Haysiyet celladı!

Haysiyet celladı!

Bataklık her zaman istenmeyen haşerelerin üremesi için en müsait koşulları hazırlar…

Çürüyen kapitalizm de iki ayaklı haşerelere yataklık yapar!

Beyni iğdiş edilmiş, ruhunu şeytana satmış, insanlıktan nasibini almamış yaratıklar maselef böylesi uygun koşullarda; bulundukları karanlık ortamlardan çıkarak, zehir kusmaya başlar…

İçinde bulunduğumuz koşullarda bu tür iblislerle daha sık karşılaşır hale geldik.

iblislerle daha sık karşılaşır hale geldik.

Sabrımızın sınırlarını zorlayan, ahlaksız, basiretsiz, kifayetsiz, her türlü küfre layık olan bu zihniyetteki münafıklar; maalesef toplumu bölmeye-ayrıştırmaya, insanları ötekileştirmeye, kendi tabanlarını kemikleştirmeye yönelik kin ve nefret tohumları ekmeye başladı.

Uzaktan kumanda edilen, toplum psikolojisiyle oynamayı alışkanlık edinmiş, efendisine yaltaklanmak için kırk takla atan bu şahsiyetsizler; bitmek tükenmek bilmeyen atraksiyonlar yaparak, önlerine atılacak kemik için çabalar durur…

Kimi zaman eğitimci, kimi zaman siyasetçi, kimi zaman din adamı

Bunlar kimi zaman eğitimci, kimi zaman siyasetçi, kimi zaman din adamı, kimi zaman sivil toplum örgütü yöneticisi, kimi zaman gazeteci, kimi zaman işadamı, kimi zaman da sporcu kılığındadır.

Yani tam bukelemun gibi! Her kılığa, her kalıba girebilir. Omurgasızdır…

Bunların en tehlikelisi ise; eğitimci kılığında olandır.

Çeşitli ünvanlara sahiptir. Kendisi okumuş, bir şekilde (!) akademik ünvan sahibi olmuştur ama okuyan, araştıran, sorgulayan, aydınlık beyinlere düşmandır.

Toplumun geleceğini; okumamışların ferasetinde gören de vardır, sapkın zihniyetlerin esiri olup her türlü alçaklığa imza atan da!

Hatta aralarında; emperyalizmin işbirlikçiliğini ve savunuculuğunu yapıp, biat ve kölelik kültürünün yerleşmesi için çabalayan da vardır.

Kimi fesli, kimi şapkalı, kimi cüppeli, kimisi de takkeli-takunyalı olarak karşımıza çıkar.

İnsanların yaşam biçimlerine saldıran, onları kendi kıt ve sığ düşünceleriyle yargılayan, çağdışı fikirlerin esiri yapmaya çalışan bu tipler, son zamanlarda oldukça cesaretlendi.

Bu mahlukatların beslendikleri ortam, zemin onlar için müsait hale geldi.

Ekonomik kriz ve ülke kaynaklarının hızla yağmalanması, fakirleşmeyi giderek artırdı.

Bu zeminin yaratıcıları; öncelikte eğitim sistemini zaafa uğratmaya, aydınlıktan-demokrasiden ve çağdaşlıktan yana olanları sistemin dışına çıkarmaya, tasfiye etmeye başladı. Sonrasında eğitimde reform adı altında; kafa karışıklığı yaratacak, suyu bulandıracak, bilgi kirliliği yaratacak, uzaktan kumandalı ve intihal yaparak avantadan akademik unvan sahibi olanları ortalığa saldı.

Her türlü iletişim kaynaklarını kullanan bu piyonlar da kendilerine düşen rolü sergilemeye başladı. Bu yönde kurulu-kumandalı olanlardan en son gündeme geleni de yine Prof.ünvanlı biri. Bir şekilde sahip olduğu Prof. ünvanına yakışmayacak ve asla kabul edilmeyecek şekilde, üniversite gençliğine alçakça sözlerle saldırıya geçti.

Daha önceleri de; Cumhuriyetin kurucusu Atatürk başta olmak üzere toplumsal değerlere yönelik saldırılarıyla bilinen, karanlık odakların elinde din soslu yayınlarla bir çok provakasyona imza atan, birilerince cesaretlendirilip-kollanan bir TV’nin canlı yayınında karşımıza çıktı.

Kurulduğu koltuğa yayılıp, yüzünde sinsi ve gevrek bir gülümseme ile gayet kendinden emin, aldığı suflenin hakkını vererek gevşek ve iğrenç laflar edip, zehrini kustu.

Haysiyet celladı!

Bir üniversitenin öğretim üyesi olduğu öğrenilen bu iğrenç mahluk; eğitim kurumlarını da zan altında bırakacak şekilde, ülkemizin geleceği üniversite gençlerine ağır hakaretlerde bulundu. Üniversiteleri ‘Fuhuş yuvası’ olarak nitelendirdi. Bu alçakça sözleri; gaf olarak değil, tepkiler karşısında bile yeniden dillendirme cüretini gösterdi. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek, aşağılamaya çalışan, giydiği eğitimci cüppesine ihanet eden, kabul edilmesi ve hoş görülmesi imkansız lafları sıralayan alçak; zamansız öten horozdu.

Haysiyet celladı! Toplumsal vicdanı yaralayan, infial yaratan, ilim ve irfandan yoksun bu sapkın düşüncelere sahip alçaklar; birilerinden cesaret bulmasa böylesine rahat hareket edemez.

Bu edepsizler; aslında toplumun sigortalarıyla oynayarak, vatandaşın tepkisini ölçüyor. Egemenlerin istediği ortamın oluşup-oluşmadığını test ediyorlar. Yani iki adım ileri sonrasında da bir adım geri atarak; yine de amaçlarına bir adım daha yaklaşıyorlar.

Bunların son yıllarda sıkça toplumu gerecek ve kutuplaştıracak şekilde ortalığa çıkmaları tesadüf değil elbet. Gizli bir el tarafından ortalığa salınıyor ve bir anlamda toplumsal barometre rolünü üstleniyorlar.

Karanlık odakların amaçlarını ve kullandıkları

Daha önceleri yaşandığı gibi bu son örnekte de bu piyonları kullananlar, sırtını sıvazlayanlar; ortaya çıkan öfke ve nefret karşısında kullandıkları piyonu terkedip, sahipsiz bıraktı.

Bu haysiyet celladının peşini bırakmamak, her platformda bu haşareleri yaratan sistemi eleştirmek, bu kanserli hücrelerin bilim yuvalarından sökülüp atılmasını sağlamak için: karanlık odakların amaçlarını ve kullandıkları argümanları deşifre ederek, toplum nezdinde mahkum etmek zorundayız.

Ancak bu duyarlılık ve hassaslık devam etmez, içselleştirilmez ve bir süre sonra unutulursa; kullan-at şeklinde dizayn edilen piyonların arkasındaki güçler, ortalığın yatışmasını bekleyip, demokrasi yanlısı sahte bir maskeyle ortaya çıkıp, cafcaflı laflar ederek; akademik ifade özgürlüğü sınırlarını zorlamaktan dolayı, hafifletilmiş bir cezayla piyonlarını korumaya devam edecekler ve yenilerini piyasaya sürmek için uygun ortam kollayacaklardır.

YUSUF ASLAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir