Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan, 3 Mayıs 2022 günü Suriye’nin kuzeyindeki 13 bölgede “yerel meclisler” oluşturulduğunu belirtti ve 1 Milyon Suriyeli göçmeni bu bölgeye yerleştirmeyi öngören bir proje üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Sözü geçen yerel meclisler, Suriye devletine bağlı değildir, dahası Suriye’nin meşru yönetimini tanımıyorlar. Erdoğan yönetimi, Suriye’nin kuzeyinde fiilen kantonlar oluşturmaktadır. Bu kantonlar, Türk askerinin fiilî egemenlik alanında kurulmaktadır. Bu durumda Erdoğan yönetimi, hukuken olmasa bile, fiilen Suriye’nin toprak bütünlüğü siyasetini terk eden bir yolun ağzında duruyor.
Burada belirleyici olan niyetten çok, içine girilen süreçtir. Çünkü Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan yerel otoriteler kurumlaştırılıyor. Bu durumda Türkiye’nin fiilî egemenliği altındaki kantonların hangi gelişmelere zemin oluşturacağı ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün nasıl sağlanacağı soruları gündemi işgal etmektedir.
En tehlikelisi, kantonların ekonomik zemini geliştiriliyor. Türkiye makamları, bölgede yağma düzeni kuran Türkiye kökenli bir takım vurguncu şirketleri desteklemektedir.
Bu vurguncu zümre, Türkiye ile Suriye’nin anlaşmasını istemiyor.
Bu vurguncu zümre, Suriye’nin toprak bütünlüğüne karşıdır.
Dahası bu zümre Suriye’nin kuzeyinde yer yer iktidar odakları oluşturan bölücü yobaz örgütleriyle de işbirliği halindedirler. Bu örgütler, Birleşmiş Milletler’in ve Türkiye’nin terör listesinde yer alıyorlar.
En önemlisi, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin denetimi altında kurulan kantonlar, ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi tarafından desteklenmektedir.
Bu gidiş, Suriye’nin toprak bütünlüğü siyasetini tehlikeye atan bir gidiştir.
Açık konuşmak durumundayız. İçine girilen süreç, yalnız Suriye için değil, Türkiye için de ciddî tehlikeler içeriyor:
1. Kanton devletleri kuruluyor. Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin fiilî egemenliği altındaki yerel meclisler yerel devletçiklere dönüşüyor.
2. Bölgede vurgunculuk büyütülüyor. Türkiye’nin fiilî egemenlik alanında savaş ağalarının vurgunculuğu büyüyor ve yerleşiyor.
3. Türkiye-Suriye ilişkileri gerginleştiriliyor.
4. Türkiye yalnızlaştırılıyor. Irak, İran, bütün Arap devletleri ve halkları, İran, Rusya ve Çin ile Türkiye arasında güvensizlik yaratılıyor. Asya ülkeleri ile Türkiye ilişkileri bozuluyor.
5. İsrail “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail projesi için cüret kazanıyor. Suriye’nin kuzeyinde kantonlar oluşturulmasını İsrail destekliyor. Dolayısıyla “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail siyaseti cüret kazanıyor.
6. Enerji güvenliğimiz tehlikeye atılıyor. Enerjimizi sağladığımız Rusya, Irak ve İran gibi komşularımızla ilişkilerimizin bozulması, Türkiye’nin enerji güvenliğini zaafa uğratıyor. Böylece bütün sektörlerde fiyat artışları tetikleniyor.
7. Ekonomik bunalım derinleştiriliyor. Rusya ve Batı Asya ülkeleri ile ticaretimize, turizm gelirlerimize, Çin’den yatırım sermayesi beklentilerimize darbe indiriliyor. Suriye’nin kuzeyinde kanton kurma siyaseti, bir avuç vurguncunun bitlenmesini sağlıyor ama Türkiye ekonomisine zarar veriyor ve halkın hoşnutsuzluğunu artıran süreçleri hızlandırıyor.
8. Kışkırtıcılara ve ABD merkezli kaos planlarına fırsat veriliyor. Türkiye-Suriye ilişkilerinde gerginlik, Türkiye düşmanlarının kaos planlarına hizmet ediyor. Dikkat edilirse CIA ve MOSSAD bağlantılı birtakım kışkırtıcılar sahneye çıkmıştır ve sığınmacılara ve Arap halklarına karşı düşmanlık yaymaktadırlar. Bu kışkırtıcılar, ABD’nin Tayyip Erdoğan hükümetini devrime planlarının hizmetindedirler.
9. Bu proje, PKK terör örgütüne yaşam öpücüğü veriyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Türk Polisinin ve Köy Korucularımızın tam da PKK’yı bitirme sürecine girdiği koşullarda, kesin sonuç almaktan vazgeçiliyor. Türkiye-Suriye sınırında 40 km derinliğinde ve 700 km uzunluğunda bir “Güvenli Bölge” yaratılması, PKK’yı bitirmeyi değil, 40 km güneye sürmeyi amaçlıyor. Dahası Türkiye-Suriye ilişkilerinde gerginlik, PKK terör örgütüne soluk alma ve çatlaklarda barınma olanakları veriyor.
