı insanca yaşamayı talep etmelidir..
Evet Bu dünyaya insan olarak “kimse Kula kul olmaya gelmemiştir”…
Meramı mı anlatabildim mi?..

Av. Yusuf Ziya KIVANÇ
Av. Yusuf Ziya KIVANÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.