AHDE VEFA 

Her şeyin bir zamanı vardır; bulmanın, sevmenin, yitirmenin…

Mevlanın vefa üzerine söylediği sözler ne kadar anlam yüklüdür;

“Yaşam gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir”.

Günümüze bakınca, geçmiş yıllarda vefalı dostlarımızla geçirilmiş güzel günlere özlem duyuyoruz. Vicdan ve insanlıktan fukara dünyamızda ; Vefa da , insanlık da giderek yok olmaya devam etmektedir. Ne yazık ki , insanların birbirinden uzaklaştığı insanın , insana hasret kaldığı günleri yaşamakta ve gittikçe birbirimize yabancılaşmaktayız. Ahde vefa ; Ahd iki tarafın sözleşmesi, söz verilmesi demektir. Bir taraf söz verirse bu vaad olur.  Vefa ise,  İnsan yaşamına armağan edilmiş koşulsuz sevgi devamlılığıdır. İnsan hayatının devamında önemi çok büyüktür . 
Ahde vefa , insan yanımızı arttırırken , bir yandan da itibarımızı, saygınlığımızı arttırır.  Peki biz , dostlarımıza yeri geldiği zaman ne kadar vefa gösterebiliyoruz? Kimde ne kadarız biliyor muyuz?
İyi günde, kötü günde  her an yanlarında olduğumuzu hissettirebiliyor muyuz?

Verilmiş sözleri yerine getirebiliyor muyuz? 

Bunların cevabını aslında çok iyi biliyoruz. Sadece kendimizle yüzleşmeye korkuyoruz. Söz konusu vefa ise , hatalarımızla yüzleşip, kendimizi iyileştirebiliriz. Kaybettiğimiz bütün değerlere engin hoşgörümüzle, koşulsuz sevgi ve sadakatimizle yeniden  gönülleri fethederek sahip olabiliriz. Dostluğun ve vefanın temel taşının  dürüstlük olduğunu  unutmadan , insan ilişkilerimizi dürüstlük üzerine yeniden inşa edebiliriz. Dürüst insanların en büyük özelliği;  vefası, mertliği, koşulsuz sevgisi ve sadakatidir. Hayatlarımıza değer katan özü, sözü, bir insanlardır. Hoşgörü ve samimiyet duyguları yüksektir. Bu dünyadan göçüp, gitmeden gerçek dostlarımızın değeri bilinmeli ve kaybetmemeye özen gösterilmelidir. Çünkü, gerçek olan yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz hayattır. Ardımızda ne bırakırsak bırakalım, ama iyiliği bulaştıran güzel dostlara, dostluklara , anılara vefayı, ahde vefayı unutmayalım. 
Bir bireyin yetişmesinde, aileden aldığı temel eğitim çok önemlidir. Evlatlarımıza daha çocukluk yıllarından başlayarak vefanın, ahde vefanın önemi anlatılmalı , öğretilmelidir. Vefasız insanlara harcanmış zamanlar, insan ömrünün kayıp zamanlarıdır. 

Vefa ,özünde aselet yüklü ne güzel bir kelimedir.  İnsani bir değer olan vefa duygusunu insanlığımız adına da korumaya değmez mi? 

Vefaya veda etmeyiniz..!  
Asaletinizi yitirmeyiniz..!

Atatürk vefa duygusunu ve ırkçılıktan uzak insancıl anlayışa,  kişisel yaşamında arkadaşlık ve dostluğa büyük önem vermiş, yaşamı boyunca farklı ırktan ve dinden birçok dostu olmuştur. Arkadaşlarından kimileriyle uzun yıllar görüşmese de onlara olan vefa duygusunu hiçbir zaman yitirmemiştir. 

Atatürk’ün vefa duygusu üzerine yayınlanmış bir anısını paylaşmak istiyorum. 

ATATÜRK’TEN BİR VEFA ÖRNEĞİ

Mustafa Kemal’in dostları arasında İğneciyan adında bir de Ermeni vatandaş vardı. Zengin bir kişidir. Sık sık Mustafa Kemal’i Şişli’ deki evinde ziyaret etmekte ve kendisine birçok yardımlarda bulunmaktadır.
 
Mustafa Kemal Anadolu’ya geçtikten sonra bir Ermeni örgütü ile ilgisi olduğu iddiasıyla İğneciyan’ı tutuklayıp Malta’ya sürerler. Tüm servetine de el konulur.
 
İğneciyan Malta’dan döndükten sonra üzerinde bir elbisesinden başka hiçbir şeyi olmayan fakir bir kişi durumundadır. Bir de kızı vardır. Yedikule’de bir gecekonduya sığınmışlardır.

Atatürk zaferi kazanmış, devlet başkanı olmuştur. Devrimler için geceli gündüzlü çalışmaktadır.

Atatürk 1927’de ilk kez İstanbul’a gelmiştir. Bu, İğneciyan için iyi bir fırsattır. Hem dostunu görmek, hem de uğradığı haksızlığı anlatmak için doğruca Dolmabahçe Sarayı’na gider. İlgili memura başvurur:
–   “Ben, Gazi hazretlerini görmek istiyorum.”
–   “Sen kimsin?”
–   “Ben İğneciyan… Gazi’nin eski bir dostuyum, arkadaşıyım.” der.
 
Memur, İğneciyan’ ı baştan aşağı süzer. Kılık kıyafeti pek güven verici değildir. Bir bahane uydurarak atlatır. Birkaç kez daha başvurur, fakat sonuç alamaz.
 
Bir gün de kızını alıp birlikte saraya giderler. O gün sarayın önünde olağanüstü bir hal vardır. Motor sesleri, sağa sola koşturan insanlar. Bu, Gazi’ nin bir geziye çıkacağına işarettir.
 
Polisler ve muhafızlar oradan uzaklaşması için İğneciyan’a işaret ederler. O sırada Gazi de Saray’dan çıkmıştır. Etrafındaki insan çemberi arasında otomobiline doğru ilerlemektedir.
 
O anda İğneciyan’ın kızı fırlayarak insan çemberini yarıp Gazi’nin karşısına sokulur. Gazi sorar:
– “Kim bu kız?” diye sorar.
 
Kız cevap verir:
–         “Ben İğneciyan’ın kızıyım.”
–         “Nerede baban?”
–         “Dışarıda bekliyor, sokmuyorlar…”  der
 
Gazi hemen emir verir. İğneciyan’ı huzuruna alırlar. İki dost özlem içinde kucaklaşırlar. İğneciyan başından geçenleri anlatır. Gazi’nin gözleri dolu dolu olur. Emir verir. Gerekli soruşturma yapılır. İğneciyan’ın haklı olduğu anlaşılır ve alınan malları geri verilir.
 

Yıl 1938… Kasım’ın 12’si… Atatürk’ün acı kaybına dayanamayan İğneciyan üzüntüsünden ölür.

Kaynak:
Hadi BESLEYİCİ, Atamız Atatürk, s.65_66

 Bu ölümlü dünyanın en güzel şeyi karşılıklı vefalardır.

O halde, vefa da  ahde vefa da ;
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ebedi liderimiz ulu önder Mustafa Kemal Atatürk‘e , bizlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti Vatan topraklarına ve Cumhuriyet değerlerine sonsuz sevgimiz ve sadakatimizle sahip çıkmak olmalıdır. Büyük taarruzun , bağımsızlık ve Kurtuluş mücadelemizin zaferle taçlandığı, cumhuriyetimizin temellerinin inşa edildiği 30 Ağustos Zafer Bayramının 99.  Yıl dönümünü  yürekten kutluyor, Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere , silah arkadaşlarını , ve bu vatan uğruna gözünü kırpmadan canını veren  aziz şehitlerimizi rahmet, saygı ve şükranla anıyorum. Emanet sonsuza dek şerefimizdir. Bu vatan size minnettardır. 
Ruhlarınız şad olsun.
Sevgi ve saygıyla efendim .

KADRİYE CERİTCİ

BENZE HABERLER Değerlerimiz Ve Değerimizin Farkında Olmak

One thought on “AHDE VEFA”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir