30 Temmuz 2026 Perşembe
Emin Pişkin “Deprem bir doğa olayıdır, afet ihmaldir”
ANKARA SİYASETİNDE YENİ DÖNEM
TGF'den Kırıkkale'ye Çıkarma: "Yerel Medya Demokrasinin Güvencesidir"
DUYGULARIMIZIN HAYATIMIZDAKİ ÖNEMİ
İSO İkinci 500’de AOSB’den 15 Firma
16. Uluslararası Trabzon Sanat Günleri: Ustaoğlu Söyleşisi ve Plaket Töreni
Topluma sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşam anlayışı kazandırmak amacıyla kurulan Sağlıklı Yaşam Vakfı, bireylerin ve toplumun daha sağlıklı, mutlu ve barış içinde yaşamasını hedefleyen bir sivil toplum kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdürüyor.
Vakfın amaçları arasında; başta kadınlar ve engelliler olmak üzere toplumun tüm kesimlerine daha kaliteli ve sürdürülebilir bir yaşam sunmaya yönelik faaliyetlerde bulunmak, bu doğrultuda araştırmalar yapmak, köy projeleri geliştirmek ve uygulamak, sağlıklı yaşam ve spor programları oluşturmak ile sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamak yer alıyor.
Sağlıklı Yaşam Vakfı’nın temel faaliyet alanlarından biri de çevre bilincinin artırılması ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakılması amacıyla çeşitli çalışmalar ve etkinlikler düzenlemek olarak öne çıkıyor.
Vakfın en önemli projelerinden birini, her insanın sağlıklı bir yaşamı hak ettiği anlayışından hareketle “Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü” projelerinin hayata geçirilmesi oluşturuyor.
Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Aziz Hatırasına İthaf Edildi
Bu amaç ve hedefler doğrultusunda Sağlıklı Yaşam Vakfı, bireylerin ve toplumun sürdürülebilir, sağlıklı ve barış içinde bir yaşam sürmesine katkıda bulunan kişi, kurum ve kuruluşlara “Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü” verilmesini kararlaştırdı.
Bu kapsamda, Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü, Sağlıklı Yaşam Vakfı tarafından, toplum sağlığına verdiği büyük önem ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi doğrultusunda ortaya koyduğu barış vizyonu dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasına ithaf edildi.
Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülleri Verilmeye Devam Edecek
Edinilen bilgilere göre, Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülleri’nin sürdürülebilir bir anlayışla devam ettirilmesi ve önümüzdeki süreçlerde de sağlık ve barış alanlarında topluma değer katan kişi, kurum ve kuruluşlara takdim edilmesi planlanıyor.
UDİMED & NOVACELL AJANS /İSTANBUL – 22 Ağustos Cuma günü Türk Hristiyan Birliği Kiliseleri Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, küresel finansal pazarların Türkiye üzerindeki etkileri ve girişimcilik vizyonu üzerine hazırlanan kapsamlı rapor kamuoyuna sunuldu. Raporda, Çin sermayesinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri, dijitalleşmenin iş dünyasında yarattığı dönüşüm ve geleceğin ticaret dinamikleri ayrıntılı olarak ele alındı.

Türkiye Ekonomisinin Geleceği Masaya Yatırıldı: Çin Fonları ve Evde Girişimcilik Çözüm Olabilir
Türk Hristiyan Birliği Kiliseleri Kurucu Başkanı Randy Cihan Bektaş’ın açılış konuşmasıyla başlayan toplantıya, Çin Konsolosluğu adına Bay Yang, iş dünyasından önemli isimler, sivil toplum temsilcileri ve uluslararası gözlemciler katıldı.
Raporda uzun süreli saha gözlemlerini paylaşan analiz uzmanı Hatice Ciğer, Türkiye’deki girişimcilerin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmak için yeni stratejilere ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Ciğer, özellikle yüksek faiz oranları, CEO ve finans uzmanı eksikliği, aile şirketlerinin kurumsallaşamaması gibi sorunların Türkiye ekonomisinde risk oluşturduğunu dile getirdi.

ANALİZ UZMANI HATİCE CİĞER
Toplantıda öne çıkan başlıkların başında Çin sermayesinin Türkiye’deki etkisi geldi. Çin bankalarının sunduğu 5 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl %8 faizli kredi fonları ve sigorta destekli finans sisteminin, Türk iş dünyası için kritik fırsatlar sunduğu belirtildi. Çin’in likit fonları, sadece sermaye değil aynı zamanda tüketici davranışlarını yönlendirme gücü ile de ön plana çıktı.
Gündoğan Şirketler Grubu ve Bing Group Yönetim Kurulu Başkanı Salih Öncü, Türkiye’nin sağlık ve değer odaklı ürünler üretmesi gerektiğini belirterek, inşaat sektöründen dijital pazarlara kadar birçok alanda Çin teknolojilerinden faydalanılabileceğini ifade etti. Deprem örneği vererek, Türkiye’nin teknolojik altyapı eksikliklerini gidermesi gerektiğini vurguladı.

RANDY CİHAN BEKTAŞ
Türk Hristiyan Birliği Kiliseleri Yönetim Kurulu Üyesi ve Liberal Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Aday Adayı İlker Tekbaş, tedarik zincirinin esnekliği ve dayanıklılığının küresel krizlerde belirleyici olacağını söyledi. Tekbaş, kurumların finansal departmanlar, hukuk birimleri ve reklam uzmanlarının stratejik vizyonlarıyla hareket etmesi halinde krizlerin daha kolay aşılabileceğini belirtti.
“Uluslararası Dinamikler ve Yerel Yansımaları” başlıklı panelde, yeni nesil tüketici talepleri, teknolojik dönüşüm, turizm sektörü ve makro ekonomik eğilimler masaya yatırıldı.
Toplantıya;
Karadeniz Konfederasyon Başkanı Sıtkı Ada,
Rus Konsolosluğu temsilcisi Viktor Ivankov,
Mormon toplumu temsilcisi Serdar Yılmazel,
MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Sami Şahin,
Hawthorn Suites By Wyndham Yönetim Kurulu Başkanı Soysever Bilgiç,
Amerikan ve Hollanda misyon gruplarından temsilciler
gözlemci olarak katıldı.

Toplantının genelinde; Türkiye’nin küresel finansal pazarlarla entegrasyonunun artırılması, dijitalleşmenin ekonomide anahtar rol oynaması ve Çin sermayesinin Türkiye’de uzun vadeli bir oyuncu haline gelmesi gerektiği vurgulandı.
Hepimiz de var olan değersizlik nasıl buharlaşır?
Değersizlikten tamamen özgürleşmek mümkün mü?
Bu hayati soruları Dünya Değişim Akademisi’ndeki Değişim Uzmanlarına sorduk çok etkili cevaplar aldık bu değerli bilgileri sizlerle paylaşıyoruz.
Bir insan hayatındaki pozitif olan herkese ve her müteşekkir olmalıdır. Birey gelisim yolundaki başarıları, deneyimleri, potansiyelleri, pozitif eylemleri, özellikler için kendisini takdir etmelidir.
İnsan özellikle ona değer veren ve onun değer verdiği herkese minnet duymalıdır. Bu minnet duygu tıpkı suyun ateşi söndürmesi gibi değersizlik his buharlaştırır. Birey şükredebileceği şeyleri hafızasına kaydetse sayısına şaşırır.
Bir insanın kendisini her şeyiyle kabul etmesi kendine değer vermesinin temelidir. Gelişirken insan tüm hataları ve kusurlarıyla bile değerli bir varlık olduğunun farkındadır. Yeryüzünde kimse mükemmel değildir.
Aklı başında olan herkes kendisinde bir şeyleri değiştir mek ister ve bu istek bir soruna işaret etmez, akıllılığa işaret eder. Zira değişmek istemeyen insan asla ve asla gerçek insan olamaz.
İşin sırın, bireyin olduğu her şeyi minnettarlıkla kabul etmesi ve olmadığı her şeyi fırlatıp çöpe atmasıdır. Zira bir insanın olmadığı şey olmak için gösterdiği tüm çabalar onu değersiz hissettirir çünkü bu bir yalandır.
Gerçek şu ki bir insan olmadığı şey olmak için ne kadar çok çabalarsa kendisini o kadar değersiz hisseder. Birey gerçekten olduğu şey olarak kendisini daha da mutlu ve değerli hisseder.
Samimiyet, mahremiyet ve güven bu unsurlar insan hayatında önemli yer tutar. Bunlardan biri olmazsa her şey eksiliyor. Benim de çok önem verdiğim bu üç konuyu sizinle paylaşmak istedim. Özellikle samimiyet ve mahremiyet konuları beni oldum olası etkileyen unsurlar olmuştur. İnsan hayatında samimiyet, mahremiyet ve güven hayati yer tutuyor. Hepsi çok özel ve önemli unsurlar. Aslında şu bir gerçek samimiyet ve mahremiyetin olduğu yerde güven kendiliğinden akıyor. Bunlar benim içimden geçenler. Bu önemli ve bir o kadar hassas konuyu Dünya Değişim Akademisi Uzmanlarına sorduk, bu eşsiz, derin bilgileri sizlerle de paylaşmak çok isterim. Eminim sizde kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Şimdi söz Uzmanlarımızda.
”İnsanın içsel dünyası mahremiyat diyarıdır. Bu içsel mahrem dünya kendine has güzellikler içerir. İnsan insan sevişirken gözlerini kapatıp bu mahremiyet diyarına dalabilir ve içsel güzelliklerin tadını çıkarabilir.
Sevişirken gözlerini kapa, tamamen tamamen iç dünyanla uyumlu hale geleceksin. Derin bir samimiyet oluşacak, aşk çiçek açacak ve mahremiyetin tadını çıkaracaksın.
Karanlıkta samimi olmak daha kolaydır çünkü beden zihin ve duygular kendini açar, aydınlıkta ise gizlenmeye çalışır. Karanlıkta çıplaklıktan utanmazsın ama ışıkta utanırsın. Karanlıkta samimiyet mahremşyetle uyumlu hale gelir aydınlıkta ise ayrılır.
Samimiyet mahremiyetle uyumlu hale gelince iç dünyanın derinliklerinde saklı olan şeyler açığa çıkar. İç dünyanın derinliklerinde saklı olan mahremiyet çiçeği açmaya başlar. Mahremiyet tohumu açık toprağa bırakılırsa asla filizlenmez.
Bu tohumu toprağın sahminin karanlık derinliklerine bırakmak gerekir. O zaman mahremiyet tohumu filizlenmeye başlar ve kocaman samimiyet ağacına dönüşür. Mahremiyet karanlıkta beslenmelidir ki, samimiyet ışığı çıksın.
Tohumun filizlenmesi için toprağun derinliğine ve karanlığına ihtiyaç var. Tıpkı bunun gibi samimiyetin oluşması için ortaya çıkması için mahrem bir zemin olmalıdır.
Mahrem bir zeminde hareket eden iki insan arasında samimiyet oluşmay başlar. Samimiyet ve mehremiyet sayesinde iki insan arasında bir birlik oluşmaya başlar. Artık kendilerini bütünleşmiş bir organızma gibi hissederler.
Samimiyet ve mahremiyet aracılığıyla, birbirlerini seven iki insan derin bir uyum yaşarlar. İşte samimiyetin getirisi budur. Sevdiğin insanın içinde erimek ve onunla bir olmak.
O zaman yabancılık hissi kaybolacak ve birlik ortaya çıkacaktır. Birlikteliğin anlamı budur – samimiyet sayesinde birbirinin içinde eriyerek birlik teşkil etmek. Samimiyet kendini bırakmak ve kendinden geçmek yani kendinden başkasına geçmektir.
Fakat kendinden başkasına geçmek içihttps://www.facebook.com/haberinsonugazetesin mahremiyete ihtiyaç var çünkü bunu üçüncü kişinin önünde yapamazsın. Samimiyetle desteklenen mahremiyet sayesinde varlığın derinliklerinde mevcut olan tüm güzellikler ortaya çıkar.
Samimi bir ilişkinin derinleşmesi için mahremiyete ihtiyaç vardır. Açık olmak muhteşem bir şey ama gizli kalması gereken şeylerde var. Gizlilik seni gizemli yapar – bu da aşkın bir parçasıdır.
İçerisi sağlam olmalıdır ki, dışarısının meydan okumaları kabul edilebilsin. Evin iç yapısı güçlü olmalıdır ki, dışarıdaki rüzgâr, yağmur ve fırtına içeri sızıp huzuru bozmasın. Tıpkı bunu gibi içeride ki samimiyet dışarıdaki samimiyet mutluluk verici olsun.”
Bu soruların cevabını Dünya Değişim Akademisi Uzmanlarına sorduk. Sevgi ile ilgili çok derin bilgiler edindi.
Herkes de var olan sevgi, koşulsuz bir hale gelince tüm evrene yayılır. Bütün canlıların kabine dokunur. Senin kalbin koşulsuz sevgiyle dolunca pek çok kalbe dokunur.
“Mesafeler koşulsuz sevgiyi engelleyemez ve kalbindeki koşulsuz sevgi çok uzaktaki kalplere de ulaşır. Çünkü bir ruhi varlık olarak siz kalp bölgesindesiniz. Hepiniz ebedi ruhi varlıklarsınız ve bu nedenle de ayrı değilsiniz. Siz ebediyen birbirinize bağlısınız çünkü aynı kaynağın çocuklarısınız. Bu yüzden varlığınız sevgiyle dolunca tüm varlıklara dokunacaktır ve sevginiz herkese ulaşacaktır çünkü KOŞULSUZ SEVGİ SINIR TANIMAZ.”

www.dunyadegisimakademisi.com