tezahürü olarak kelepçe vurmak

ŞİDDET İÇERMEYEN BARIŞÇIL GÖSTERİLER HAK,

REKTÖR SEÇİMİNE İLİŞKİN DEMOKRATİK YASAL DÜZENLEME GEREKLİLİKTİR

            2021 yılının ilk gününde, “1 Ocak 2021 tarih ve 2021/16 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı” ile Prof. Dr. Melih BULU’nun ülkemizin gözbebeği olan Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanması ülkenin gündemine oturmuştur.

Medyaya yansımış ve mevcut siyasi

            Yapılan atama sonrasında Boğaziçi Üniversitesinin ,başta öğrencileri ve öğretim üyeleri olmak üzere, tüm paydaşlarının haklı demokratik tepkileri yazılı ve görsel medyaya yansımış ve mevcut siyasi iktidarın uzlaşma kültürünü bir yana koymak suretiyle hükmedemediğini itibarsızlaştırma, her karşıt görüşü terör örgütleri ile irtibatlı sayma ve pervasızca isnatlarda bulunma uygulamasına devam ettiği bir kez daha görülmüştür.

Cumhurbaşkanlığı Atama Kararı

            Haklı tepkilere konu olan “Cumhurbaşkanlığı Atama Kararı”nın, siyasi iktidar tarafından 2547 s. Yasaya uygun olduğundan bahisle atamanın yasal meşruiyetinin açıklanmaya çalışıldığı görülmektedir. Oysa 2547 s. Yasanın rektör atamasına ilişkin 13. maddesinin tarihsel gelişiminin, maddenin kanunlaşma şeklinin ve altında yatan asıl saikin tartışılması ve anlaşılması gerekmektedir.

tezahürü olarak kelepçe vurmak
tezahürü olarak kelepçe vurmak

Daha açık ifadeyle bu düzenleme

Üniversitelere rektör atama işleminin seçime dayanan demokratik zeminden çıkarılıp tek adamın eline bırakıldığı bu yasal düzenleme, 2018 yılında olağanüstü hal döneminde çıkarılan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye dayanmaktadır. Daha açık ifadeyle bu düzenleme, millet iradesinin ortaya konulduğu Türkiye Millet Meclisinin bir yasama faaliyetinin ürünü olmamakla beraber, olağanüstü hal dönemine ait bir KHK’nin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Partili rektör

Getirilen bu yasal düzenleme sonrasında,  eğitim yuvası olan üniversitelere rektör atamak isteyen mevcut siyasi iktidarın veya sonraki dönemlerde gelecek siyasi iktidarların kendi teşkilat mensuplarını, milletvekili adaylarını … “partili rektör” olarak ataması sureti ile  birçok üniversitenin partilileştirileceği görülmektedir. Tam da bu noktada KHK ile getirilen düzenlemenin altında yatan saikin, ülkenin demokrasi kültürünün gelişiminin önüne geçmek, akademide ve bürokraside kadrolaşmayı kolaylaştırmak, farklı görüşlere sahip kurumsal yapıları sindirmek ve itibarsızlaştırmak olduğu görülmektedir.

Rektör atamasındaki seçimlerin kaldırılması

Parlamenter sistemin mirası olan güçlü temsil kabiliyetinin, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile gün be gün kaybedilmesinin bir başka tezahürü, rektör atamasındaki seçimlerin kaldırılması ile bir kez daha kendini göstermiştir. Yasamayı etkinleştirmenin, millet iradesini ve temsili güçlü kılmanın gereği olarak rektör atamasına ilişkin demokratik bir kanuni düzenlemenin yapılması gerektiği aşikardır. Zira Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencilerinin kendilerini temsil etmediğini düşündükleri Prof. Dr. Melih BULU’ya olan tepkileri ve onu “kayyum rektör” olarak nitelendirmeleri buna dayanmaktadır.

Barışçıl protestolarını ve tepkilerini görmezden gelmek

Öğrencilerin ve öğretim üyelerinin; üniversitenin demokratik kültürünü ve siyasal olgunluğunu gösteren, kanunlara uygun, kamu malına hiçbir şekilde zarar vermeyen ve şiddete eğrilmeyen, dayanağını Anayasa’nın 34. maddesinden alan barışçıl protestolarını ve tepkilerini görmezden gelmek, konsensüsü bir yana bırakıp bu tepkiyi tümden terör örgütleri ile ilişkilendirmek sureti ile demokrasi kültürünün baltalandığını bir kez daha üzülerek görüyoruz.

Tezahürü olarak kelepçe vurmak

İktidara düşen; kendisine yönelik her türlü eleştiriyi provokasyonlara bağlamak, tümden terör örgütleri ile irtibatlandırmak, farklı düşünen herkes hakkında terörist isnadında bulunmak ve eğitim yuvasının kapısına yasakçı anlayışın tezahürü olarak kelepçe vurmak, öğrencilerin evlerine uzun namlulu silahlarla şafak operasyonları yapmak olmamalıdır.

Hak kazanmış bir rektör getirmek,

Bunun yerine yapılması gereken; ortaya emek koyan ve hakkıyla o kapıdan giren öğrencilerin demokratik hak arama mücadelesine kulak vermek, Boğaziçi Üniversitesinin rektörlük koltuğuna  üniversite öğrencilerini, öğretim üyelerini, kültürünü , geleneğini temsil edecek ve demokratik bir seçim neticesinde hak kazanmış bir rektör getirmek, bu demokratik hak arama mücadelesini kriminalize ve provoke etmeye çalışanlar var ise bu kişileri tasfiye etmek suretiyle yarınların ve 98 yıllık demokrasimizin teminatı olan gençliğe sahip çıkmak, eğitim ve bilim yuvasında demokratik çoğulculuğu sağlamak olmalıdır.

Kurumsal aidiyete sahip

            Bir üniversiteye en üst düzey yönetici olmanın, akademik yeterliliğin yanı sıra o üniversitenin yapısına, geleneklerine, kurumsal kültürüne hakim; kurum profiline, kurumsal aidiyete sahip olmayı gerektirdiği görülmüştür. Adı intihal tartışmalarında geçen Sayın Bulu’nun, yaşananlarla ilgili olarak kendini ifade edemeyişi ve üniversitenin paydaşlarına kendini kabul ettirmek için yaptığı açıklamalar ile kaş yapayım derken göz çıkardığı görülmektedir.

DEVA Partisi Adana Hukuk ve Adalet İşleri Teşkilatı olarak:

  • Türkiye Büyük Millet Meclisinde millet iradesine dayanan, yeni bir yasal düzenleme yapılarak rektör seçimlerinde tek adam iradesinin yerine, demokratik iradeye ve seçim kültürüne fırsat verilmesini,
  • Yapılan bu atamanın, başta Türkiye’nin gözbebeği olan Boğaziçi Üniversitesine, üniversitenin paydaşları öğrencilere, öğretim üyelerine ve idari kadroya  zarar verdiğinin; atamanın toplum vicdanında, akademik camiada kabul görmediğinin  fark edilmesini ve tüm bu nedenlerle Sayın Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesine yapacağı en faydalı iş olarak istifa etmesini
  • kamuoyu adına talep ediyoruz.

DEVA Partisi Adana İl Başkanlığı                         

Hukuk ve Adalet İşleri Başkanlığı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir