Küresel ısınmanın etkileri dünya genelinde hissedilirken, sıcaklıklar her yıl daha da artıyor. Bu durum, iklimlendirme ihtiyaçlarını artırmakta, ancak aynı zamanda daha sürdürülebilir ve çevre dostu çözümler arayışını da beraberinde getirmektedir. New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) binası, bu konuda dikkat çekici bir örnek sunarak çevresel etkiyi en aza indiren soğutma sistemi ile öne çıkıyor.
BM binası, Doğu Nehri (East River) kıyısında yer alıyor ve bu konumunu akıllıca kullanarak nehirden su çekerek binayı soğutmakta. Bu yöntem, günümüzde giderek yaygınlaşan ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik alternatif bir soğutma çözümü olarak değerlendiriliyor. Nehirden alınan su, cam elyaf borular aracılığıyla binanın soğutma sistemine dakikada 26 bin litre akış sağlayacak biçimde pompalanmakta. Kullanılan su, kimyasal maddelerle kirletilmeden tekrar nehre bırakılmakta, böylece çevresel dengenin korunmasına büyük bir özen gösteriliyor.
Birleşmiş Milletler binasının bu soğutma tekniği, binanın inşa edildiği 1950’li yıllardan beri kullanılmakta. 2008 ile 2014 yılları arasında gerçekleştirilen yenileme çalışmaları sırasında soğutma sisteminde de güncellemeler yapılarak daha verimli hale getirilmiş. Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre, 1990’dan beri klima kullanımı nedeniyle enerji tüketimi üç katına çıkmış durumda. Bu durum, BM binası gibi sürdürülebilir uygulamalar yapan yapılara olan ilgiyi artırmaktadır.
BM binası, suyla soğutulan tek önemli yapı değil. Dünyanın farklı yerlerinde de benzer sistemler uygulamaya geçirilmiş durumda. Örneğin Paris, Seine Nehri’nin suyundan faydalanarak soğutma sağlamaktadır. Ancak bu uygulamada dikkat çeken bir sorun var: Kullanılan su nehirlere daha sıcak bir şekilde geri bırakılmakta, bu durum da suyun biyoçeşitliliği üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeline sahip. Bu tarz etkilerin önüne geçmek adına, su sıcaklığına sınırlamalar getirilmesi gibi öneriler sunulmakta.
Enerji tüketiminin yüksek olduğu iklimlendirme sistemlerine alternatif olarak, nehir gibi doğal kaynaklardan yararlanmak; hem enerji tasarrufuna olanak tanıyor hem de çevre üzerindeki karbon ayak izini azaltıyor. Halen dünya genelinde 2 milyarın üzerinde klima cihazı kullanıldığı düşünüldüğünde, BM binası gibi örnekler, daha yaşanabilir ve çevreci sistemlere geçişte önemli bir rol model oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, New York’taki Birleşmiş Milletler binası, sadece siyasi ve diplomatik rolüyle değil, aynı zamanda sürdürülebilir çevre teknolojilerine öncülük etmesiyle de öne çıkmaktadır. Doğal kaynaklardan yararlanarak yapılan bu tip soğutma sistemleri, hem gelecek nesillerin daha temiz bir dünyada yaşaması için umut vadetmekte hem de bugünün teknolojik gelişmelerine ışık tutmaktadır.
1
Yıldırım; “Yeşil vatanımıza sahip çıkıyoruz”
11609 kez okundu
2
“Günebakan Olmayı Bırakın, Adana’nın Bakanı Olun!”
8885 kez okundu
3
Çukurova Belediyesi Hayvan Barınağı’nda 5 Kadın Çalışan Patili Dostların Umudu Oldu
5068 kez okundu
4
Adana Demirspor’un Efsane Kaptanı Tombik Ahmet Anılıyor
4939 kez okundu
5
Türk Hristiyan Birliği Kiliseleri Tapu Destekli Kefalet Senediyle Yeni Finans Dönemi Başlattı
4751 kez okundu