10. Sığınmacı sorunu çözülmüyor, dahası kangrenleştiriliyor. Bir milyon sığınmacıyı Suriye’nin kuzeyindeki kantonlara yerleştirmek, Türkiye’nin sığınmacı sorununa bir çözüm getirmiyor. Çünkü bu proje, sığınmacıları Türkiye’den kaldırıp yine Türkiye’nin egemenlik alanındaki topraklara yerleştiriyor. Üstelik bu sığınmacılar halen bulundukları yerlerde üretim ve hizmetlere katılırken, onları Kızılay’ın kepçesine taslarını uzatan bir hayata mahkum ediyor.
11. Türkiye ekonomisine yeni yükler getiriliyor. Suriye’nin kuzeyine yerleştirilen bir milyon insanı barındırmak, yedirmek, içirmek, eğitmek, güvenliklerini sağlamak ve diğer kamu hizmetlerini görmek, Türkiye ekonomisine ağır yükler getiriyor.
12. Türkiye halkının ve özellikle Suriye ve Irak’a komşu illerimizdeki vatandaşlarımızın benimsemediği bir proje uygulanıyor. Bu proje, daha açıklandığı andan itibaren bütün vatandaşlarımız adasında ve özellikle Suriye ve Irak sınırındaki illerimizde kaygılara yol açmıştır. Adana ve Mersin’den Hakkâri’ye kadar insanlarımız, Suriye ile gerginlik istemiyor.
13. Bu proje, AK Parti’ye ve MHP’ye oy kaybettiriyor. Suriye’nin kuzeyinde kantonlar kurulması, bir çözüm değil, çözümsüzlüktür ve Türkiye’nin başına belâlar getirecek süreçlerin önünü açmaktadır. Bu proje, Cumhur İttifakı partilerine oy kaybettiriyor.
14. ABD’nin Tayyip Erdoğan yönetimini devirme planlarına zemin sunuluyor.
Suriyeli göçmenleri Suriye’nin kuzeyinde kurulan kantonlara yerleştirme projesinin özü, Suriye’nin kuzeyinde hükümetçikler kurmaktır. Türkiye’nin oluşturduğu egemenlik alanında, Suriye devletinin egemenliği ile karşı karşıya gelen devletçikler kurulmuş oluyor. Bu devletçikleri Suriye’nin kuzeyinde silahlı güce sahip olan bir takım terör örgütleri yönetecektir. Oysa Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye devletinin ısrarla ilan ettiği siyasettir ve Millî Güvenlik Kurulu tarafından da defalarca karara bağlanmıştır. Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye’nin toprak bütünlüğüdür.
Türkiye, bu projeyle Suriye’nin meşru devletini karşıya almanın ötesinde, komşularımız olan Irak, İran, Rusya, bütün Arap devletleri ve Çin ilişkilerini de bozan bir kanala giriyor. Bu yöneliş, Türkiye’yi yalnızlaştırır ve ABD tuzağına çeker. Bu tuzak, Ege’de hazırlanmış durumdadır. Dedeağaç, Kavala, Selanik, Larissa, Stefanoviç, Girit’in Kuzeyi, Kıbrıs’ın güneyi, Fırat’ın Batısı ve Doğusundaki ABD üslerine yapılan silahlı yığınak, namlularını Türkiye’ye çevirmiştir. ABD, İsrail, Yunanistan Üçlüsü, Türkiye’nin yalnızlaştığı koşulların pususuna yatmıştır. Türkiye’ye Doğu Akdeniz’den yöneltilecek tehdit, Türkiye’nin iç cephesine doğru genişler. Türkiye, tuzağa çekiliyor.
Türkiye için çözüm fırsatı önümüzdedir. Suriye devleti ile işbirliği, Türkiye’nin sorunlarının çözümünde anahtar değerindedir. Çünkü Suriye ile işbirliği, Rusya, Çin, İran, Irak, Arap ülkeleri ve Avrasya ülkeleri ile dostluğun önünü açar.
Türkiye, derhal Suriye’nin meşru hükümetiyle, Beşar Esad Hükümetiyle siyasî, askerî, ekonomik, kültürel, her alanda işbirliği başlatmalıdır.
Vatan Partisi’nin çözümü Türkiye’nin güvenliği ve ekonomik gelişmesi için biricik çözümdür. ABD’nin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan yönetimini devirme planlarını boşa çıkartacak çözüm de budur. Hükümetimizin ve Cumhur İttifakı’nın ortağı olan MHP’nin vatanımızın bütünlüğü, huzur ve ekonomik refaha ilişkin sorumluluk bilincinin belirleyici olacağına güveniyoruz.
Türkiye’nin doğru çözümü bulacağına güveniyoruz ve bunun için görev başındayız.
Ahmet SUSEVEN
Vatan Partisi Adana İl Başkanı
1
Son Parti Lideri Murat Çobanoğlu’na Şok Gözaltı! Soruşturma Başlatıldı
4085 kez okundu
2
KKTC’de Sürpriz Sonuç: Tufan Erhürman, Ersin Tatar’ı Geride Bıraktı
3319 kez okundu
3
Saadet Partisi’nden Adana’da sert çıkış: “Bu şehri bu hale kim getirdi?”
2954 kez okundu
4
İYİ Parti Adana Seyhan İlçe Teşkilatı Güçlü Kadrosuyla Sahada!
2911 kez okundu
5
Doğu Türkistan Milli Ordusu Suriye’de Yeniden Faaliyete Geçti: Mustafa Kızılcan’dan Tarihi Açıklama!
2662 kez okundu